<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834</id><updated>2011-07-28T04:51:45.952-07:00</updated><title type='text'>Gördüğün Şeyler Gerçekmi?</title><subtitle type='html'>Hep şöyle diyen insanları duyarız 'Benim Hayatım'ı yazsan Roman olur' oysa hayatın kendisi zaten roman.Hayat da bi gerçekler var birde olması gerken idealler var.Fakat maalesef biz iki kavramı birbirine karıştırıyoruz...
OLMASI GEREKEN DÜŞÜNCELERE KARŞI OLANLAR OKUSUN,DİĞER KISMA HİTAP ETMEZ!!!</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>30</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-2034838799343456599</id><published>2010-10-12T16:54:00.000-07:00</published><updated>2010-10-12T19:04:58.532-07:00</updated><title type='text'>fırtınanın getirdikleri</title><content type='html'>Akşam eve geldiğinde annesi ona koşarak sarıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesi&lt;br /&gt;-Denize çıktığından ve fırtınaya yakalandığından çok korktum. Telefonun kapalıydı neden bir haber vermedin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Telefonun şarjı bitmiş. Hem merak edilecek bişey yok, geldim işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve getirdiği erzağı masanın üstüne koyduktan sonra yıkanmak için banyoya girdi. Yıkanırken derinden bir ses duyuyordu. Adını söylüyordu sanki ona, ama sanki kimsenin anlamadığı farklı bir dille konuşuyordu ses. Daha dikkatli dinlediğinde, iyileşeceksin, sadece nefes almayacak birgün benimle konuşabileceksin diyordu ses.Çok hoş bir bayan sesiydi duyduğu ve aynı zaman da çok tanıdık. Ama kimin sesi olduğunu ve konuşmanın hangi dilde olduğunu anlayamamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesinin tuvaletin kapısından seslenmesiyle kendine geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Ne oldu anne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne&lt;br /&gt;-Oğlum hadi çık artık yemek hazır. Bir saattir banyodasın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;- O kadar oldumu ya? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dedikten sonra banyodan önce çıkardığı kol saatini kontrol etti. Gerçektende neredeyse bir saattir bayodaydı, fakat sanki iki dakika önce girmiş gibiydi. Alelacele yıkanmasını tamamlayıp. Banyodan çıktı ve odasına gidip giyindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemek için mutfağa geldiğinde annesi kızgın bir şekilde onu bekliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne&lt;br /&gt;-Oğlum dışardayken telaşlandırıyorsun, evdeyken telaşlandırıyorsun Ne zaman beni düşüneceksin sen?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Anne valla zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım. Sanki iki dakika sürmedi suya girip çıkmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne&lt;br /&gt;-Ah oğlum ah, hep böyleydin sen. Suya girdinmi çıkmak bilmezdin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemeklerini bitirip sofrayı topladıktan sonra, çocuk televizyon karşısına geçti ve haberlerin sonunu seyretmeye başladı. Hep aynı haberler vardı, saçma sapan politik kavgalar, evine barkına haciz gelenler, trafik kazaları, birbirini öldürenler. Bukadar karamsar haberden sonra egede olan fırtına haberi çıkınca dikkatli birşekilde izlemeye başladı çocuk. Evet gerçektende Serabın dediği gibi çok büyük bir fırtına olmuştu, ama meteorologlara göre bukadar büyük bir fırtına ilkdefa bukadar bariz belirtiler gösteriyordu. Neredeyse iki gün boyunca fırtına olacağına dair işaretler ve belirtiler oluşmuş. Basıncın sık ve ani şekilde düşmesi, daha önceden hiç olmayacak bir biçimde rüzgarın yavaş yavaş şiddetlenmesi, ve son gün yüksek hava basıncının yavaş ama istikrarlı yer değiştirmesi, hiç anlamayan kişiler bile havanın bozacağını anlardı diye yorum yapıyordu meteorolojistler. Çocuk hayretle, rüzgar nerelerde acaba diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anne&lt;br /&gt;-Oğlum ne rüzgarı?, deminden beri diyorya egede fırtına var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-yok anne yanlış söyledim, rüzgar nerden çıktı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diye çevirdi lafı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırtına haberi bittikten sonra, annesinden izin isteyip ve binbirtürlü laf döküp dışarıya dolaşmaya çıktı çocuk. Karanlık, deniz kenarı bir parkta oturup sigarasını yaktı. Hava durulmuştu. Sanki fırtına hiç olmamış gibi denizde dalga kıprdamıyordu. Denize bakıp sigarasını içerken kısık bir ses duydu. Sesin geldiği tarafa doğru odaklandı, denizin içinde belli belirsiz bir karartı gördü. Biraz daha dikkatli bakınca sesin sahibinin tanıdık olduğunu anladı. Afromaid di bu! nekadar çok zaman olmuştu görmeyeli! oturduğu banktan kalkıp, denizin kenarına yaklaştı ve büyükçe bir taşın üzerine oturdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Afromaid nerelerdeydin? neden kayboldun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afromaid&lt;br /&gt;-Rüzgar benle konuşmasaydı hiç gelmezdim. Beni çok üzdün sen!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Rüzgar seninlemi konuştu? hem ben seni neden kızdırmışım ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afromaid&lt;br /&gt;-O fani kızla konuştuğunu gördüm. Sana sevgilim hayatım diyordu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Saçmalama afromaid, o kız benim arkadaşım. Benden hoşlandığını hatta bana aşıkolduğunu sanmıştı ama ben ona karşı birşey hissetmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afromaid&lt;br /&gt;-O kıza aşık değilsin yani?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Hayır değilim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afromaid&lt;br /&gt;-Peki bana aşıkmısın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;- Aslına bakarsan senden hoşlandım. Ama rüzgar bana, babamı ve annenle olanları anlattı ve ben buna çok kızgınım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afromaid&lt;br /&gt;-Ama benim hiç suçum yok. Babam, anneme aşıktı ve annemde babanı seviyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;- Annen babamı sevseydi, onu delirtip denizlerde kendisini ararken ölmesine sebep olmazdı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afromaid&lt;br /&gt;- Baban ölürken dünyanın en mutlu adamıydı, annemin kolları arasında öldü. Hala mutlu ve birbirlerine aşıklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;- Nedemek birbirlerine aşıklar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afromaid&lt;br /&gt;- Faniler hayattayken bizlerle beraber olamaz. Ama öldükten sonra, dünyanın sonuna kadar beraber yaşayabilirler. Babanda annemle beraber yaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Sen ciddimisin? babamı görebiliyormusun sen?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afromaid&lt;br /&gt;- Aslında senede birgün, ölüler gününde görebiliyorum. Ama mutlu olduğunu anlamak için bir dakika konuşmak bile yetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;- Afromaid, babamı bende görebilirmiyim? banada gösterirmisin babamı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afromaid&lt;br /&gt;- Bak hem babanı görmek için, hemde beraber olabilmemiz için ölmen lazım! hem madem o kızı sevmiyorsun, banada ilgin var, ozaman yaşayıp napacaksın? ölürsen beraber olabiliriz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk Öfkeyle ayağa kalkıp;&lt;br /&gt;- Sen nedemek istiyorsun? arkamda bukadar şeyi bırakıp senin için ölmemi mi nasıl istersin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afromaid&lt;br /&gt;- Ya nasıl oluyorda bana karşı gelebiliyorsun? annem bana hiçbirşey öğretememiş, normalde siz fanilerin benim için delirip denizde yolumu gözlemesi gerekir, benim için ölmeye cam atmaları gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam o sırada, çocuk yanına dönüp&lt;br /&gt;-Rüzgar, gizlenme madem afromaid i sen gönderdin, burdaki konuşmaya katılman lazım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afromaid&lt;br /&gt;-Saçmalama rüzgar burda değil, hem sen gizlenen bir tanrıyı göremezsin. Ben bile yarı tanrı olmama rağmen gizlenen bir tanrıyı göremem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözleri bittiği anda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar belirerek&lt;br /&gt;-Çocuk beni göre biliyor afromaid! üstelik bütün vücudumu görüyor! dedi ve arkasından güldü!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afromaid&lt;br /&gt;-Poseidon aşkına, nasıl olurda bir ademoğlu, saklanan bir tanrıyı görür?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;- Afromaid tanrılara ne çok soru soruyorsun! nasıl olurda ben bir faniyi kendime delice aşık edemiyorum diyorsun! nasıl olurda bir ademoğlu saklanan bir tanrıyı görebiliyor diyorsun? ama farkında değilsin, asırlardır ilk defa tanrılarla konuşan biri için bu soruyu soruyorsun! ben seni çocuğa gönderdiğimde kendine aşık etmek istediğin için ondan özür dilemen için göndermiştim. Oysa sen onu kendine aşık etmeye çalıştın ve hatta sırf kendi egon için ölmesini istedin! sana verilecek ceza için Abim posidonla konuşmamı istermisin yoksa bütün bu yaptıkların için pişman olup özür dileyecekmisin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afromaid çocuğa dönerek;&lt;br /&gt;-Özür dilerim. Yalvarırım beni affet yüce denizci &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dedi ve hızlı bir şekilde suya dalıp gözden kayboldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Neden böyle yaptın rüzgar? ben afromaidden sanırım gerçekten hoşlanıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Hoşlanmak, aşık olmak başka şeydir, kölesi olmak başka şey. Denizkızları kendilerine köle olan erkeklerle beraber olurlar ve bunun için bu erkeklerin kendilerini öldürmeleri gerekir. Sen bugün afromaid in bu isteyine karşı gelerek binlerce yıldır hiçbir ademoğlunun yapamadığını yaptın! üstelik beni görebilmende çok az ademoğlunda olan bir özellik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-İyide neden bukadar olağan dışıyım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Bilemiyorum çocuk. Ama Yüce Zeus a gidip bunu sorucağım. Zaten bütün tanrılar seni konuşuyor. Bu gece afromaid i reddetmen de işin cabası oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Zeus a benim nasıl olupta bunları yapabildiğimi mi soracaksın yani? Zeus beni tanırmı ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Zeus bu dünyadaki her canlıyı tanır çocuk! sen ona inanmasanda o seni bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;- Hayır ben Zeus a inanıyorum! hatta sana inanmadan önce bile ona inanıyordum sanaırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;- Bu çok normal çocuk. Doğan her ademoğlu onun nefesiyle canbulur, fakat sonradan unutur. Herneyse, sen nezaman yolculuğa çıkabileceksin bakalım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;- Ne yolculuğu rüzgar? sanki teknem varmış gibi konuşuyorsun. Ufacık teknemle çanakkaleye gidemem ben!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;- Ufacık olduğunu kim söyledi.Koskoca 12 metre teknen var artık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;- Nasıl yani? rüzgar dalga geçme benimle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;- Gel benimle de sana göstereyim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ve çocuğu kuvvetli rüzgarına katarak göğe çıkardı. Çocuk rüzgarın kollarında biraz korkak ve heyecanlı bir şekilde uçuyorum diye çığlık attı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;- Uçmak neçok heyecanlandırdı seni, yoksa sana tekne hediye etmek yerine pırpır uçamı versem diye kahkaha attı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk, heyecanlı bir şekilde sordu &lt;br /&gt;-Bana tekne mi hediye edicen? diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar sabret az kaldı derken, çanakkale üzerine gelmişlerdi bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tatlı bir esintiyle yere indikleri yer, karanlık bir balıkçı barınağıydı. Çocuk burası neresi diye sordu. Rüzgar karaya oturmuş ve baya hasar görmüş bir tekneyi göstererek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İşte senin teknen, bak bakalım beğenecekmisin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Bumu benim teknem? gerçekten beim mi? ama nasıl olur? bana bu tekneyi vermezlerki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Yavaş ol küçük dostum, tek tek sor. burası ayvalıkta bir balıkçı barınağı. Bu tekneyi sahibi sana yarın hediye edecek. Aslında hediye ettiği için mutlu olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Nasıl bir adam bu tekneyi bana hediye eder ve bundan mutlu olur ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Denizi bilmeyen, anlamayan ve sadece hava atmak için tekne almış bir adam. Bak dostum fırtınayı çıkarmamın tek sebebi buydu, daha önceden çok uyarı yaptım. Fırtınanın geleceği belliydi ve bukadar uyarıya rağmen teknesine sahip çıkmayan, onu korumayanlar oldu. Bu adamda geçen haftasonu teknesi ve kaptanıyla denizde tur yapıyordu. Önce kaptanını, misafirlerinden kıskandığı için kovdu. Sonrada tatilini yarıda bırakıp İstanbula döndü. Tabii haliyle tekne bu balıkçı barınağında kaldı. Okadar uyarı yapmama rağmen adamın umrunda olmadı ve teknesinin halatlarını sağlamlaştırmadı. Sonunda tekne fırtınada karaya çıktı ve baya hasar aldı tabii ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Tekneye yazık olmuş. İyide neden tekneyi bana hediye etsin ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-İşte orası en güzel yeri, adam kaptanı kovduğu için denizcilik kanunlarına göre kazadan birinci derecede sorumlu. Kaptanlık ehliyeti olmadığı için ve o tarihte kaptanı olmadığı içinde ayrıca suçlu. Eğer tekneyi başkasına vermezse ceza alacak. Bu bilgi bu akşam adama verildi ve adam bir sürü kişiyle konuştu, kimse tekneyi satın almak istemedi. Adam tekne sahibi olduğu sürece sorumlu olacak. Ama yarın sen gidip teknesi ile ilgilendiğini ve ücretsiz tekneyi verirse kurtulacağını söyleyeceksin ve tekne senin olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-İyide neden bana versin ki? yakınlarından birine verir. Baya para eder bu tekne, önce birine vermiş gibi gösterir sonrada satar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;- Adam parayı önemsemiyor. Teknesinin kıymetinide bilmiyor. Zaten bu tekneyi bir daha görmek istemiyor çünkü misafirleri kaptana aşık olunca gururu kırıldı. Sen merak etme biz tanrılar olacak olayları bazen sezeriz. Bu tekneyi adam yarın sana verecek. Hadi şimdi gidelim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Gitmeden tekneye, dokuna bilirmiyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar gülerek&lt;br /&gt;-Ah siz romantik denizciler, tamam dokun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk tekneyi okşayarak&lt;br /&gt;-Zavallı kız, neler gelmiş senin başına? ama korkma yarından itibaren benim yoldaşım olacaksın. Seni ilk günkü gibi temiz ve bakımlı yapacağım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar &lt;br /&gt;-hadi gidelim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk rüzgarın yanına giderken bir ses duydu. Kulak kabarttığında tekneden geldiğini anladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Neden durdun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Tekneden biri birşey diyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Kontrol etmiştim, teknede kimse yoktu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-duyduğuma eminim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Bakalım o zaman&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk teknenin yanına yanaştı ve&lt;br /&gt;-Kimvar orda?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ses gelmeyince tekrarladı&lt;br /&gt;-Kim var orda?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu defa, nasıl olurda beni duydu acaba diye mırıldanan bir ses duydu. Ama olamaz, ses tekneden geliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk tekneye dokunarak&lt;br /&gt;-Senmi konuştun kızım? diye sordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekne&lt;br /&gt;-evet ben konuştum, ama sen beni nasıl duyarsın diye telaşlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;- Olamaz sen, cansızlarlada konuşabiliyorsun! bu daha önce hiçbir ademoğlunda gözükmeyen birşey, tanrıların bile çok azı bu kabiliyete sahip. Zeus adına nasıl olur bu?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk telaşla, tekneye dokunarak&lt;br /&gt;-Ne demiştin bana?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekne&lt;br /&gt;-Lütfen gitme demiştim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Gitmemiz lazım, ama geri geleceğim merak etme!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;rüzgara dönerek hadi gidelim yüce dostum dedi ve rüzgarın konuşmasına fırsat vermeden rüzgara sarıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beraber çocuğun evinin arka bahçesine kadar geldiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Nasıl olabilir halşa anlayamıyorum. Sen nasıl olurda bir tekneyle konuşabilirsin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Rüzgar, sanırım ben deliriyorum. Bana ne olduğunu lütfen öğren. Bunu öğrenmeden hiçbirşey yapamam. Deniz kızlarının dilinde konuşuyorum. senle konuşabiliyorum, teknelerle konuşabiliyorum! bana noolduğunu öğrenmen lazım. Lütfen Zeusla bunu konuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Tamam dostum. Yarın Zeusu ziyaret edip bunu öğreneceğim. Ama sözver, sende yarın teknenin sahibini ziyaret edeceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Merak etme söz veriyorum, gideceğim sahibine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar evin önünden ayrıldı ve çocuk yavaşça evine girdi. Annesi çoktan uyumuştu. Yatağına yatmadan olanları düşündü. Hem heyecanlıydı, hem mutluydu hemde korkuyordu. Sigarası bitince yatağına yattı ve gözlerini huzurlu bir şekilde kapadı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-2034838799343456599?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/2034838799343456599/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=2034838799343456599' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/2034838799343456599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/2034838799343456599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2010/10/aksam-eve-geldiginde-annesi-ona-kosarak.html' title='fırtınanın getirdikleri'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-4560878292020615324</id><published>2010-05-08T18:16:00.000-07:00</published><updated>2010-10-12T19:06:26.598-07:00</updated><title type='text'>fırtına geliyor.</title><content type='html'>Aklın bir karış havada, işleri yetiştiremediğin gibi. Müşterilerle ilişkilerinde iyi değil. Üstelik iş arkadaşlarında senden şikayetçi. Dikkatini topluyamıyorsun, kimseyle muhabbetin yok. Kendine gelmezsen seni işten çıkartmak zorunda kalacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana diyorum! cevap versene bana! nereye daldın yine?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patronunun sözleriyle biranda kendine gelen çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Haklısınız efendim, kusura bakmayın. Bir süredir kendimi iyi hissetmiyorum ama söz toparlanacağım dedi ve konuşmanın bitmesini beklemeden müsadenizle diyerek odadan çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Of allahım, nekadar da berbat bir konuşmaydı! üstelik şikayet edilen sadece benim! benim şikayet etmeye hiç hakkım yok çünkü yaşamak için bu lanet işe muhtacım! diye düşünürken kendine bir çay alıp masasına oturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masasına doğru gelen serabın silüetiyle irkilip kafasını kaldırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serap&lt;br /&gt;-Vay vay vayy, yelkenci arkadaşımız yine fırçayı yedi sabah sabah. Söylesene hersabah bu adamın bağırtısı ile güne başlamaktan usanmadın mı?! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Usandım ama ne yapayım, muhtacım bu işe biliyorsun &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serap&lt;br /&gt;-İyide hiç muhtaç gibi çalışmıyorsun. Daha çok geçici bir işmiş gibi, zaman öldürür gibi yapıyorsun işlerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-N yapayım serap? hayatım boyunca bu allahın cezası işyerinde ve uymam gereken milyonlarca aptal kuralla yaşamayı nasıl kabullenebilirim ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serap&lt;br /&gt;-Neymiş o uyman gereken milyonlarca aptal kural? İşini yapma mecburiyeti gibi mi? diyerek hafifçe tebessüm etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Hayır!. her sabah tıraş ol. fiyatı maaşının yarısı kadar olan ayakkabıları giy. Maaşının diğer yarısıyla aldığın takım elbiseyi giy. Muhakkak 2 ayda bir telefonunu yenile.Bunun gibi kurallar bana sıkıcı ve katlanılmaz geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serap&lt;br /&gt;-Ne o yine anarşist damarın kabardı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;- Haksızmıyım ama? istemediğin şeyleri yaparak nasıl işini severek yapabilirsin ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serap&lt;br /&gt;-Seni anlayamıyorum, güzel kıyafetler giymenin, kendine bakmanın, kaliteli yerlerde yemek yemenin, araba almanın neresi kötü ki?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;- Aslına bakarsan kötü olan bunlar değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serap&lt;br /&gt;- Ee daha ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-kötü olan bunlar olmadan saygı görememek! bunlara sahip olmadan işyerinde herkesin sana öcü gibi bakması. Çevrendeki insanların seni serseri olarak görmesi! dedi ve devam etti Mesela bir işyerine başvurdun, eğerki takım elbisen kaliteli, ayakkabın gıcır gıcır değilse, seni işe alacak olan kişi seni yemekyediği yada eğlendiği biyerlerden hatırlamıyorsa,telefonun kameralı değilse, işe girmen imkansız! Oysa zaten işi olmayan birinin bukadar pahalı eşyaları alması mümkün değil! bu saçma değilmi sence?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serap&lt;br /&gt;-Tamam dediklerinde haklı olabilirsin belki, ama bak sen işe girmişsin. Şimdi neden kazandığın paraları harcamıyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Harcamıyor değilim. Sadece başkalarının istediği gibi harcamadığım için, harcamıyormuşum gibi geliyor size. Kameralı cep telefonum yok çünkü, eğer onu alırsam biyerlere gitmek için param olmayacak yada fazla mesai yapmak zorunda kalacağımdan zamanım olmayacak bu yüzden de zaten fotoğraf çekemeyeceğim. Pahalı kıyafetlerim yok çünkü onları karşılamak zorunda olduğum için katılmam gereken toplantılarda giymem gerekmiyor. Pahalı yerlerde yemek yemiyorum, çünkü oralarda yemek yiyen diğer adamlarla ahbap olup, pahalı restoranların hesaplarını ödeyebilmek için iş koparmam gerekmiyor. Yani anlayacağın baştan mecburiyetleri eliyorum. Anlıyormusun beni?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serap&lt;br /&gt;-Aman aman iyi, sen şimdi tuvaletede gitmezsin, nede olsa yemek yemen gerekmez böylelikle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Off serap yaa, tabii ki benimde mecbur olduğum şeyler var. Konuyu çarpıtma allah aşkına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serap&lt;br /&gt;- Ne gibi şeyler mesela? hem sen bu dünyadaki en pahalı sporlardan birini yapmıyormusun? hala boşa para harcamaktan nasıl bahsedersin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;- Yelken dünyanın en pahalı sporlarından biri olabilir, ama denizcilik parayla alakalı değildir serap. Çok az paraylada yapılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serap&lt;br /&gt;-İnsanın senin ki gibi fındık kabuğu kadar bir külüstür ü olursa onun adı denizcilik olmaz canım! beni gezmeye çıkardığında batacaz sandım! oysa bak cengiz bey 20 metre yatıyla geziyor herhafta sonu, üstelik parkettmesi zor olduğu için kaptanda tutmuş kendine. Ee tabi bütün bunlar için para gerekiyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;- Serap bikere ona parketme denmez, karaya bağlanmak denir. İkincisi eğer teknemi başkası kullanacaksa ben neden para harcayayım ki? asıl amaç yelken yapmak, dümen tutmak değilmi? 20 metre kısmına gelince, ben onun yarısı kadar tekneyle dünyayı dolaşırım. Cengiz beyse o koca tekneyle marinadan çıkıyor, adaya gidiyor. Teknenin 3-4 kamarası var ama birini bile kullanmıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serap&lt;br /&gt;- Amaaan senle laf yarıştıracak değilim. Ama senin külüstürle şu an egede olsan çoktan boğulmuştun. Hoş 20 metreyle de tutunamaz ya insan bu fırtınaya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;- Ne fırtınası Serap?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serap&lt;br /&gt;- Oo birde denizci olacaksın! haberin yok! egede geceden beri fırtına var, bütün televizyonlar gösteriyor. Daha önce bukadar şiddetli bir fırtına olmadığı söyleniyor, hatta hortum bile çıkmış. Yat kalk dua et denizde olmadığına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk okkalı bir küfür sallayıp hemen internetten haberler baktı. Evet serabın dedikleri doğruydu. Egede çok şiddetli fırtına vardı ve buyüzden 1-2 yat batmıştı. Hemen denizci sitelerine girdi. Herkes fırtınadan bahsediyordu ama belirtileri farkedildiği için fırtına başlamadan uyarılar yapılmıştı. Bu kadar şiddetli bir fırtınanın belirti göstermesi çok büyük şanstı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar neye kızdı acaba diye düşündü çocuk. En son görüştüklerinde morali iyiydi hatta ona güzel bir tekne almasında yardımcı olacağını söylemişti.Gerçi aradan epey zaman geçmesine rağmen ses seda çıkmamıştı ama. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu düşünceler içindeyken masasındaki telefon çaldı. Arayan patronuydu ve işleri soruyordu. günün geri kalan kısmında bitirmesi gereken işleri yetiştirmeye çalıştı ve ucu ucuna yetiştirebildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-4560878292020615324?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/4560878292020615324/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=4560878292020615324' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/4560878292020615324'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/4560878292020615324'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2010/05/akln-bir-kars-havada-isleri.html' title='fırtına geliyor.'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-7930897375417778635</id><published>2008-09-01T14:10:00.000-07:00</published><updated>2008-09-01T17:08:40.905-07:00</updated><title type='text'>Uykusuz günler</title><content type='html'>İçimi boğan,izmaritlerin kültablasından taşmasına neden olan ve beynimi düşünceler mengenesinde her an daha fazla sıkıştıran bu iğrenç şey de nedir? Hey size söylüyorum duvarlardaki gölgeler! biliyorum hepiniz cansızsınız, sadece etraftaki eşyaların kalıntılarısınız.Beni korkutamazsınız! diye bağırdı çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerdir doğru dürüst uyku yüzü görmemişti çocuk ve işin daha vahim tarafı uykusuzluğunun sebebini bilmiyordu.İçinde onu yoran ve bunaltan bir his vardı ama daha ne olduğunu anlayamıyordu.Bütün bu uykusuzluğu sigara ve çayla desteklerken anlamlı,anlamsız her durum için plan yapıyordu.Kah piyango çıkarsa yapacaklarını düşünüyordu uzun uzun,kah evlerine hırsız girerse yapacaklarını,yada olurda bir finansör çıkarsa kuracağı işleri.Ancak herşeyden çok ne hakkında plan yaptığını masasında duran kitaplar eleveriyordu.Annesinin girmesine izin vermediği odasındaki masa; günlerdir temizlenmemenin verdiği rahatlıkla herzaman açık olan pencereden giren tozun meskeni olmakla kalmamış aynı zamanda dünya seyehati ile ilgili kitapların,deniz haritalarının,daha önceden seyehat eden kişilerin seyir defterlerinin ve denizcilik kitaplarınında yerleşkesi haline gelmişti.Her anı nı bu düşüncelere ayırmış gibiydi çocuk, duvarında asılı duran dünya haritasının üstündeki notlar giderek haritayı kaplamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka yolu yok çıkıcam bu dünya turuna diye söylendi çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişik birsürü rota içinden daha önceden denenmiş olanlara daha sıcak bakıyordu ancak rotaların,gidilecek yerlerin hatta kalınacak koyların bile listesi hazırken dünya turuna elverişli bir teknesi yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu böyle olmayacak, kesinlikle bu maceraya uygun bir tekne bulmalıyım ve onu bu seyehata hazırlamalayım diye düşündü çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ama nasıl? işten aldığı üç kuruş maaş la bu tekneyi almaya kalksa 50 yaşına geldiğinde,direksiz bir hurda alabilirdi ancak.Sigarasını daha bir derin çekerken gerçekten işe yarayacak bir yol düşünmeye çalıştı ama bu öyle "hırsız gelirse naparım" sorusunun cevabı kadar kolay bir soru değildi.Aslında istediği öyle ahım şahım bir yelkenli yat değildi.Sadece içinde tek başına dünya turunu tamamlayacak ve erzak stoklayacak kadar büyük, deli dalgalara direnebilecdek kadar kuvvetli olsa yeterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahım bu uykusuzluk bitiriyor beni.Sanki tamamlamam gereken bir görev varmış ve tamamlayıncaya kadar uyumam yasaklanmış gibi hissediyorum.Aslında aynı o ünlü romandaki Kaptan Ahad gibiyim; beyaz balinanın peşinde haftalarca,aylarca o okayanusdan,bu okyanusa dolaşan kaptan Ahad da, gecelerce uykusuz güvertede volta atmıştı.Fakat sonu balina için güzel,Ahad için kötü biten bir kitaptı diye düşündü.Acaba bende Ahad gibi deliriyormuyum,yoksa bende bu dünya seyehati olayını sırf kişisel bir hırs haline getirdim ve bu takıntım beni delirtiyormu?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat hayır bu kişisel bir hırs değil! benim yerimin denizler olduğu apaçık ortada.Üstelik bu kirli,nankör,ruhsuz,acımasız ve aç gözlü şehirde nekadar yaşayabilirim ki? diye düşündü ve bu düşüncelerini doğrulamak için o günkü gazetenin iç sayfalarından bir haberin başlığını yüksek sesli okudu "yardım etmeye çalıştığı yaşlı kadın,kendisine yardım eden kızı kaçırarak öldürdü" ve haberin içeriğini okumaya devam etti trafiklambalarının bozuk olduğu yolda karşıya geçmek isteyen yaşlı kadına yardım eden kız,kadın tarafından bayıltılıyor ve bir taksiyle şehrin ortalık bir semtine götürülüyor.Kadın taksiciden baygınlık geçiren kızını taşıması için yardım istiyor ve gerçek ertesi gün kızın cesedi bulununca ortaya çıkıyor.Kızın türlü organları vicudundan alınarak öldürülmüş ve cesedide bir çöp konteynırına atılmış!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahım artık yardım isteyen yaşlı teyzelerede güvenmeyeceksek kime güveneceğiz diye düşündü çocuk? ve devam etti yine Para! zaten bu dünyada herşey para için yapılır hale gelmiş.Gastedeki bütün haberlerin sebebi para; ünlü manken çıplak yakalandı,neden para! 8 çocuğu ve yatalak kocası olan kadın fahişelik yaptı, neden para! banka taksitlerini ödeyemeyen memur rüşvet aldı,neden yine para hatta kahrolası teknemle dünya seyehatine çıkamamamın nedeni yine lanet olası PARA!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zaman makinesi icat edebilseydim tek yapmak istediğim şey heralde Lidyalıları yok etmek olurdu diye söylendi!Bide O kızla tanışmamak isterdim diye ekledi sessizce.&lt;br /&gt;Evet kız.O en önemli zamanda onu terkeden,verdiği bütün sözleri bir lokmada yutan ve çocuğun bu çaresiz hallere düşmesine neden olan O kız! Artık izmaritine kadar yanmış sigarasını söndürüp yeni birtane yaktıktan sonra düşünmeye devam etti, geçen hafta şans eseri karşılaşmıştı kızla.Aslında çocuk sadece çok sevdiği deniz kenarında yürüş yapıyordu fakat deniz kenarındaki pahalı restoranların birinde kız ve bir adamı sarmaş dolaş görmüştü ve uzaktan seyretmişti.Kız çok mutlu gözüküyordu,adamda öyle tabii, aslında burda tek mutsuz olan çocuktu! kızla adam birbirlerini öpücüklere boğuyor kalan zamanda ise şişesinden çocuğun maaşı kadar olduğu anlaşılan içkilerini içiyorlardı.O dakika ne yapacağını,ne düşüneceğini şaşırmıştı çocuk.içinde çok derin bir öfke ve daha yoğun bir kaçma isteği vardı.Üzerinden bu kadar zaman geçmesine rağmen kızın başka biriyle bir ilişki yaşaması ve işin garibi onların mutluluğu adeta delirtmişti çocuğu.Hızlı adımlarla ordan uzaklaşırken titreyen ellerine hakim olamıyor,yutkunacak tükürük bulamıyor ve sanki bir demir yumruk kalbini sıkıştırıyor gibi hissediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günü tekrar yaşayan çocuk sigarasından deribi nefes aldı ve yüksek sesle konuştu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-NEDEN?,TABİİ Kİ PARA!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu düşüncelerle pencereden görünen aya baktı ve sanki ayla konuşurmuşçasına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sende o koskoca karanlık içinde benim gibi yanlızsın, sende aynı benim gibi başkasının gönderdiği ışıkla etrafını aydınlatmaya çalışıyorsun. ve sende benim gibi yüzüne aldığın sayısız darbelerle yaşlanıyorsun! peki ama neden hala ordasın? NEDEN BEN DE HALA BURDAYIM!!! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözler ağzından döküldükten kısa bir müddet sonra Ay bir anda göz kamaştırırcasına parladı ve bu yüksek ışık hızla çocuğun odasına girdi.Çocuk ne olduğunu anlamaya çalışırken,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merhaba çocuk diye bir ses duyuldu.Çocuk gelenin Diana olduğu sesinden anlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hoş geldin Diana dedi çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hoşbulduk &lt;br /&gt;dedi Diana ve devam etti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bukadar içten,bukadar hüzünlü ve bir o kadarda nefret dolu sözleri bana bakarak söylemen beni çok etkiledi dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aslında bazen beni duyabildiğinizi unutuyorum.O yüzden seni kırdıysa kusura bakma dedi çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diana&lt;br /&gt;-Hayır beni kırmadın,aslında sanki benim ağzımdan konuştun.Biliyorum seninle tanışmamız çok hoş olmadı ama senin bukadar duygulu olduğunu farketmek beni buraya getirdi.Ansızın geldiğim için özür dilerim dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-önemli değil zaten rüzgardan alışığım ben misafirlere.Gerçi sizlere bir şey ikram edemiyorum ama kusura bakma dedi alaycı bir dille&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diana&lt;br /&gt;-Evet ikram dedi,güldü ve devam etti biliyormusun kimse bana bir şey ikram etmedi bugüne kadar.Tamam benim için adaklar adandı,kurbanlar verildi ama bu ikram farklı birşey.Karşılık beklemeden sadece misafir olduğun için sana sunulan ve içten gelen bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hiç böyle düşünmemiştim diye cevap verdi çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diana&lt;br /&gt;-Ee anlat bakalım neden bukadar canın sıkkın,neden bu kadar dertlisin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Aslında çok bir neden yok.Sadece bu lanet şehirden ve monotonlaşmış hayattan bıktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diana&lt;br /&gt;-Sen birde benim yerimde olsan neyapardın acaba? milyonlarca yıl yanlız kalmak,sana verilen sıfatların ve değerlerin elinden alınması ve dertlerini dinleyecek tek bir dostunun bile olmaması ne demek biliyormusun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Sen bu tanrıçalık işine biraz fazla kafayı takmışsın.Boşver kimse sana tanrıça demese ne olur yani? ayrıca dostum yok diyorsun ama bizlerin yarattığımızı söylediğiniz okadar tanrı senin arkadaşın dostun değilmi? mesela ben rüzgarla,pardon eolos la konuştuğumda kendimi çok iyi hissederim.Sen neden onunla konuşmuyor dertlerini anlatmıyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diana&lt;br /&gt;-Ne rüzgarla ben neden mi dertleşmiyoruz?! birde o huysuz ihtiyarla dost mu olucağım yani? saçma saçma konuşma çocuk.İki dünya bir araya gelse ben o zavallı tanrıcıkla bir araya gelmem.Ben koskoca Doğa,Bereket ve ay tanrıçasıyım o sümsük rüzgar efendisiyle ne işim olur?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-İyide sen artık tanrıça değilsin.Ayrıca inan bana rüzgar çok iyi bir dost.Bence en azından onunla konuşmayı denemelisin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diana&lt;br /&gt;-Neyse boşver şimdi rüzgarı diyerek geçiştirdi ve devam etti diğer tanrılarlada konuşmak o kadar kolay değil.Kimi senle konuşmayacak kadar burnu havada,kimide aynı rüzgar gibi konuşmaya değmeyecek kadar küçük tanrılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Bu statü meselesinden nefret ederim.Düşünsene herkes birbirinden farklı olmak zorunda değilmi o zaman bu statü meselesini bukadar kafaya takan birinin yanlız kalması şart.Ayrıca bende statü olarak senden düşük değilmiyim sanki? nede olsa bir faniyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuşmalar olurken açık pencereden içeri hafif bir esinti oldu ve rüzgarın sesi duyuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayır küçük dostum.statü olarak bizden düşük değilsin!aslında sen hepimizden yücesin çünkü siz bize inanmadığınız müddetçe biz tanrı falan değiliz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk sevinçle&lt;br /&gt;-Hoş geldin yüce dostum dedi ve ekledi sen bu statü meselesine inanmıyorsun değilmi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diana lafa girerek,&lt;br /&gt;-kahrolası ihtiyar, beş dakika olsa bir faniyle yanlız konuşmama dayanamadın değilmi? hem zavallısın hemde kıskançsın dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar kızgın bir dille,&lt;br /&gt;-Diana hatırlatırım ki küçük dostumuzla aramıza giren ilk sen oldun,hem ayrıca ben aranıza girmek değil hep beraber konuşmak istidiğim için geldim.dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-İşte benimde bahsettiğim buydu,neden sanki hep beraber sohbet edemiyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diana&lt;br /&gt;-Asla zaval bir tanrıcıkla sohbet falan edemem,herkesin yerini bilmesi lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Uranos'un tohumu olduğun nekadar da belli Diana aynı onun gibi kibirlisin.Ama sırf bu kibirin yüzünden yanında kimse yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Uranos'da kim dedi şaşkın bir dille&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diana&lt;br /&gt;-Kendisi benim en sevdiğim atalarımdandır ayrıca Gök tanrısıdır.Yer tanrısı Ainos ile birlikte bütün tanrıların atalarındandır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Ayrıca son derece kibirli ve kendi çocuklarını yiyecek kadar gaddardır da. diye ekledi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz kafası karışan ortada dönen atışmaya dikkat etmeye çalışsada bir an için problemlerini unuttuğunu haturladı ve hala tartışmaya devam eden Diana ve Eolos a dönüp.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Biran olsun tartışmayı bırakıp benim problemime odaklanırmısınız lütfen diye yakındı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizliği rüzgar bozdu ve &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayırdır küçük dostum,ne konuda yardım etmemizi istersin? diye sordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Biran önce dünya seyehatine çıkmalıyım ancak bunu gerçekleştirecek teknemde,paramda yok! ve ne yapacağımı bilemiyorum dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diana&lt;br /&gt;-Boşver ne yapacaksın dünya seyehatini,sen en iyisi karada kalıp zengin olmaya bak.hem böylelikle sana hizmet edecek hizmetçilerin,bir dediğini ikiletmeyecek uşakların olur dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar araya girerek&lt;br /&gt;-Allah aşkına biran olsun şu kibirini köşeye koy Diana! küçük dostumuz bir denizci ve ancak denizde mutlu olabileceğini düşünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Rüzgar doğru söylüyor Diana, hem ben öyle hizmet edilmekten hoşlanmam.Beni çok sıkar öyle işler.Tek istediğim bir tekneye sahip olup dünyayı dolaşmak ama teknem yok dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmalar uzarken hava aydınlanmaya başlamıştı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diana&lt;br /&gt;-Kusura bakmayın ama benim gitmem gerek.Bu arada hiç fena bir akşam değildi her ikinizede çok teşekkür ederim.Ve eolos lütfen diğer tanrılara senle zaman geçirdiğimi anlatma dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk teşekkür edip gülegüle dedikten sonra Diana,Eolosun konuşmasını beklemeden geldiği kadar parlak ışığıyla odayı terk etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgargar Diananın arkkasından kısa bir müddet söylendikten sonra,&lt;br /&gt;-Sen ne zamandır uyumuyorsun? diye çocuğa sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Günlerdir doğru dürüst uyumadım. Sanırım uykusuzluğumun nedeni kafamdaki bu sorular dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Uyumalısın ama!dedi ve ekledi hem üstelik şimdi kendini bukadar yorarsan bu dünya seyehatine nasıl hazırlanacaksın? diye sordu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Rüzgar zaten bu seyehate çıkmak için gerekli tekne olmaması,uyuyamamın en önemli sebeplerinden lütfen dalga geçme benimle dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Sen merak etme, ben o problemi çözmeye çalışıcam.Fakat senden tek isteğim kendine iyi bakman.Şimdi lütfen gönlünü ferah tut ve birazcık uyu dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Gerçekten bir tekne almama yardım edebilirmisin? diye sordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Dostum ben rüzgarım.Bir denizci olarak bana inancı yokmu? diye sordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Tabiki var ama. demeye kalmadan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Tamam öyleyse hadi şimdi sen yat.Bende gidip neler yapabileceğimi düşüneyim dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-Sen gerçekten benim için çok önemli bir dostsun rüzgar.Kendine iyi bak hoşçakal dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar odadan hafif bir meltem eşliğinde çıktı ve çocuk günlerdir süren uykusuzluğuna inat yatağa başını koyup, gözlerini yavaşça kapayıp,yapacağı dünya seyehatini rüyasında da görmeyi umud etti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-7930897375417778635?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/7930897375417778635/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=7930897375417778635' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/7930897375417778635'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/7930897375417778635'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2008/09/uykusuz-gnler.html' title='Uykusuz günler'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-2947419875190954184</id><published>2008-08-28T13:45:00.000-07:00</published><updated>2008-08-28T16:39:26.347-07:00</updated><title type='text'>Ertesi sabah</title><content type='html'>Eski dostu çalar saat bangır bangır öterken ve annesi kapasını çalıp işe geç kalacağını söylerken ne ara eve gelipde uyuduğunu anlamaya çalışıyordu çocuk.Alla allah diye mırıldandı.Sanki 5 dakika önce, Su yanından ağlayarak uzaklaşmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalkıp duşa girdi,traş oldu,annesinin hazırladığı kahvaltıyı alel acele yedikten sonra kocaman bir öpücükle veda edip kendini dışarı,azgın şehirin acımasız kollarına attı.Annesi onu yolcu ederken ne kadar da saf bir sevgiyle 'seni seviyorum' demişti.Oda annesini çok seviyordu şüphesis ancak bu dünyada tek sevdiği kadının annesi olmasıda bir yandan korkutuyordu onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alel acele otobüs durağına giderken otobüsünün kalkmak üzere olduğunu farketti.Otobüsün peşinden bağırarak koşması işe yaramış olucakki otobüs biraz ilerde durdu ve şöför söylenerek çocuğu içeri aldı.Nefes nefese kalmıştı çocuk. İçerdeki kalabalığın bakışlarından birazcık rahatsız olduysada ayakta paslı demire tutunarak yolculuğuna başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir zaman sonra göğsüne bir ağrı saplandı,nefes alması zorlaştı ve kalbi sanki hiç yavaşlamayacakmış gibi hızlı atmaya başladı.Sırtından soğuk terler boşlarıken önce dizlerinin üstüne sonrada yüz üstü yere düştü.Bütün vücudu titriyordu ve etrafdakilerin sesi sadece boğuk gel gitler halinde duyuluyordu.Bir şekilde sırt üstü döndüğünü ise titreyen topuklarının yere vurmasından farketti.Bütün puslu durumun arkasında büyük bir koşturmaca olduğunu ise gayet net anlıyordu ancak beyni karıncalanmaya başlamıştı,hiç bir yerini isteyerek kıpırdatamıyor aksine istemdışı olarak devamlı titriyordu.Etraftan garip düdük sesleri duyulurken, hiç tanımadığı adamların ona telkin etme çabaları olarak algıladığı konuşmalara cevap vermek istiyor ancak konuşamıyordu.Sonra gözleri önce hayatında gördüğü en parlak flaş patlamasına şahit oldu ardından ise karardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne o akşam,feneri nerde söndürdün bakalım? hey sana diyorum,bak patron gelirse yine avaz avaz bağırıp durur.Alooo beyim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kafasını masasından yavaşça kaldıran çocuk,yanı başında onu kaldırmaya çalışan serpile bakıp içinde olduğu durumu anlamaya çalışıyordu ki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;serap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Günaydın beyefendi,gece kimbilir nerelerde sürttünde burada bayıldın? diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çocuk,hala neler olduğunu sorgularken,seraba dönüp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tamam serap kalktım,insan böyle mi kaldırılır allah aşkına diye serzenişte bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;serap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Afedersiniz küçük bey,aslında kahvaltı tepsinizi yatağınıza getirip yanağınıza ufak bir öpücük konduracaktım fakat,OFİS DE OLDUĞUMUZU HATIRLADIM!! ohh ne ala biz işinizi kurtaralım siz birde azar çekin bize,neyse al şu çayıda ayıl! diyerek çocuğa ziftten biraz daha açık olan çayı uzattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kusura bakma serap sanırım kötü bir rüyadan kalktım,ama çok gerçekçiydi.neyse saat kaç? yapılacak bir sürü iş vardı diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serap&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Neyse önemli değil.Saat 10 oldu sabah teslim etmen gereken evrakları cem götürdü,artık gelince kendisine teşekkür edersin.Ben işime dönüyorum diyerek, masasına döndü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Masa da duran bilgisayarına anlamsızca bakarken hala gördüğü rüyanın şokundaydı.Nasıl olurda bir rüya bu kadar derinden etkilerdi onu.Üstelik ölüm korkusu onun için nerdeyse korkuların en zayıfıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün gün ordan oraya işleri yapmak için koşturmacayla geçti.Artık çok sıradan bir hale gelmiş bu işleri bitirince eve gitmeden önce deniz kenarında bir çay içmek için herzaman ki çay bahçesine gitti.Artık garsonlar onu tanıyorlardı taburesine oturduğunda elinde askı yla garson geldi ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-buyur abi, az demli çayın dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk teşekkür ettikten sonra çaya şekerleri attı ve erimesini beklmeden karıştırmaya başladı.Bayılıyordu denize karşı karıştırdığı çay bardağından çıkan sese.Aslında birçok kişiye komik gelebilirdi ama bazen sırf bu sesi duymak için bir iki çay fazladan içiyordu.Bir süre denizi seyrettikten sonra gözü arkasındaki caddenin karşı kaldırımında, yerde bir kartonun üstüne uzanmış adama takıldı.Aslında bu berbat şehirde herzaman gördüğü bir manzaraydı böyle evsizlerin yerde yatması.Ama çocuğa değişik gelen adamın elindeki kalın kitabı dikkatle okumasıydı.Çayının son yudumunu hızla içti ve garsonu çağırdı çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk garsona dönerek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bana az demli bir çay lütfen,birde şu karşıda yatan adam kim allah aşkına?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garson&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aslında biz de tam tanımıyoruz ancak aylardır buralarda kalıyor,evsizmiş,gündüzleri sağda solda çöp topluyor,akşamları ise rüzgardan korunan bir yere karton serip kitabını okuyor.Biraz acayip bir adam.Diyip çayı getirmeye gitti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk merakına yenilip adamın yanına gitmeyi ve ona bir çay ısmarlamaya karar verdi.Karşı kaldırıma geçerek yerde oturan adamın yanına yaklaştı ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Merhabalar,çay bahçesinde çay içiyordum ve sizi görüp tanışmak istedim acaba size bir çay ısmarlayabilirmiyim? diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam çocuğu aşağıdan yukarı süzdü ve eski gözlüklerinin üstünden bakarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne istiyosun? diye sordu.sesinde yılların yorgunluğu ve yılgınlığı vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aslında hiçbirşey istemiyorum sadece sizinle tanışmak,beraber sıcak bir çay içmek ve konuşmak istiyorum dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne yani bugün kimsesizleri sevindirme günümü? bırak allah aşkın çocuk.kişisel tatmin elde etmek için git başka bir evsiz bul! benim yapacak daha önemli işlerim var!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lütfen rica ederim.sadece bir bardak çay içicez.hem gelmezseniz sabaha kadar başınızda gelmenizi beklerim dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında normalde bukadar ısrarcı olmayan çocuk,üstelik ipsiz sapsız bir adama nasıl olupda bukadar ısrar ettiğine anlam verememişti fakat adam ayağa kalktı ve beraber çay bahçesine yürümeye başladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-gece gece başıma bela oldun çocuk! sen gelmeseydin ne güzel kitabımı okuyacaktım. dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafifçe tebessüm eden çocuk adama dönerek &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-buyrun buraya oturun.diyerek yer gösterdi ve garsona da çay söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yarım saat birbirlerini tanıtmakla geçti,adam gerçekten çok kültürlü biri gibi gelmişti çocuğa.Tam konuşmanın ortasında bir an çocuk denize daldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayırdır çocuk? daldın gittin? diye sordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hiiç sadece öylesine diye cevap verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayır çocuk bu öylesine bir dalış değildi.Ben bu bakışı biliyorum.denize öyle bakan sadece bir deniz aşığı olabilir.Sen bence sadece sabah işe gidip akşam işten eve dönen bazende deniz kenarında çay içen biri değilsin.Farkında olmayabilirsin ama bence senin kanında deniz suyu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk hafif gülerek birazda etkilenerek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aslında ben bir yelkenciyim,ve dediğiniz gibi bir deniz aşığıyım birgün tekneme atlayıp tekbaşıma dünyayı dolaşacam.dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ben anlamıştım senin denizci olduğunu. hatta şimdi daha iyi anlıyorum neden burda çay içme teklifini kabul ettiğimi.Biliyormusun ben normalde çok az kişiyle çok az konu konuşurum, fakat senle nerdeyse son 2 aylık konuşmam kadar konuştum.Demek sende denizcisin heee VAY VAY VAYYYYYY.dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve arkasındaki garsona biten bardakları gösterip.Bize 2 çay daha getir muhabbet koyulaştı dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk kendisine şüpheyle bakan garsona kafasıyla herşey yolunda diye işaret ettikten sonra adamın ilk defa capcanlı bakan gözlerinin içine bakıp.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Nedemek sende mi denizcisin? asıl sizde mi denizcisiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam neşeli ve heyecanlı bir şekilde,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet! tabiki bende denizciyim,üstelik senin isteğini nerdeyse tamamlamış dünyayının nerdeyse bütün denizlerini görmüş bir denizciyim.Yıllarca ticaret gemilerinde gemicilik yaptım birçok deniz birçok ülke gördüm.Fakat tabiki senin istediğin gibi istediğim yere gidemedim, tek başıma değildim ve yelkende kullanmadım.Fakat inan bana, o bile harikaydı.hayatımın en güzel günleriydi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu arada çaylar gelmişti.Adamda çocukda şekerlerini atıp karıştırmaya başladılar.sonra ikisi birden bir an durup,birbirlerine bakarak güldüler ve devam ettiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk heyecanla &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-bana gördüğün yerleri anlatırmısın.bende orda olmayı hissetmek istiyorum dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam uzun uzun anlatmaya başladı.Avrupa şehirleri,amerika,galapagos adaları ve fiji adaları.Ama çocuk en çok okyanusu öğrenmek istiyordu.Adam bir saatten fazla anlatmıştı nerdeyse.Çocuk birden adama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Peki ama okyanuslar nasıl dedi? okyanusları anlat bana,o yüce vahşi sonsuz denizleri anlat lütfen dedi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam biraz şaşırmış bir şekilde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne yani sen dünyayı gezmek istiyorsun ve okyanusu mu merak ediyorsun? diye sordu ve devam etti sen gerçekten tam bir deniz aşığısın çocuk!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sanırım öyleyim dedi hafif mahçup bir şekilde ve devam etti ama gerçekten en çok okyanusu merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam önce çayından bir yudum aldı ve çocuktan bir sigara daha isteyip yaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Okyanus hem korkutucu,hemde güven verici bir yer çocuk.Çokta enteresan biryer düşüne biliyormusun uçan balıklar var,dalgalar çok büyük ama okadar büyük ki sen dalga olarak bile hissetmiyorsun.Genelde durağan ama bazen öyle bir patlıyor ki şerrinden kurtulmak çok güç.Ama en güzel yanı geceleyin karanlıkda güverteye sırtüstü uzanıp yıldızlarla dolu gökyüzünü izlerken rüzgarı dinlemek şüphesiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;muhabbet böyle uzayıp gitmişti ve gelen garson artık kapattıklarını söylemişti.&lt;br /&gt;Adamla beraber çaybahçesinden ayrılan çocuk yolun karşısına geçti ve adamın o gecelik evine geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk adama dönüp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Benimle kal demek isterdim ama malum annemle kalıyorum dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamsa,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-önemli değil çocuk ben zaten alışığım buralarda kalmaya üstelik denize de yakın oluyorum bu sayede dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk adama veda etti,arkasını dönüp yürürken adam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çocuk(!) diye bağırdı ve devam etti.Bu şehir senin, benim gibileri yutar bizim yerimiz deniz! benden geçti artık, fakat sen bunu yapabilirsin! ne olursa olsun vazgeçme! o çok istediğin dünya seyehatine çık! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk adamın dediklerini dinledikten sonra arkasına döndü yürümeye başladı ve bir sigara yakıp derin derin içine çekti.Evine geldiğinde saat çoktan çalar saatin yıllardır çaldığı saate geliyordu.Yatağına yatıp başını kaldırıp pencereden görebildiğince yıldızlara bakarken adamın sözleri kulaklarındaydı "Okyanusun en güzel yanı geceleyin karanlıkda güverteye sırtüstü uzanıp yıldızlarla dolu gökyüzünü izlerken rüzgarı dinlemekdir şüphesiz"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar! sen hep yanımda kalıcaksın sözleri dudaklarından dökülürken uykuya dalmak üzere gözlerini kapadı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-2947419875190954184?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/2947419875190954184/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=2947419875190954184' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/2947419875190954184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/2947419875190954184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2008/08/ertesi-sabah.html' title='Ertesi sabah'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-4518030263587665115</id><published>2008-05-09T07:40:00.000-07:00</published><updated>2008-05-09T14:16:24.347-07:00</updated><title type='text'>Afromaid ve Su arasında</title><content type='html'>Sabahın erken saatlerinde yataktan kalkmıştı çocuk.Artık yaşadığı hiç bir şeyden şüphe duymuyordu ve rüzgarın,diana'nın,afromaid in gerçek olduğuna adı gibi emin di.Afromaid! ne kadar da güzel bir kızdı,nekadar candan,nekadar içten ve o kadar sevecen bir kızdı ki sanki en kötü olayları bile gözlerindeki ışıltıyla yok edebilirdi.O kızıl saçları sanki alev alev yanan bir meşale yeşil gözleri ise toprak ananın derinliğinde çıkarılmayı ve parlamayı bekleyen zümrütler gibiydi.Demek yıllarca beni bekleyen ve sadece benim için atan bir kalp varmış diye düşündü çocuk.Sonra akşamdan kalma baş ağrısına nisbet yaparcasına yine sigarasına sarıldı.Odasından sigarası elinde çıkıp mutfakta çay demlerken hala dün geceyi düşünüyordu,O sırada annesinin günaydın yavrum sesiyle irkildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Günaydın anne&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;annesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Pardon ne dedin anlamadım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Günaydın dedim anne.Nasıl gece iyi uyudunmu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;annesi dehşetle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aman tanrım sen nasıl böyle sesler çıkarabiliyorsun,neler diyorsun diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk dikkat ettiğinde hala afromaidin ona hatırlattığı lisanla konuştuğunu fark etti ve genzini temizleyerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kusura bakma düngece biraz içmişim ondan sesim böyle çıkmıştır diye toplamaya çalıştı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;fakat&lt;br /&gt;-Hayır ben bu lisanı biliyorum,bu o balıkların çıkardıkları sesler.Rahmetli babanla deniz kazasında bizim etrafımızda dolaşan balıklarda bu sesleri çıkarıyordu dedi dehşetle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;demek doğruymuş dedi çocuk kısık bir sesle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesi ne dedin diye sordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yok bişey anne,saçmalama ne balık sesi.Bunca yıldır denizdeyim hiç balıkların konuştuklarını duymadım.Bence sen daha uyanamadın.Hadi kendine bir kahve yap &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dedi ve annesinin daha fazla konuşmasına müsade etmeyerek banyo ya yıkanmaya gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslında genelde duş yapar ve çıkardı ama bu sabah küveti doldurmak ve içinde yıkanmak geçmişti içinden.Buz gibi su dolu küvetin içinde suyun soğukluğundan dolayı fazla köpürmeyen şampuan eşliğinde uzanmış ve düşünmeye devam etmişti yaşadıklarını.Tabiki annesinin sabahki dehşet dolu gözleride etkilemişti çocuğu.Afromaid haklıymış ben daha doğmadan bu lisanı öğrenmişim meğer dedi tıslayarak.Bir müddet geçmişti ki kapının hızlı hızlı çalınmasıyla kendine geldi.Bir anda başını nekadardır gömüldüğünü bilmediği sudan çıkardı ve önce derin bir nefes aldı daha sonrada genzine kaçan yakıcı şampuandan dolayı 1-2 kez öksürdü.Annesi oğlum ikibuçuk saattir ne  yıkanmasıymış bu banyodan çık artık diye bağırıyordu.Aman tanrım nerdiyse ölücekmişim! nasıl olduda farketmedim uyuyup suya girdiğimi.Fakat nasıl? diye düşünürken annesi hala bağırıyordu dışardan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam anne çıkıyorum diye seslendi ve küvetin tapasını çekip duşu açtı.Üzerindeki sabunlu suyu atıp başını yıkadıktan sonra banyodan çıktı ve bornozuyla mutfağa çayını almaya gitti fakat imkansız çayı soğukdu ve saat gerçektende nerdeyse öğlen olmuştu.Ben gerçekten 2 saatten fazladır banyodamıydım diye hayretle düşünürken yeni çay yaptı kendine.Annesi benim çok işim var tatlım hadi sana kolay gelsin diyip evden çıktı ve çocuk evin soğuk salonunda elinde çay kupası son bir kaç gündür olağanlaşmış olağanüstü olayları sorgulamaya başladı.Aslında diğer insanların yaşayamadığı bu ayrıcalık onu mutlu ediyordu,bunu başkasına anlatsa büyük bir ihtimalle akıl hastahanesine yada en azında bir psikoloğa gitmesi için ısrar ederdi insanlar.İNSANLAR! bizler aslında ne kadar kötü yaratıklarız diye düşündü.Beni nerdeyse hiç tanımayan afromaid sırf senin için bu lanet deinize yıllarca dayandım ve okyanusa gitmedim nolur beni red etme derken nekadarda içten söylüyordu.Oysaki benim sevdiğim kız bırak benim için lanet bir yere dayanmayı,ufacık bir fedakarlık bile yapmaktan kaçındı.Yada Su'nun erkek arkadaşı, kızcağız onu deli gibi sevmişken neler yaşatmış! neden bukadar kötü ve bencil yaratıklarız acaba? neden hayatta sadece kendi yarattığımız ve adına 'para' dediğimiz kağıt parçası için çırpınıyoruz acaba? yaptığımız,uğruna öldüğümüz,sevdiklerimizi kaybettiğimiz ırkdaşlarımıza türlü acılar yaşattığımız savaşları bile sadece para için çıkarıyoruz.Yada daha çok para kazanma açgözlülüğü ile bizi yaratan doğayı biz öldürüyoruz.Hayatta türlü paradokslar var aslında.Mesela serinlemek için kullandığımız ve günümüzde nerdeyse her evde her işyerinde olan klimalar,küresel ısınmaya sebep oluyor ve biz daha çok kavruluyoruz!Yada 19yy yılın başlarında aspirin'i icat edip dünyanın en büyük ilacını insanlığa armağan eden Felix Hoffman daha sonra yaptığı icad ettiği heroin adlı madde yüzünden milyonlarca insanın ölmesine sebep oluyor.Acaba bu dünya nereye gidiyor dahası sanki bu dünyanın şöförü değişti ve daha hızlı gidiyor! Tam bu düşüncelerle boğuşurken telefon çaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Efendim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-merhaba nasılsın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İyiyim su sen nasılsın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bende iyiyim,Şey çok canım sıkıldı biryerlere gidip oturalım mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tabiki,memnun olurum nereye gitmek istersin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Şöyle boğaz kenarında hem çay içeceğimiz hemde bir tost yiyebileceğimiz bir yer düşünmüştüm ben,malum seni denizden ayırmak olmaz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ozaman şu hep gittiğim çay bahçesine gidelim hem uzun uzun dertleşirizde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tamam ozaman anlaştık ben yarım saat sonra ordayım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tamam güzel kız bende yarım saate kadar gelirim yanına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;telefonu kapattıktan sonra çayının kalan son yudumunu içti ve giyinmek için odasına gitti çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otobüstek indikten sonra kısa bir yürüyüşle sözleştikleri çay bahçesine gelmişti.Daha Su nun gelmediğini anlayınca deniz kenarında tahta bir masaya oturrup garsonun alel acele eline tutuşturduğu caya şeker atıp karıştırırırken bir yandanda sigarasını yaktı.Denize dalıp gitmişken Sunun sesiyle kendine geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Erken gelmişsin inşallah çok bekletmemişimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Yok güzelim aslında bende yeni gelmiştim dedi çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Eee bensiz başlamışsın dedi Su, çayı göstererek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aman işte garsonun zevzekliği sanki sadece oturup birşey içmeyecekmişiz gibi elime çayı tutuşturu verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Olsun hayatım,sen zaten çayını bitirmişsin yenilerini söyleyelim derken &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Garson 2 bardak çayı önlerine koyup gitti.&lt;br /&gt;İkiside birbirine bakıp gülerek keşke başka birşey isteseydik dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşma uzayıp giderken ve çaybahçesinin garsonları sayesinde adisyona çarpı üstüne çarpı eklenirken çocuk Su'nun devamlı kendisine hayatım canım bitanem gibi sözler söylediğine dikkat etti ve bir an Su nun gözlerine bakarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Su sana birşey sorucam neden bana devamlı Hayatım,Canım,Bitanem gibi kelimeler söylüyosun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su cevap vermeden derin derin çocuğun gözlerine baktı&lt;br /&gt;Çocuk tekrarladı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-sana sordum Su neden böyle kelimeler kullanıyorsun bana karşı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su biraz çekingen,ürkek ve kısık bir sesle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Seni seviyorum çünkü diyerek çocuğa sarıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sırada denizde bir dalgalanma oldu ve çaybahçesinin önüdeki sandal içinde balık tutanlarla beraber devrildi.Çocuk afromaid diye denize bakarken,büyük bir kütlenin denizi çok hızlı bir şekilde yarmasıyla oluşan dalgayı fark etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafdaki insanlar köpek balığı çıkın sudan diye bağırırken O bunun köpekbalığı değil Suyla çocuğu gizlice seyreden afromaidin kıskançlık öfkesi olduğunu biliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sunun nooldu diye sarmasıyla kendine gelen çocuk,&lt;br /&gt;-Birşey olmadı Su,ancak sana söylemem gereken önemli birşey var ve lütfen beni iyice dinle dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;su başını tamam der gibi sallarken çocuk devam etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bak Su,sen benim için çok önemlisin,dahası çok değerli bir arkadaşsın ancak ben şuanda hayatımda bir aşk istemiyorum.Bu senle alakalı birşey değil,ben hiçbir kızla ilişki yaşamak istemiyorum.O yüzden lütfen beni bir çok iyi bir arkadaşın hatta dostun olarak kabul et ve başka bir ilişki düşünme lütfen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su'nun gözlerinden 1-2 damla yaş düşerken ağzından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Neden istediğim hiçbirşey olmuyor bu hayatta&lt;br /&gt;sözleri döküldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bak Su,inan bana benimde istediğim birçok şey olmuyor.Fakat bu doğru şeyleri istediğimiz anlamına gelmiyor.emin ol sen benden bambaşka bir erkeği beni sevdiğinden çok fazla seveceksin.şu an da belkide bu sana saçmalık gibi geliyor ancak ben buna eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su ayağa kalktı ve hıçkırarak &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-lütfen sus artık,ben sana hayatımı vermeyi teklif ediyorum ama sen,sen; sen beni hiçe sayıyorsun.Lütfen görüşmeyelim bundan sonra LÜTFEN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkasına bile bakmadan,koşar adımlarla masadan uzaklaşan Su'nun arkasından bakan çocuk umarım birgün anlarsın ve beni affedersin diye mırıldandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su gittikten sonra yanlız kalan çocuk gecenin geç saatlerine kadar deniz kenarında afromaid'i aradı.O sahil senin bu sahil benim gezip durdu hatta bazen afromaid diye bağırarak sesini duyuamaya çalıştı ancak afromaid gelmedi.Saat hareketli metropol için bile yeterince geç olmuşken ve sokaklar iyice tenhalaşmışken dallar kıpırdanmaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk arkasına dönüp&lt;br /&gt;-Hoşgeldin rüzgar dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar şaşkın bir sestonuyla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hoş bulduk ancak sen benim geldiğimi nasıl anladın diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sabahtan beri benleydin zaten fakat ancak şimdi benle konuşmaya karar verdin.İnanmıycaksın ama artık seni görebiliyorum.Eskiden seni sadece duyabiliyordum ama şu an senin heybetli gövdeni bilge bakışlarını hatta yüzündeki kırışıklıkları bile görebiliyorum dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar heyecanlı bir tonla,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet artık bana inanıyorsun,benim gerçek olduğumu biliyorsun o yüzden beni görebiliyorsun.binlerce yıldır ilk kez bir ademoğlu bir tanrıyı görebiliyor.Bak çocuk bu beni okadar çok mutlu ettiki sana anlatamam.Peki madem beni görüyordun saatlerdir neden bana seslenmedin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Zaten burdasın ve konuşmak istesen benimle konuşursun diye düşündüm.Hem gözümü denizden ayıramam afromaid bugün bana çok kızdı onu görüp konuşmam lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sen ne diyorsun küçük dostum.Afromaid için gözünü denizden ayıramaz mı sın?&lt;br /&gt;Sana söylemiştim birçok deniz kızını bekleyen insan onları görmek için öldü.Lütfen bunu yapma,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Saçmalama rüzgar kimse deniz kızı görücem diye denize bakarak ölmez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar sert bir tonla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-sen nasıl bana saçmalama dersin? ben senin bugünü kadar aldığın nefes sayısı kadar yıldır dünya üzerindeyim ve neler gördüm buna hiç mi saygı duymuyosun? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk çekingen bir dille,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-iyi de kim bir deniz kızının peşinden hayatını kaybeder ki diye sordu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Baban! dedi rüzgar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Nasıl yani? şimdi iyice çizmeyi aştın rüzgar benim babam ben küçükken gittiği ülkedeki iç savaşda esir alınıp şehit olmuştur.Bana dahası babama saygısızlık ediyorsun dikkatli konuş diye çıkıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kusura bakma küçük dostum ama sana önceki konuşmamızda bilmediğin çok şey var derken bunu kast etmiştim.Senin baban annenle yaşadığı deniz kazasında sizi kurtaran deniz kızlarının birine aşık oldu.İlk başlarda sadece onu görmek istiyordu fakat daha sonra onun bu arzusu tutkuya hatta saplantıya dönüştü.Dünyanın bütün denizlerinde o deniz kızını aradı oysaki deniz kızları çağırıldıklarında gelmezler sadece gerçekten yardıma ihtiyacın varsa yada onların sana ihtiyacı varsa gelirler.Ve baban bunu bilemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk yıllardır biriktirdiği göz yaşlarını akıtırken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Neden diye sordu&lt;br /&gt;-Neden yardım etmedin öyleyse,neden benden bunu sakladınız ve nedenşimdi karşıma çıktın ve bunları bana anlatıyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar konuşmak istedi ama çocuk devam etti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Lütfen,lütfen beni yanlız bırak,bunca yıldır bildiğim bütün doğruları birer birer yıkıyorsun ama bu bana çok fazla geliyor.Beni birazcık olsun düşünüyorsan biraz yanlız bırak beni...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar hüzünlü bir meltem eşliğinde çocuğun yanından ayrılırken çocuk evinin yolunu çoktan tutmuş gerçeği öğrenmenin çaresiz hüznünü yaşıyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-4518030263587665115?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/4518030263587665115/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=4518030263587665115' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/4518030263587665115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/4518030263587665115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2008/05/sabahn-erken-saatlerinde-yataktan.html' title='Afromaid ve Su arasında'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-2365126363876993748</id><published>2007-10-12T14:39:00.001-07:00</published><updated>2007-10-12T14:41:17.023-07:00</updated><title type='text'>afromaid ve yeniden rüzgar</title><content type='html'>Deniz kenarında gecenin son durağa yaklaştığı vakitlerde,soğuktan elleri hissizleşmiş bir şekilde sigarasının dumanını içine çekiyordu çocuk.Yanlızım dedi kararmış denize bakıp.Yanlızım ve yine burda denizin karşısındayım.Kız onu terk etmişti,su ise başlamadan bitmişti.Aslında yanlız olmya alıştım diye düşündü,hatta belkide suyla işlerin yürümemesi sadece bu yanlızlık bağımlılığı yüzündendi.Enteresan olan ve daha da önemlisi cansıkıcı olan artık yanlız olamayacağınıda biliyordu.Rüzgar ve Diana herzaman onu izleyip yaptığını biliyorlardı.Rüzgar! o yüce dostla uzun zamandır konuşamadık,onu kovarak ona çok haksızlık ettim diye düşündü.Ama tamda haksız sayılmazdı,korkmuştu çünkü çocuk.Küçüklüğünden beri ona o kadar farklı şeyler öğretilmiştiki,bir anda bütün bu öğretilere,düzene aykırı şeyler yaşaması onu çok korkutmuştu.Rüzgar yada Diana kendilerine tanrı diyerek onun bütün inancını ezmişlerdi.Peki ama ya doğruysa? ya dedikleri gibi mitolojik dönemde olduğu gibi Eolos yada Diana gerçek birer tanrıysa noolucak diye düşündü çocuk!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yerde duyduğu uzakdoğu atasözü aklına geldi. 'Düngece rüyamda kendimi kelebek olarak gördüm,uyandığımda düşündüm;acaba ben gerçekten rüyamda kendimi kelebek olarak mı gördüm,yoksa rüyasında kendini insan olarak gören bir kelebek miyim' Gerçeklik buysa ve ben rüzgarı rüya olarak görüyorsam bu gerçekten güzel bir rüya,ancak eğer bunun tam tersiyse ve biz gerçek değilsek bu bir kabus! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sıcacık gülüş hala gözlerimin önünde diye düşündü.Fakat gülüşün yanında bana bu kadar acı çektirmek zorundamıydı sanki? bu kadar yoğun yaşarken birbirimizi,yanlız kalmamız şartmıydı sanki.Hala onsuzluğu üstümden atamadım fakat bu travma su'ya böyle davranmama sebep olmadı.Ben sadece korktum sanırım yada doğru insan olarak düşünmedim Su'yu diye içinden geçirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk çok acayip bir duygu aslında,İnsan kenini aşık oldum zannediyor ama bunun bir yanılgı,koskocaman bir yalan olduğunu çok acı farkediyor.Yada daha da acısı bunun doğru olduğunu ancak maalesef sürdürülemeyeceğini en derin yerinde hissediyor.Su birinci seçenekteki yalan aşkdı.Aslında aşk bile sayılmazdı sadece hoşlanmaydı.Üstelik kendide bunun farkındaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecenin enteresan tarafları var aslında diye düşündü çocuk.Gündüzleyin herşey çok açık geliyor göze,sanki herşey ortada.Ancak gece çöktüğü zaman ufacık ışık kırılmaları yada yansımalar,hatta karanlığın kendisi bile sanki çok farklı şeyler gizliyor içinde.’Bu şehrin gecesi mi güzel yoksa gündüzümü?’ diye bir replik anımsıyorum bir filimden.Uzun zamandır hapisde olan ve özgürlüğüne kavuşan bir adam çıktığı gece soruyordu bu soruyu.Cevap çok açık olarak arkadaşı tarafından veriliyordu.’Valla gecesimi güzel yoksa gündüzümü bilmem ama bu şehrin en güzel yerini biliyorum.O da bizim mahalle…’ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet insan herzaman bildiği,tanıdığı ve alışkın olduğu yeri evi olarak görür.Heleki buy ere kendini ait hissediyorsa,gerçekten orası dünyanın en güzel yeridir.Peki ben nereye aidim die sordu çocuk içinden.Biraz düşündü cevap vermek için,taaki başını biraz önüne kaldırıp,karanlıkta yatan sessiz vatanını görünceye dek.Evet ben denize aitim ve benim için en güzel yer deniz diye içinden geçirdi.Bir çok insan yerleşik düzene geçmeyi,evi arabası ve iyi bir işi olmasını ister,Yıllık iznini yazlık evinde değerlendirip akşam işten gelince güzelim salonunda akşam yemeyi yemeyi ve ayaklarını uzatıp televizyon seyretmeyi ister.Ancak ben sadece gece gündüz teknemle denizde olmayı istiyorum, tatilimde işimde deniz olsun,hiç görmediğim denizlere,yakalanmadığım fırtınalara tutulmak ve onları atlatmak istiyorum dedi çocuk.Yemeyimi denizden çıkarmak,banyomu denizde yapmak güneşi denizde doğurmak ve geceye denizde merhaba demek istiyorum diye bağırdı şuhursuzca.Sonrada birasından bir yudum aldı ve yepyeni bir sigara yakıp devam etti; babam,dedem,dedemin babası hep bu topraklarda yaşadı ve hepside ölürken pişmanlık içinde öldü.Nedense öldüklerine üzülüyorlardı.Ben şimdi anladım neden üzüldüklerini,çünkü daha yaşayamadıkları tadları farketmişlerdi.İsteklerini,arzularını,hayallerini vehatta belkide amaçlarını gerçekleştirememişlerdi.Oysa ben bunu gerçekleştirerek ölmek istiyorum.Ayağa kalkarak gecenin içine doğru tekrar haykırdı.’Kaç tane tanrı beni dinliyor bilmiyorum,Hepiniz şahidim olsun,bu denizleri arşın arşın gezicem.ve zamanı geldiğimde son nefesimi yine bu denizlerde vericem’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geri banka oturup,sigarasını yakarken tiz bir ses duydu. Anlamadığı fakat yabancıda olmadığı bir lisandaydı bu ses.Sağına soluna bakındı ancak kimse yoktu.Yukarı baktı acaba rüzgar yada Diana ona yukardanmı sesleniyor diye,fakat oralarda da bişey belli olmuyordu.En sonunda karanlığa dönerek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Orda birimi var? dedi&lt;br /&gt;-Tanımadığı anlamadığı bir ses o yabancı dilde ona birşeyler söylüyor gibiydi.&lt;br /&gt;-Sen kimsin? Dediklerini anlamıyorum dedi.&lt;br /&gt;-Çok derinden gelen ses,bu lisanı bu kadar çabuk unutmuş olamazsın demişti.&lt;br /&gt;-çocuk hangi lisanı? Dedi&lt;br /&gt;-O yabancı bayan sesi biraz daha belirgin bir şekilde derinlik lisanı nı dedi.&lt;br /&gt;-Ne derinliği,Sen kimsin,nerdesin demiştiki,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suda bir dalgalanma oldu ve o güne kadar gördüğü en güzel yaratığın denizde olduğunu fark etti çocuk.Fakat bu,bu bir deniz kızıydı.Kızıl ve koyu yeşil saçlarıyla yemyeşil gözleriyle ona bakıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çocuk korkuyla sıçradı ve olamaz,deniz kızı gerçekmiymiş diye hayretle sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz kızı çocuğa bakarak&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;-Hemde tamamen gerçek canım,üstelik bizim gerçek olduğumuz ve dilimiz bile sen annenin karnındayken sana öğetilmişti fakat sen çok çabuk unutmuşsun dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Fakat benim annemi siz nerden biliyorsunuz.Sizin gerçek olduğunuzu kimse bilmezken zavallı annem nerden bilsin diye sordu çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Annen sana hamileyken,babanla beraber bir gemi gezisine çıkmışlardı ve gördükleri en güzel gemide mutlu bir 2.balayı planlamışlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk araya girerek evet o balayında seyehat ettikleri gemi kaza yapmış.Ve kurtulan 2 elin parmakları kadar olan kaza zede den 2 si babam ve annem miş dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet aşkım,işte o kazada anneni yaşatan,denizkızlarıydı ve send aha annenin karnındayken bizlerin var olduğunu ve lisanımızı sana öğretmişlerdi.Mesela şu an bizim dilimizde konuşuyorsun…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk dikkat ettiğinde hakikaten kendininde tiz çığlıklar atarak ve tıslayarak bişeyler söylediğini fark etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrım sen yardım et bana.Önce uzaklardan gelen tanrılar şimdi de deniz kızı.Ya ben gerçekten sapıtıyorum yada hayatım ender görülecek bir şekilde extreme uçlara gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tanrılardan bahsetmişken,rüzgara yaptıkların beni gerçekten çok üzdü.Aslında onuda üzmüş ki dünyanın 4 bir tarafına üzüntüsünü kustu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Nasıl yani?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Allahım siz nasıl denizcisiniz? Farkında değilmisin batıda 7-8 bofor hava olurken doğuda yaprak kıpırdamıyor.Güneyde tayfun kıyamet kopuyorken ,siz burda uçurtma uçuramıyorsunuz.Bu hep rüzgarın öfkesinden,hüznünden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aman allahım.Bütün bunların suçlusu ben miyim yani?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Maalesef senin yaptığından dolayı bu tepkiyi veriyor rüzgar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İyi ama sen rüzgarı nerden tanıyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Rüzgar benim en sevdiğim tanrılarımdan dır.Poseidon ve annemle beraber yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne yani senin annen de mi tanrı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tabiki tanrı.Deniz kızları tanrının çocuklarıdır.Üstelik övünmek gibi olması ama ben en genç ve en güzel deniz kızıyım aşkım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bana neden aşkım diyorsun sen?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayatım sen herşeyi unutmuşsun! Deniz kızları anneni kurtardığında ben de annemin karnındaydım.Senle uzun uzun konuşmuştuk.Hatta daha doğmadan aşık olmuştuk birbirimize. Fakat ben deniz kızı kanunları gereği 21 ime basmadan ademoğullarına görünemediğim için ancak şimdi karşına çıkabiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İyide ben 24 yaşındayım,sen le aynı zaman da annelerimizin karnındaysak sen nasıl 21 ine yeni basmış oluyorsun diye sordu çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çok basit aşkım,biz deniz kızları 3 yıl da doğarız.Sen dünyaya geldikte 2 buçuk yıla yakın zamandan sonar ben doğdum.O yüzden ben 21 yaşımdayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bu arada sana daha adımı bile söylemedim benim adım afromaid.Afrodit kadar güzel bir deniz kızı olduğum için annem bu adı vermiş.Ama afrodit bu isimden biraz şikayetçi.Aslında güzelliğimi de biraz kıskandığı söylenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çocuk,afromaid e dönerek gerçektende çok güzelsin.Ama lütfen bana aşkım deme.Ben kimseyi sevmiyorum çünki dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Afromaid çocuğa hüzünlü bir şekilde bakarak.21 yıldır sırf senin için kalbim atıyor bitanem.Sırf senin için bu lanet denizden okyanısa göçmedim.Lütfen bana bir şans ver.En azından beraber zaman geçirelim dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çocuk,afromaid e eğilerek.sen gerçekten çok ama çok güzel bir kızsın ve seninle zaman geçirmek herzaman mutlu eder beni.Ancak lütfen başka bir ilişki aklına gelmesin.Şu an kimseyi hayatımda istemiyorum.dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Afromaid eğilmiş olan çocuğa doğru sıçrayarak dudaklarına ufak bir öpücük kondurdu ve.Gündüz olmak üzere hayatım ve benim çoktan dönme vaktim geldi.Lütfen rüzgarla tekrar konuş ve onu sakinleşmesi için ikna et.O senden hep dostum olarak bahsediyor.en azından bunun yanlış olmadığını ona anlat dedi.ve denizen derinliklerine dalıp hızla uzaklaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk şaşkın bir şelilde bir sigara daha yaktı ve yaşadıklarının bir hayal olduğunu düşündü.Evet çok alkol ve sigara bana bunları yaşattı ancak nasıl olduda bu kadar gerçekçiydi bu rüya diye düşündü.Denize doğru derin derin düşünürken dudaklarından &lt;br /&gt;‘rüzgar’ kelimesi döküldü.Ve hiç düşünmeden o koskoca ksavetli şehire doğru ‘RÜZGAR’ diye seslendi.Cevap gelmeyince tekrar etti ‘RÜZGAAARRRR,LÜTFEN GEL SENİ KIRDIĞIM İÇİN ÖZÜR DİLERİM’ arkada 1-2 tane it havlıyordu fakat başka bir kıpırdanma olmadı.Tam karamsarlığa düşmüştü ki ensesinde hafif bir meltem belirdi.&lt;br /&gt;Daha sonar bu meltem,yere düşen yaprakları anaforuyla kaldırdı ve bir erkek süliyeti oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Geldim küçük dostum.Ne oldu artık benle konuşmak istiyormusun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Rüzgar lütfen affet beni,o kşam çok korkmuştum ve sağlıklı düşünemeyecek durumdaydım.Oyüzden istemediğim kelimeler söyledim sana.Yoksa senden ayrılmak benim en son isteyeceğim bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Üzülme küçük dostum.Önemli değil.Ben yıllardır alıştım ademoğullarının bana böyle davranmasına.Sen farklısın gibi gelmiştin sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Lütfen böyle konuşma rüzgar.İnan bana senden başka derlerimi analatabileceğim kimse yok.Lütfen dostluğumuzu bitirme rüzgar.yalvarırım bunu bana yapma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-DOSTLUĞUMUZ MU? Sen benle dostmusun ki? Diye sordu rüzgar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet yüve dostum,tüm kalbimle senin dostunum.ve bütün benliğimle bana ihtiyacın olan herzaman yanında olacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sağol küçük dostum.Beni gerçekten mutlu kıldın.EE napıyorsun bakalım görüşmeyeli? Ne işin var bu saatte buralarda?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Canım çok sıkkın rüzgar.Bütün yaşadıklarımın yanında,şimdide şu afromaid çıktı karşıma?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar alaycı bir dille?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bak sen,o ufak kız 21 yaşına gelmiş mi ki diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk,ne yani sen o kızı tanıyordun ve olacakları biliyordun ama bana hiç bahsetmedinmi diye sordu biraz kızgın bir dille.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Küçük dostum,bütün bunları söylesem bana inanırmıydın ki? Hem ben o küçük kıza söz vermiştim sana,ondan bahsetmeyeceğime dair.ee nasıl buldun bakalım bizim güzel afromaid imizi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çok güzel bir kız,fakat ben şu an kimseyi istemiyorum hayatımda,hem üstelik o bir deniz kızı.nasıl olurda onla bir ilişki yaşarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Küçük dostum.Bu büyük bir karar.Çünkü denizkızlarına aşık olan adem oğulları genelde,akıllarını yitirirler.Devamlı onlarla beraber olmak için denizlerde kaybolur ve en sonunda ya susuzluktun yada denizen gazabından ölüp giderler.Aman sen dikkat et kendine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk rüzgara,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İyide,ben zaten kimseyi istemiyorum ki.Hem başkalarıda mı deniz kızlarıyla beraber oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bilmediğin çok şey var dostum,ama öğreniceksin hemde çok yakında öğreneceksin.Fakat şimdilik sadece kendi hayatını düşün.Unutma sen herşeyden once geliyorsun ve denize bağırarak verdiğin sözleri unutma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk kızgın bir dille,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-SEN BENİ Mİ DİNLİYORDUN?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aslında dinlemiyordum fakat o kadar içten bağırdın ve bizim adımızı kullanarak o kadar derin bir söz verdin ki duymadan edemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk kararlı bir tonla,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet rüzgar,Ben denizde yaşayacam,denizde sevinip denizde üzülecem.Dünyanın bütün denizlerini görücem.Ve en sonunda denizde ölücem dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar,Tamam küçük dostum.Fakat şimdi lütfen eve gidelim ve sen yatıp uyu biraz dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk ve rüzgar sabahın ilk ışıklarında çocuğun evinin yolunu tutarken.Dünyadaki rüzgara bağlı bütün afetler sona ermişdi….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-2365126363876993748?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/2365126363876993748/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=2365126363876993748' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/2365126363876993748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/2365126363876993748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/10/afromaid-ve-yeniden-rzgar.html' title='afromaid ve yeniden rüzgar'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-1961836733370539402</id><published>2007-10-08T06:19:00.000-07:00</published><updated>2007-10-08T07:53:38.163-07:00</updated><title type='text'>1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 3NEFES!!!</title><content type='html'>Evet dostlar,Baya uzun bir zamandır buraya yazı ekleyemiyorum maalesef.İnanın neden yazamadığımı bilmiyorum.Aslında hazırda olan 2 tane 'rüzgar ve çocuk' hikayesini eklemeye bile taakat bulamadım.Bunu uzun zamandır düşünüyordum fakat zannederim gerçek sebebini yeni buldum.Bana yazma sevgisini aşılayan,her yazdığım hikayeyi yada şiiri paylaştığım.Çok ama çok sevdiğim annanem Ferhunde hanımı 05.10.2007 de kaybettim.Yaşadığı her yılın hakkını dolu dolu veren biriydi benim ananem.Gerçekten hayatından cilt cilt kitap yazılabilecek,tecrübelerinden senelerce faydalanabilinecek bir insan dı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıda konumuz ölüm! üstelik çok yakınımın ananemin ölümü.Beni tanıyan çoğu kişi bilir.Ben yılda en az 1 kişiyi toprağa veririm.Üstelik bu işi yaparken genelde başından sonuna kadar her devresinde bulunurum.Fakat ananemin ölümü biraz daha değişik oldu.Olayın cidden çok farklı bir boyutundan başlayarak bu süreci yaşadım.&lt;br /&gt;Ananem geçen seneki hastalığından sonra evine çıktı ve inanın 11 ay boyunca son 10 yılının en güzel dakikalarını geçirdi.En sağlıklı 10 yılıydı ve ben uzun süre ondan ayrılmayacağımı sanıyordum.Fakat hayat o kadar enteresan ki.İnanın bana HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cuma akşamı arkadaşlarla buluşmuştum ve neşeli bir yemekten sonra eve döndüm.Ev halkıyla yaptığımız kısa bir muhabbetten sonra odama geçerek telefonla konuşuyordum ki babamın bana seslendiğini duydum.'Orhan annen çok fenalaşmış karşıya gidelim' annanem bizim karşı apartmanımızda otururdu.25 yıldır hiç ayrılmadık anlıyacağınız.Herneyse, ben üstümü giyindim ve çantamı sırtıma taktım koşarak ananeme çıktım,daha kapıdan içeri girmeden annemin feryatlarını duydum.Sonradan öğrendiğim kadarıyla o dakika vefat etmiş.Yanına gittiğimde oturur vaziyetteydi ve anneme sarılmıştı.DAKSAR(DENİZ ARAMA KURTARMA)ekibinde öğrendiklerimiz ve daha önceki tecrübelerim doğrultusunda yatırarak suni tenefüz ve kalp masajı yapmaya başladım.1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 3 nefes,1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 3 nefes işin ilginç tarafı annanemin öldüğünü ve yaşı itibariyle bu müdahaleye cevap veremeyeceğini çok iyi biliyordum.Fakat olamazdı,annanem herzaman kurtulurdu.Doktorların kesin öldü dediği gün yoğun bakımdan çıkmıştı taş gibi hastahaneden çıktığında herkesin çok bakım gerekecek demesine inat 11 ay boyunca herzamankinden daha sağlıklı yaşamıştı.Bunları düşündükçe devam ettim.1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 3 nefes,1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 3nefes.Bir ara orda bulunan çocukluk arkadaşım cemin ablasına kaç dakika oldu dedim.Titreyerek 5 dakikadır suni tenefüs yapıyorsun dedi.Dayan anane dedim az kaldı ambulans gelmek üzeredir.1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 3 nefes hadi anane gayret et biraz 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 3nefes.bir ara gözleriyle bana bakıyor gibi geldi.Gözlerinde sanki napıyorsun bana,neler oluyor der gibi bir soru ifadesi vardı.gözlerinin içine bakmak dahada umutlandırmıştı beni.O sırada nazlıya bağırdım 'su verin bana' midem kalkmıştı ama bunun sebebi annanem değildi 10 dakikadan fazladır suni tenefüs yapıyordum ve bunu yapan herkesin bildiği gibi hızlı solunum yaparken kendi solunumunuzu bozmanızdan dolayı mideniz bulanıp başınız dönebilir.O sırada arkamı döndüm,nazlıdan suyu alıcağım sırada annemle göz göze geldik.Yüzünde çaresiz,umutlu fakat hüzünlü bir ifade vardı.Odadaki herkes bana bel bağlamıştı.Cemin babası ziya amcanın hadi orhan demesi babamın dayan oğlum diye bağırışı annemin yüzündeki ifade ve nazlının titreyen elleri hep bana bağlıydı.1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 3nefes bir ara annaneme baktığımda sanki şimdi böö diye ayağa kalkıcak sandım.Bu tip şakalar yapmayı çok seven bir insandı çünkü rahmetli.Hatta 1 keresinde sigarayı bırakması için gittiği hipnoz terapisinde terapinin tam ortasında doktoru bööö diye korkutduğu için eski sabıkalıda sayılırdı.Kendine gelip böö diyeceğini düşünerek korkmamak için kendimi hazırladım.Çocukluğumda ellerinde büyüdüğüm ve aynı zamanda ebem olan hatice teyzem orhan 15 dakikadan fazla oldu dedi.Kendisi hemşire olduğu için ne demek olduğunu iyi biliyordu bu 15 dakikanın ve bende iyi biliyordum ama devam etmeliydinm.1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 3 nefes.Tam o sırada uzun ilk yardımlarda çok görünen o sıkıcı olay oldu ve elimin altında kaburgasının kırıldığını anladım annanemin.Gerçi kurtulması daha önemliydi ama şimdi 1-2 ay kırık kaynayana kadar çekicek diye üzüldüm ve kendime kızdım.Ambulans nerde kaldı diye bağırdığım sırada telefon geldi.Direk telefonu alarak hasta şu anda X,20 dakikaya yakındır cqr yapıyorum geldiğinizde elektro şok hazır olsun diyebildim ve devam ettim 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 3nefes. normalde 30 set halinde yapılırdı ama annanemin yaşı ve nefes problemi itibariyle 15set yapmak daha doğruydu.1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 3 nefes derken ambulans geldi yukarıya çıkarlarken hadi annane bak ambulans geldi diyerek devam ediyordum fakat artık ihtimal olmadığınıda çok iyi biliyordum.sedyeye koyup aşağı indirdik.Ambulanstaki görevliler çok istemeselerde 2 kere elektro şok yapılmasını söyledim ve hastahane yolunu tuttuk.Hatahaneye tabiki ambulans bizden önce gitmişti.Annem yanımdaydı ve içeri girdiğimizde ben zaten öldüğünü biliyordum.Doktorun odasına yanlız girdim.Doktor başınız sağolsun,siz yapılması gerekenin fazlasını yapmışsınız ama kurtulamadı dedi.Biliyorum doktor hanım zaten 30 dakika önce ölmüştü sadece 1 umutdu dedim.Anneme sölemeliydim ama nasıl söyleyebilirdim ki.Doktora lütfen siz söyleyin dedim.Doktor hanım dışarı çıktığında anneme bakarak beni işaret etti ve elinden gelen herşeyi yapmış dedi.Annem peki şimdi nasıl doktor hanım dedi.Doktor sustu ve yine iş bana düşmüştü.BAŞIMIZ SAĞOLSUN ANNE DEDİM!!. Annem koluma yığıldı.Onu sakinleştirmek için yaptığım her harekette fark ettim ki içimden sayıyorum 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem biraz sakinleştiği sırada içeri girdik beraber.İşte karşımızdaydı annanem! yıllardır başımızdan eksik olmayan ve bizim her derdimizi kederimizi paylaşan ANNANEM UYUR GİBİ YATIYORDU.Annemin ağıtları yada odanın dışında ağlayanların sesleri bana çok boğuk geliyordu.Defalarca yaşadığım bu senaryo nedense çok farklı gibiydi.Annanemi morg a indirdim.3 hasta bakıcı ve ben.yine tanıdık olmadan tek başıma!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morga girdiğimizde rica ettim son kes vedalaşmak istiyorum.Fermuarı açtım ve yanaklarına sarıldım.alnından öptüm ve veda ettim onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve döndüğümüzde annemin derdine düşmemek elde değildi.Tansiyonu fırlamış tirtir titriyordu.Gece saat 4 e kadar uyumadık ama benim cumartesi yapılması gereken işlerim vardı.Nede olsa her zamanki gibi hastahaneye gidilecek ölüm kağıdı alınacak daha sonra mezarlığa gidip defin işlemleri yapılacak ve pazartesi günü defnedilmek üzere herşey halledilecekti.Yıllardır yaptığım işlemlerdi aslında.Nerde ne yapılacağını çok iyi biliyordum.O gece kendimi çok sorguladım.Acaba yanlış birşey mi yaptım acaba ilk yardım sırasında daha ne yapabilirdim diye sabahı sabah ettim.Fakat gerçekten olması gerekenden fazlasını yaptığımı biliyorum.15 dakikadan sonra kurtulma ihtimali milyonda bir olmasına rağmen ben 20-25 dakika ilk yardım yapmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin trajik ve aynı zamanda ironik tarafı hiç tanımadığım insanları kurtarabilmişken canımın bir parçasını kurtaramamış olmamdı.bu düşüncelerle uykuya daldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah yani cumartesi günü bütün işlemler öğlene kadar bitti.Artık pazartesi günü meftayı hastahanenin morgundan alıp gasilhaneye götürmek kaldı.Bu arada bir sürü arkadaş,eş dost arıyor ve baş sağlığı diliyordu.Annanemi kaybettiğim akşam yanımda olan ve bütün müdahaleye şahit olan yakınım beni kenara çekip dediki.'Oğlum seni doğduğun günden beri tanıyorum ve senin annen sayılırım fakat ilk defa senden o gece korktum!' ve devam etti sen gelene kadar herkes de bir panik vardı kimse ne yapılacağını bilmeden ordan oraya koşturuyordu,fakat sen içeri girdiğinde tek kelimyle herkesi düzene soktun.sen annanenle uğraşırken kimse hareket dahi edemedi.Ve orda senin gözlerini gördüm! İLK DEFA BÖYLE BAKTIĞINI GÖRÜYORUM,YILAN GİBİ BAKIŞIN VARDI DEDİ!!' Hakikatende beni iyi tanıyanlar bilir.Kriz anında yanımda olanların beni tek tasfir şekilleridir yılan gibi donuk ve odaklanmış bakışlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annanem o bakışları hiç görmemişti.Ve umarım o gecede görmemiştir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftasonu taziye ye gelenleri ağırlamakla geçti,Ayrıca pazartesi günü yapılacak olan dua yıda organize ettik.En önemlisi annemin yanında ona destek olmakla.Pazartesi yani bugün sabah erkenden.Mezarlığa gittik.Ordan cenaze arabasını alıp hastahaneye gittik.Annanemi morgtan çıkarıp,gasilhaneye gittiğimde annem ordaydı.Yıkamak için girerken bende yanında olmak istedim ama usule aykırı olduğu için yanında kalamadım.Cenaze töreni için musalla taşına yatırdığımızda içimden bu işleri nekadar çok yaptığım geçti.Hergelenin başınız sağolsun demesi aslında çok boş geldi.En önemlisi 'nasılsın' sorusuna nasıl bir cevap vermem gerektiğiydi.NASILSIN! Nasıl olunabilir ki?!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ananemin başında helallik almak için dua ettim.Onu vedalaşırken daha öncekilere yaptığım gibi onunlada bir anlaşma yaptım.Cenaze töreni için saf tuttuğumda başka birşey fark ettim.İslamiyetle o kadar haşır neşir olmama ma rağmen,cenaze namazında okunan er duayı ezbere tekrarlıyordum.Nekadar enteresan diye düşünürken o soru soruldu.Rahmetli ferhunde hanımı nasıl bilirdiniz?,Hakkınızı helal edermisiniz?.Tüm kalbimle helal olsun.BAYAT KUŞUM,HAKKIM VARSA TÜM KALBİMLE HELAL OLSUN!!! Namaz bittikten sonra,tabutu omuzlayıp arabaya götürdük.arabayla mezara gidip tabutu mezara taşıdık.Tabutta kalan baş örtüsünü almaya çalıştığım sırada biri bağırdı 'orhan koş çukura koyuluyor!' istem dışı koştum fakat şimdi soruyorum.O çukura neden tekrar ben girdim.Neden başkası davranmadı ve beni soktular? herneyse bayat kuşumun önce ayaklarını sonrada başını toprağa koydum.Başının altına yastık yapıp üstüne tahta dizdim. dışarı çıktım ve bir kerede orda dua okundu.Yaklaşık 70 kişiydik ve dua bittiğinde kürekle toprak atmaya başladık.Hep bilinen işler hep yapılan işler fakat neden se senaryo değişik geliyor!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an eve daha yeni gelip bu yazıyı yazıyorum.Hala telefonla başsağlığı dilekleri geliyor.Bütün bu başsağlığı için arayan eş-dost-arkadaşve tanıdıklara teşekkür ederim.Benim için başka bir ilk daha oldu bu telefonlar sırasında.Geçen sene annanem hastahaneye yattığında telefonla konuştuğum bir arkadaşıma 'doktorlar umut yok diyor' demiştim oda bana 'başın sağ olsun o zaman' demişti. çok vicdansız ve acımasız bir kelimeydi ama o arkadaşıma olan saygımdan susmuştum. Arkadaşım dün tekrar aradı,'başın sağ olsun dedi.' ilk defa aynı kişi bana aynı sebepten başın sağolsun dedi hayatımda.GÜZELİM SEN O DİLEĞİNİ BANA 1 YIL ÖNCE SÖYLEMİŞTİN!! TEKRAR ARAMANA GEREK YOKTU,ÇÜNKÜ O GÜN BENİ BÖYLE TESELLİ ETMİŞTİN ZATEN!!! Yinede sağol.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ananem hakkında çok uzun bir yazı yazmayı planlıyorum.Bana yazma sevinci veren ve benim annem gibi olan canım bayat kuşum hakkında yazıcağım bu yazıyı burda paylaşmak beni mutlu edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberi olan olmayan,cenazeye gelen gelemeyen herkesten allah razı olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-1961836733370539402?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/1961836733370539402/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=1961836733370539402' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/1961836733370539402'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/1961836733370539402'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/10/1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15.html' title='1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14-15 3NEFES!!!'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-1150387571976067977</id><published>2007-08-18T08:25:00.000-07:00</published><updated>2007-08-18T14:48:36.829-07:00</updated><title type='text'>Rüzgar ve beklenmeyen misafir</title><content type='html'>&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;Biranda yatağından fırladığında saat çoktan gece yarısını geçmişti.Kendine gelmeye çalışırken vicudunun her yerinin terden sırlsıklam olduğunu fark etmesi uzun sürmedi.Ne fena bir kabus du diye geçirdi içinden.Aslında çok uzun zamandır bu ve buna benzer kabusları görüyordu.Hergece yatağından sıçrayarak uyanmak ve en kötüsü uyumak üzereyken ya yine kabus görürsem diye düşünmek canına tak etmişti artık.Bir bardak su içmeye mutfağa gittiğinde çoktan sigarasını da yakmıştı.Geri geldiğinde penceresini açıp dışarıyı seyretmeye başladı.Aslında seyredecek fazla bişi yoktu.Daha çok gecenin sessizliğini dinliyordu.Gecenin sessizliği! Yaşadığı koskoca şehrin pislik yuvası sokaklarının,keşkemeş içindeki semtlerinin, yoksulluk,hayalkırıklığı,telaş,üzüntü ve öfke içindeki insanlarının seslerini duymadıkça,kornaların haykırışlarını işitmedikçe huzur buluyordu.Enteresan bir şekilde saka olduğunu düşündüğü bir kuşun sevdiği şarkıyı anımsatan ötüşü dikkatini çekti.Alla allah dedi içinden,buralarda kuş ötermiydi hiç(!)Aslında yaşadığı kent e aşıkdı fakat neyazıkki gün içinde onun hep kötü yanları öne çıkıyordu.Oysa gece öylemiydi? geceleyin o nalet kent gidiyor yerine dünyanın en güzel,en masum ve en saf kent i geliyordu sanki.Zaten aradığı herşey onda mevcuttu.Deniz'ine doyamıyor,ormanından kopamıyordu.Sonra birden aklına rüzgar geldi.Baya zaman olmuştu O kudretli dostuyla konuşmayalı.Gelicem merak etme demişti ama heralde baya işi vardı ki bayadır uğrayamıyordu.Bir an içinden acaba çağırsam gelirmi diye düşündü ve denemeye karar verdi.Hem sanki denemek ten ne çıkardı ki?Rüzgar! diye bağırdı pencereden.Ses çıkmayınca bu defa daha yüksek bir sesle RÜZGAR diye bağırdı.Fakat yine ses gelmeyince bu sefer uzatarak ve yüksek sesli olarak RÜÜZZGAARRRRR diye seslendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan çok kısa bir zaman geçmiştiki.-Efendim küçük dostum diye bir karşılık aldı sesine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-En sonunda gelebildin.Ne zamandır seni bekliyordum.Tamam eminim çok işin vardı ama keşke bir haber verseydin dedi çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Mesaj yazmak istedim ama kontürüm yoktu diye cevap verdi rüzgar alaycı bir dille.ve devam etti.-Buyur genç dostum canını sıkan birşey mi oldu yada bir problemin mi var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çocuk,kısık bir sesle evet var aslında,hergece benzer kabuslar görüyorum devamlı,üstelik bunlar giderek artıyor.Hatta bazen 1 gecede 2-3 kabus gördüğüm bile oluyor.Artık içimden uyumak gelmiyor diye cevap verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Rüzgar gülerek, kabus siz insanların çok değerli bir yeteneği alında dedi.-Yetenek mi(?) dedi çocuk şaşırarak.Nasıl bir yetenek insanı bu kadar huzursuz edebilirki!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bak çocuk,siz insanlar yüce yaratanın verdiği kudretle yatarken bile,tehlikelere karşı önlem alıyorsunuz beyninizle.Aslında her kabus birer antreman.Başınıza gelebilecek olayları önceden yaşayarak önlem alıyor,hazırlıklı oluyorsunuz.Buda sizi herzaman güçlü kılar.Mesela sen denizcisin.Boğulmak,fırtınada çaresiz kalmak senin en büyük kabusundur heralde.Dedi rüzgar.Çocuk ağzında kelimeleri yuvarlayarak,öyle fakat bu kabus olayı çok tatsız.Hem ayrıca söylemeye utanıyorum ama ben artık kabus görmekten korkuyorum dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Rüzgar yumuşak bir dille.Filozofun dediği gibi hayatta en cesur kişi,korkusunu en az belli eden kişidir dedi.Bak doztum herkes korkar,hatta en cesur sanılan herkül bile korkuyordu.Üstelik babası zeus dan korkuyordu.Fakat o kadar cesur du ki bu korkusunu babası dahil kimseye hissettirmez di.Bir tek benle konuşurken itiraf ederdi korktuğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne yani sen herkülle muhabbet mi ediyordun diye sordu çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Elbette konuşuyordum.Posedion ve Zeusdan çok şikayetçiydi herkül onların insanlara gereksiz zulümler vermesine ve kendi egoları için kurban beklemelerinden nefret ediyordu.Fakat aynı zamanda isteseler kendini un ufak edebileceklerini de biliyordu.O yüzden çok korkar ama korkusunu belli etmezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-O zamanlarda gerçekten o kadar çok tanrı varmıydı rüzgar? diye sordu çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bak dostum,insan neye inanırsa o vardır.Sizin beyin gücünüz o kadar kuvvetli ki vicudunuza hükmederek kendinizi iyileştirebiliyorsunuz yada bir kısmınız sadece beyin gücüyle eşyalara hükmediyor.Kendini asla küçük görme bu konuda.O yüzden o dönemde insanlar bir sürü tanrı yarattılar ve daha sonra bu tanrılar gerçek oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çocuk;aslında  rüyalarımda hep benim yüzümden başkaları zarar görüyor ve ben sonu gelmeyen bir kuyuya düşmeye başlıyorum.Yoksa sence bu kabusda mı gerçek olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar once biraz sessiz kaldıktan sonar cevap Verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bence siz insanların yapması gereken sadece pozitif düşünmektir.Tamam sakın polyanacılık oynamayın,ama gelecekteki olaylara karşı haddinden fazla çelişkili ve olumsuz düşünürseniz emin ol gerçekten kötü birşeyler olur.Sana gelince sen akıllı birisin,bu rüyaları aslında senin bilinç altından dolayı gördüğünü idrak etmelisin.Sakın haa rüyaların çıkacak diye düşünme fakat benim için önemli olan kimin senin yüzünden zarar gördüğüdür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aslında değişik değişik kişilere zarar verdiğimi görüyorum rüyalarımda.Kimi zaman ailemden birileri,kimi zaman arkadaşlarım.Bazen eskilerden çok önemli olan biri bazen se SU.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hımm bu eskilerden olan kişiyi tahmin edebiliyorum.Fakat unutma O asıl kendi kendine zarar Verdi.Senin ona sunduğun sevgiyi,içtenliği elinin tersiyle iterek aslında buna değmeyeceğinide gösterdi!Bu saatten sonar senin one pek bir zararın olmaz.Zaten bildiğim kadarıyla bugüne kadarda pek bir zarar vermedin ona.Aslına bakarsan siz insanların bir diğer mecburiyetide yanlız yaşayamıyor olmanız.Bu kimi zaman çok iyi birşey ama O eskilerden dediğin kişinin yaşadığı gibi durumlarda çok ama çok zor birşey.Düşünsene sadece beraber yaşamak zorunda olduğu insanlar yüzünden hayatını değiştirdi.Ve en önemlisi bunu yaparken seninde hayatını değiştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Doğru söylüyorsun ama yinede çekiniyorum.Tamam belki o kız’a zararım olmaz zaten dediğin gibi onun bana büyük zararları oldu,fakat ya SU?!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bak çocuk,SU gördüğüm kadarıyla gayet akıllı bir kız.Fakat çok zorluklar çekmiş bugüne kadar.Ancak son 2 haftadır gözlemlediğim kadarıyla baya bir düzeltmeye başladı hayatını.En önemlisi senin desteğinle yeniden şekillendirmeye çalışıyor yaşamını.Yeni bir iş bulması,okumaya karar vermesi,yabancı dil öğrenmeyi istemesi.Bunların hepsi senin desteğinle onun verdiği kararlar.Sen şu ana kadar ona o kadar çok yardımcı oldun ki.Kendini ona zarar verecekmiş gibi hissetmen çok saçma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk rüzgara döner ve ürkek bir ses tonuyla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Rüzgar,ben gerçekten aşık değilim Su’ya fakat onu çok seviyorum.Su benim için değerli bir arkadaş fakat bunu ona söylemektende çekiniyorum.Çünkü sanırım bana farklı şeyler hissediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ahh siz insanlar,sizzler neden ya aşık yada arkadaş olduğunuzu varsayarsınız ki?&lt;br /&gt;Bence sen bu Su’yla arkadaş olduğun için mutlu olmalısın ve onun seni sevgili gibi görmesinden dahada mutlu olmalısın.Aşk çok zor anlaşılır dostum ve ben aşık değilim demeden once iyi düşünmelisin.Arkadaşım diyorsun ama zaten arkadaş olmadan nasıl aşık olabilirsin ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşma uzayıp giderken değişik bir his kaplamıştı çocuğun içini.Rüzgara dönerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Farkındamısın sanki biri bizi dinliyor yada gizlice izliyor dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Rüzgar sessiz ol,şimdi anlarız dedi ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bira anda çok kuvvetli bir fırtına koptu.O kadar kuvvetliydiki odanın içi dışardan gelen ağaç yapraklarıyla dolmuştu ve o anda yaprakların kapladığı bir bayan vicudu ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-sen kimsin çabuk söyle.Dedi çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar çocuğa dönerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet cesur dostum Diana’ala tanış.Doğa verim ve ay tanrıçası Diana! Diye kükredi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çocuk şaşkın bir şekilde.Nasıl yani hani biz insanlar inanmadıkları şeyler gerçek olmuyordu.Ben tek bir tanrıya inanırım ve buda Diana değil dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zamana kadar konuşmayan Diana,Tek bir tanrıya inanıyorsun.Peki ama BU TANRININ KİM OLDUĞUNU BİLİYORMUSUN? YADA BEN OLMADIĞIMI NERDEN BİLİYORSUN.Diye sordu tiz bir çığlıkla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;-Diana sen,yıllardır tanrıça değilsin.İnsanların seni tanıdığı yıllar çok geride kaldı.Sen sadece yüce yaratanın parçalarından birisin.Neden bunu Kabul etmiyorsun dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diana rüzgara dönerek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Şuna bak,insanların göremediği bir esinti bana cevap veriyor.Ben doğa tanrıçasıyım.Ben verim tanrıçasıyım.Ben olmasam insanlar,hayvanlar yada RÜZGAR siz hiçbirşeysiniz diye cevap verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Şimdi görürsün diyerek.O deminden beri sürdürdüğü esintiye son Verdi.Yapraklar dökülürken Diana artık görünmüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hadi bakalım şimdi görün insanlara dedi.Kızgın bir tavırla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dianadan geldiği anlaşılan ses şöyle diyordu.&lt;br /&gt;-Beni görmesine gerek yok bu çocuğun.O beni hissedebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk bağırarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-yeter artık dedi.Kavga etmeyi kesin.Rüzgar benim dostum onunla böyle konuşma.Deminden beri bizi neden gizlice izledin ve neden buradasın?Diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Uzun zamandır bir tanrıyla konuşabilen bir insan görmemiştim.Zaten siz insanlar sadece yalvarmak için yaratana sığınıyorsunuz.Oysa senin bir tanrıyla konuştuğunu,dertleştiğini duyunca doğru mu diye merak ettim ve buraya geldim.Bak çocuk ben iyi bir tanrıçayım ve inan bana bu yaşlı tanrı kadar sana yardım edebilirim dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne tanrısı,ben tanrıyla falan konuşmadım ben sadece rüzgarla konuştum dedi çocuk.Ve rüzgara dönerek ona tanrı olmadığını söyle diye bağırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar sessiz bir şekilde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aslında ben tanrıydım fakat sizlerin bize inancı bitince bizlerin tanrılığı da bitti dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet Eolos sonunda itiraf edebildin dedi Diana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çocuk, eolos mu senin gerçek adın eolos mu diye sordu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgar çocuğa dönerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bak küçük dostum.Siz insanlar bizlere birçok isim taktınız.Kiminiz rüzgar dedi,kiminiz eolos ama önemli olan benim kim olarak hissettiğim.Ben artık tanrı gibi hissetmiyorum kendimi çünkü sizler benden çok daha yüce bir yaratan a inanıyorsunuz onun yanında zeus bile çok güçsüzken ben sadece rüzgar olabilirim.Diana da sadece doğa olabilir dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diana araya girerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aslında Eolos haklı,sizler bizi var ederken bizlere çok büyük güçler verdiniz.Ama yok ederkende hepimize verdiğiniz güçleri tanımadığınız tek bir tanrıya verdiniz.Bukadar güce sahip bir tanrıyla bizler başa çıkamayız.O yüzden belki benimde kabullenmem gerek ki bizler daha fazla tanrı değiliz dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk kızgın bir şekilde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Lütfen  gidin artık.Kafam allak bullak oldu.Sizlerin söyledikleri yüzünden ne düşüneceğimi bilmiyorum.Artık yalnız kalamaya ihtiyacım var dedi ve kendisine baktığını hissettiği rüzgara.Lütfen sen de git rüzgar,yada eolos.Keşke her şeyi baştan anlatsaydın.Bu kadar çok sırrı olan bir dost olmayı nasıl başardın! Lüten git dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odadan önce Diana çıktı ve hükmettiği ay birden hiç olmadığı kadar parlak yaptı odayı. Daha sonraysa tatlı bir meltemle rüzgar terk etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk tek başına kaldığına emin olunca,yukarı baktı ve sanırım iyice deliriyorum.Önce rüzgar şimdiyse Diana.Benim acilen bir psikologa gitmem lazım diye düşündü.Aslında söyledikleri saçma değil fakat madem biz insanlar onlara inanmayı bırakınca tanrısal güçlerini kaybettiler.Şimdi nasıl var olabiliyorlar diye de düşünmeden edemedi.Yatağına yattığında kafasında binbir türlü soru vardı.Rüzgar gerçekten dostmuydu? Diana da nerden çıkmıştı böyle? Bundan sonra neler olacaktı ve en önemlisi bu yaşadıkları sadece aklının ona oynadığı kötü bir oyun muydu?&lt;br /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-1150387571976067977?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/1150387571976067977/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=1150387571976067977' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/1150387571976067977'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/1150387571976067977'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/08/rzgar-ve-beklenmeyen-misafir.html' title='Rüzgar ve beklenmeyen misafir'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-5194414003980249207</id><published>2007-08-09T14:08:00.000-07:00</published><updated>2007-08-09T15:59:53.648-07:00</updated><title type='text'>Rüzgarla sohbet</title><content type='html'>Günler rüzgarı beklemekle geçmişti.Çocuk her akşam,gece hatta bazen şafak vaktine kadar odasında rüzgarın gelmesini bekliyor,duyduğu en ufak çıtırtıda onun geldiğini sanıp cama bakıyordu.Beklerken de düşünüyordu rüzgarın söylediklerini; gerçekten bu hayatta nekadarcık tecrübesi vardı ki yaşadıklarını bukadar kolay yargılıyordu.Sonra ne demişti rüzgar? 'tanrı sizlerin sadece kendisini kötü günlerinizde anmanızdan bıktı!!' hakikaten artık eskisi gibi'çok şükür'diyen insan sayısı azalmıştı.Aslında pekde az şey yaşamamıştı çocuk düşündükçe.Çok ufak yaşta ölümlerle,ayrılıklarla,aldatılmayla,yalanla tanışmıştı! Ölümler;katlanılmak zorunda kalınan ani ve acımasız ayrılıklar! Ölen kişinin ne hissettiği bilinmesede arkasında bıraktıkları ya birdaha göremeyecek olmanın bencilliğiyle yada ölümü kötü bir şey farzetmenin cahilliğiyle genelde gözyaşı döküyorlar diye düşündü çocuk.İçtiği sigaranın üstünde bile koskoca yazmışlardı SİGARA İÇMEK ÖLDÜRÜR,ee yani? tamam sigara içmek öldürür ama sonra ne olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünme artık bunları,düşündükçe sorguluyorsun sorguladıkça,çıkmaza sürükleniyorsun dedi çocuk kendi kendine.Bu gece yıldızlar nekadar parlak diye içinden geçirdi.Bir yerde okumuştu en yakın yıldıza ulaşmanın milyonlarca yıl süreceğini.Peki ama okadar uzakda parlayan bir şey insana nasıl bu kadar çekici gelebiliyordu? etrafımızda o kadar yakın yıldızlar varken biz neden hep uzaktakilere ulaşmak için uğraşıyorduk? Mesela bu hafta tanıştığı O kömür karası saçlı kız.Adı neydi onun? evet Su.Ne kadar güzel bir ismi vardı kızın.Aslında sadece ismi değil kalbide,kendi de çok güzeldi kızın.Fakat yanlış olan bir şeyler vardı kızda! Uzun uzun konuştuktan sonra ciddi psikolojik rahatsızlıkları olduğunu anladı ama onu hiç yadırgamamıştı çocuk.Çok yanlız bir kızdı Su! bu hayatta hep itilmişti,hep yalanlar söylenmişti ona.Aslında korkuyordu çocuk suyla ilgilenirken.Ya yanlışlıkla o da üzerse Su yu? Ailesi dahil çok kişi anlamıyordu Su yu.Bir konuşmaları sırasında geçmişinden bahsetmişti Su çocuğa.Eski erkek arkadaşının ona yaşattığı kötü olaylardan,hatta hala yaşadıklarının etkisinde kaldığı için onun gittiği mekanların yakınına gidemiyordu.Bir insan böyle bir kıza neden bu kadar kötü davranırdı? neden zulüm çektirirdi anlayamıyordu çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle bayanların şiddet görmesine dayanamayan biri olarak,heleki bu kadar saf ve temiz bir kıza yapılan bu haksızlıklara isyan ediyordu.Su'nun tek derdi O adi eski aşkıda değildi aslında.Anlayışsız ve Şiddet yanlısı bir ailesi vardı.Ne dışarı çıkmasına nede başkalarıyla konuşmasına izin vermiyorlardı.Çok şükür ailemden yana bir sıkıntı çekmedim şu ana kadar diye düşündü çocuk.Verdiği bütün kararlarda arkasında durmuştu ailesi çocuğun,hatta bazen yaptığı hatalarda dahi ailesi yanındaydı.Ama Su'nun ailesine heleki abisini baktığında görüyordu ki gerçekten mutsuzluk ailede başlıyordu.Şu insanlar yasaklayarak,sıkarak tutsak ederek ellerine birşey geçmeyeceğini nezaman anlıyacak diye düşündü çocuk.Yasaklar istek doğurur oysa ki.Elma yasaklanmasaydı yenirmiydi acaba diye düşündü? yada sigara yasak olmasaydı,başlama yaşı bukadar erken olurmuydu? Sigara demişken yine çok içmeye başlamıştı çocuk sigarayı.Ama rüzgarla tanıştığı gündeki gibi bir ağırlık yoktu göğsünde.Demekki sigaranın suçu yokmuş diye düşündü.Sigara bütün hastalıkların kaynağı olabilir ama psikolojik çökmenin sebebi olmadığına eminim diye düşündü.Psikolojik sorunlar fizyolojik olanlardan daha çok etkiliyor aslında insanı.Mesela Su, şuan kimseye güvenemiyor,kimseyle konuşamıyor hatta kendine bile güvenemiyor oysa ki nekadar harika bir kız! Üstelik daha 22 yaşında.Hayatnın en güzel yıllarında ona bukadar travmatik acılar yaşatan kişilere nalet olsun!Yanlızlık insanı yiyip bitiriyor diye düşündü çocuk.Tamam belki ailesi kalabalık yada arkadaşları var ama eğer söylediklerin anlaşılmıyorsa,duyguların yok sayılıyorsa yada en önemlisi sen yok sayılıyorsan nasıl yanlız olmazsın ki? yanında destek olucak biri yoksa bütün bu acımasız dünyaya nasıl katlanabilirsin ki? Fakat ne demişti rüzgar? '7 denizden 2 sini görmüşken,bütün hepsine nasıl aşık olabilirsin ki' evet aslında çok doğru bir sözdü bu, yaşamadığın güzellikleri bilemezsin hatta onları göremezsin bile.Ve en önemlisi yaşamadığın acıları anlayamazsın da aynı zamanda.İnsan hep en kötüsünün başına geldiğini düşünür ama aslında çok ama çok daha kötüleri onun karşısına çıkmak için sıradadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünde gelmiyecek dedi çocuk,biraz kızgın bir ifadeyle.Aslında belkide rüzgar diye biri yoktur,ben o akşam çok üzgündüm ve nasıl uyuşturucular halisilasyon görmeye sebep oluyorsa vicudumun salgıladığı hormonlarda o gece halisilasyon gösterdi diye de bir cevap verdi bu sorusuna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-YOK CANIM NE HALÜSÜLASYONU!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk cama dönerek rüzgar senmisin? diye seslendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tabiki benim,Peter Pan olucak halim yok ya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Neden bukadar uzun sürdü dönmen? neden kaç zamandır gelmedin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bak çocuk,tamam senle konuşmak güzel,sana yardım etmekte hoşuma gidiyor ama unutma ben rüzgarım tek işim senle konuşmak değil.Hem ben kafama eser kuzeye giderim,canım ister güneye üflerim.RÜZGARIM BEN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ama sen yokken hep seni bekledim ben,Senle konuşacak okadar çok şeyim vardı ki.Ama olsun şu an burdasın ya o da yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Anlat bakalım neymiş konuşacakların?! diye gürledi rüzgar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk elindeki çakmağı göstererek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Önce izin verde lütfen sigaramı yakim,sen estikçe çakmak yanmıyor dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve sigarasını yaktıkatan sonra devam etti;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Senin söyledikleri düşündüm bütün hafta,gerçekten sen haklısın,daha çok az şey yaşamışken peşin karar verdim.Aslında okadar çok liman var ki sığınacak hangisinin en iyisi yada en kötüsü olduğunu bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-NE LİMANI,sen denizcisin, sen sığınmazsın limana.Benimle baş etmeyi,bana ayak uydurmayı bilmelisin.Hatırlıyormusun denize ilk çıktığın günlerde bir fırtına çıkmıştı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet dedi çocuk heyecanla ve devam etti,yer gök bir olmuştu,hem yağmur vardı hemde deli gibi rüzgar esiyordu.Ufacık kayığım fındık kabuğu gibi dalgalara girip çıkıyordu ve ben denizde tek başınaydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet işte o havayı ben özellikle çıkardım.Sen gerçekten beni tanı diye o kadar sert estim.Fakat orda,senin bana nekadar saygı gösterdiğini görünce ve beni alt etme çabanı yaşadıkça senin gerçek bir denizci olduğunu anladım.Biliyormusun o kadar sert rüzgarda bana küfür etmeyen bir tek sen vardın denizde! Çünkü sen benim görevimin esmek olduğunu ve bunu yaparken sizlere eziyet vermek için değil mecbur olduğum için yaptığımı biliyordun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Evet ama sonuçta o sert havada birçok kişi zarar gördü.Sen bunların sorumluluğunu alırken nasıl rahat ediyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Onlarda benim şaka olmadığımı anlasın!! senindavrandığın gibi bana saygıyla davransın! ben tedbirini alan,benimle yaşamayı öğrenen,akıllı davranan kimseye zarar vermem.Ama onlar benle dalga geçerse,kendilerini ellerindeki paraya güvenerek en güçlü sanarlarsa daha çoook zarar görürler!Her neyse şunu söylemek istiyorum,hayatta kendinden başka hiç kimseye sığınamazsın! Elnino dediğiniz kasırgada yada Marry kasırgasında sığındığınız limanlardaki yüzlerce tekneyi evlerinizin çatısına fırlattım bunu daha anlayamadınızmı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Peki ama senin şerrinden kurtulmak için ne yapmalıyız? tabiki bir limana sığınacağız. dedi çocuk çaresizce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bak küçüğüm,Tabiki sizede hak veriyorum can korkusuyla,ordan oraya koşturuyorsunuz.Ama neden ölmekten bukadar çok korkuyorsunuz onu anlayamıyorum.Aslında ölümsüz olmaktan korkmanız lazımken yüce yaratanın size sunduğu bu lutfu neden beyenmemek gibi bir saygısızlık yapıyorsunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Nasıl yani,ölüm bir lütuf mu sence diye sordu çocuk şaşırarak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tabiki bir lÜtuf genç dostum,düşünsene ben milyonlarca yıldır dünyadayım.Hatta dünya benle kuruldu.Benim taşıdığım oksijenle hayat buldunuz,benim rüzgarımla çiçekler büyüdü,kuşlar benim nefesimle göç etti ve siz denizciler benim rüzgarımla yol aldınız.Kapadokya dediğiniz yerin mimarı benim.Yada piramitlerinize ben şekil verdim.Ama bütün bunları yaşarken bu dünyanın yavaş yavaş ölmesine de tanık oldum.O kadar mani olmak istememe rağmen hiroşimaya attığınız atom bombasının asit yağmurlarını taşıdım km lerce uzağa.Fırtınalar,tayfunlar yarattım sizin dünyayı ısıtmanız yüzünden ve en kötüsü essemde sitem gördüm sizden esmesemde lanet ettiniz bana.Bukadar iyiliklere vesile olmuşken sadece kötülüklerim anlatıldı hep sizler arasında.Oysa ki sizler gibi ölümlü olsaydım sadece güzel anılarım kalırdı arkamda.Sizler şanslısınız çünkü öldüğünüzde bir bakıma affediliyorsunuz.Oysa ben istemeyerekde olsa yaptığım herşeyin suçunu çekiyorum.HEMDE SONSUZA DEK!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hiç bu şekilde düşünmemiştim. dedi çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hayatta hep farklı yönlerden de düşünmelisin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Rüzgar aslında bu hafta bir kızla tanışdım dedi çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ee,nasıl sana dediğim gibi hep başka denizler varmış tanıyacak değilmi? dedi rüzgar alaycı bi ifadeyle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk biraz kızgın biraz da mahçup bir şekilde.&lt;br /&gt;-HAYIR,aşık falan değilim sadece arkadaşım o benim. dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Siz insanlara şaşırmamak imkansız,bir insan aşık olduğu kişiyle arkadaş olamazmış gibi davranıyorsunuz dedi.Tamam aşık değilim dersin anlarım ama nedemek aşık değilim arkadaşım! Aşk zaten en yüce arkadaşlık değilmidir çocuk?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ya doğru söylüyosunda,alışmış işte dilim.&lt;br /&gt;Dedi çocuk utanarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Neyse anlat bakalım kim miş bu kız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kızın adı Su.Aslında çok yaralı bir kalbi var ama bir okadar da saf ve temiz.Çok büyük acılar yaşamış gencecik yaşında ve maalesef aileside hiç destek olmamış ona.Aksine bazen ailesi yaşatmış bu acıları.Kimseye güvenmiyor şu an ve maalesef hayata pek umutla baktığıda söylenemez.Ama aslında okadar güzel ve tatlı bir kızki hayatta bütün güzellikleri hak ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dedi ve sustu,usulca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Üzüldüm kızcağız için şimdi.İsmi çok güzelmiş.Benim en sevdiğim ortaklarımdan birinin ismini vermişler kıza.Aslında sizlerin işi hiç kolay değil.Kendi tercihiniz olmayan ailenizle yaşıyor ve onların öğrettikleri gibi hayata bakmak zorunda kalıyorsunuz.Nekadar zeki olursanız yada nekadar yenilikçi olursanız olun,onların öğrettiği bir takım şeyler kalıyor sizlerde.Bunlar kimi zaman doğru,kimi zamansa yanlış oluyor fakat siz hepsinin doğru olduğunu sanıyorsunuz!Bak dostum bu kıza hayat kötü davranmış olabilir ama anlattığın kadarıyla rahatça söyleyebilirimki&lt;br /&gt;bütün yaşadıklarını atlatıcakdır bu kızcağız.Üstelik bir yandanda şanslı ki senin gibi bir arkadaşı var yardım edicek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Peki ya benim bütün bu yaptıklarım yüzünden bana aşık olursa? ilerde yanlış birşey yaparsam bu sefer onun için daha kötü olmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hani sadece arkadaştınız dedi rüzgar güldü ve devam etti.sen isteyerek kötü davranmazsın,ayrıca onu yaşatacak kişi de sen değilsin.O, sen ona yardım ettiğin için düzelebilir ama sen ufak bir hata yaptın diye tekrardan bozulmaz merak etme.Senin üstüne düşen bukadar iyi bir arkadaşının yanında olman,destek olman ve görüyorum ki sende bunu yapmaya çalışıyorsunuz.Tanrım siz denizciler diğer insanlardan çok farklısınız.Eminimki yaratan sizi yaratırken aslında insan ırkında istediği bütün iyi yanları size vermiş fakat aynı zamanda doğuştan sonsuz deniz aşkını vererek de cezalandırmış.Bak dostum,o kız la ilerde ne olacağı önemli değil.Önemli olan şu an yardıma ihtiyacı olan bir insana yardım etmen hatta belkide onu kurtarman.Sana olan saygım biraz daha arttı bu davranışından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Peki ama,ona yardım etmem için doğru yol nedir sence?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Doğru yol diye bir şey yoktur bunu bilmiyormusun? sen denizcisin,ben nerden esersem eseyim senin için önemli olan benden keyif almak ve istediğin yere gitmek değilmi? hangi yolu izlediğin önemli değil amaca ulaşan bütün yollar doğrudur.Neyse şimdi benim gitmem lazım.Ben yokken söylediklerimi düşün! ve unutma amacına ulaşırken keyif almaya bak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkürler Rüzgar,kendine çok iyi bak ve lütfen gene gel dedi çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Odanın içinde kağıtlar havada uçuşurken,rüzgar çoktan gitmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat çoktan gece 2 ye geliyordu ve ertesi gün erken kalkması gereken çocuk istemeyerek de olsa yatağına yattı.Uyumak üzere gözleri kapanırken.Aklında rüzgarın dedikleri ve kulaklarında o kudretli sesi çınlıyordu.AMACINA ULAŞMAK İÇİN YOL ALIRKEN KEYİF ALMAYA ÇALIŞ!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-5194414003980249207?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/5194414003980249207/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=5194414003980249207' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/5194414003980249207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/5194414003980249207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/08/gnler-rzgar-beklemekle-gemiti.html' title='Rüzgarla sohbet'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-5159173405778139943</id><published>2007-08-04T10:30:00.000-07:00</published><updated>2007-08-04T15:50:34.951-07:00</updated><title type='text'>Rüzgarla Tanışma...</title><content type='html'>Telefon kapandı büyük bir hayal kırıklığıyla.Gerçi zaaten hayal kırıklığı aylar öncesinden başlamıştı.Düşündükçe çok ama çok fazla şey akla geliyor. fakat ne yazık ki dünya eskisi gibi dönmüyor artık.Önceleri hak verdiği sonra kızdığı daha sonra nefret ettiği hatta yüzünü bile görmek istemediği fakat son dönemlerde tekrar görüştüğü O kız telefonu kapattığında, bir film sahnesi canlanmıştı çocuğun kafasında; (sevdiği kıza yazdığı mektupların,kıza ulaşmak yerine kapının eşiğinin altına gittiğini öğrenen çocuk şöyle demişti filmde'boşver be kardeş,biz anlaşılan bomboş bir dükkana kira ödemişiz bunca zaman...') bomboş bir dükkana kira ödemek mi koyuyor insana,yoksa bunca zaman o dükkanı dolu sanmakmı? o kişiden kişiye değişir elbette ama keşke gerçek hayatta da filmdeki gibi anlaşılır olsaydı herşey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki göğsümün arasında,biraz mideme yakın olan bu ağırlık,çok sigara içmemden olamaz heralde diye düşündü çocuk.Herşey eski günlerdeki gibi olacak senaryosundan çok ama çok farklı bir son du sanki bu.'eski günler' hayatlarımızda kıymetini bilemediğimiz,kaybettikten sonra kendimize bile itiraf etmekde zorlandığımız pişmanlıklarımız.Kimi zaman anımsamamız için, deniz kenarında dalgalardan medet umduğumuz,kimi zamansa uzun uzun uykusuzluk hayallerimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikalıları fazla sevmem ama bir sözleri çok hoşuma gidiyor diye düşündü çocuk.'Kazanan takımını değiştirmez...' peki ya, kazandığını anlamayacak kadar şaşkın olan yada daha fazlasını isteyecek kadar aç gözlü olan'a ne olur? diye düşünmeye devam etti anlamsızca,Sigarasından bir nefes daha çekip 'ne olacak koooskoca bir hayal kırıklığı' diye söylendi,sanki etrafında onu duyacak biri varmış gibi.Hayat aslında kaybetmekten ibaret,kazandığın herşeyi birgün kaybediyorsun nede olsa.Şan,Para,Mevki,Evler hepsinin birgün kaybediyorsun çaresizce.Peki ya aşk dedi çocuk,romantik saflığıyla.AŞK o duygu ki ancak kaybedildiğinde zirveye ulaşır,ve yine kaybedildiğinde varolmadığına inanmak zorunda kalınır.Sigarasını söndürürken'çok sigara içiyorum,o yüzden göğsümdeki bu ağırlık'diye yeniledi hisslerinin sebep tezini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insan için en acı olan şey,umutlarını kaybetmektir heralde.Yada dahada acısı umutlarını kaybettiğini hatırlamaktır en kötü anlarında.Her telefon çalışında acaba o mu diye zıplamak,her mailiniz var uyarısından umutlanmak yada her tanıdık sesin peşinden acaba mı demek,kaybettiğin hayalleri hatırlamanı sağlar en acımasız şekliyle.Bunun için uzak durmalısın,arasada açmamalısın telefonlarını yada eklediğin bütün listelerden çıkarmalısın onu! Bunun için eskiyen nevarsa atmalısın ondan kalan.Zaten O eskidikten sonra,ondan kalan ne yeni kalabilirki hayatında?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onunla konuşmamalıydım diye düşündü çocuk.Onunla yüzyüze konuştuğu her an aslında kızında,hala sevdiğini anlayabiliyordu ve maalesef bunca sevgiye rağmen çaresiz kalmak çocuğa çok acı veriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaybetmek,Çaresizlik ve hüzün.Yazılan en büyük dramaların ana teması bu 3 yalın olay değilmidir sanki? Söylenecek sözlerin tükendiği,yutkunacak tükürük kalmadığı ve pakette içilecek sigara bittiği anda sadece 'hoşça kal'kelimesi dökülüyor ağızdan pek hoş olmayan bir eda yla,Hoşçakal aşkım,Hoşçakal hayatım,HOŞÇAKAL ÖZLEDİĞİM GEÇMİŞİM!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal kırıklığı dolu yaşamların, kırılan hayalleri oluyoruz aslında farkında olmadan.Yada şizofrenik edayla inandığımız yalanlarımızın hüznünü yaşıyoruz.'Belki de buyüzden göğsümdeki ağırlık gitmedi' diye düşündü çocuk.Bu yüzden midemin bulantısı ve bu yüzden gözlerimin kısık bakışları.Sigaranın hiç bir suçu yok,hatta sigara olmasa belkide daha kötü olurdum diye yineledi, saçmaladığını fark etmeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O AN BİR SES DUYDU HAFİF UĞULTUYLA KARIŞIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kim var orda? diye bağırdı çocuk, bomboş eve doğru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat ses arkasından,pencereden geliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-kim var orda?sen kimsin? diye yineledi,bu sefer cama doğru.bu arada düşünmeyide ihmal etmedi.(Tanrım sen aklıma mukayyet ol,3.kattayım ve pencerede biri var sanıyorum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ben rüzgarım diye cevap verdi ses(tonunda bilgelik,ulu luk ve tecrübe olan bir sesle)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne? rüzgarmı(!),saçmalama rüzgar konuşurmu hiç?,diye söylendi çocuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hiç dikkatle dinledin mi ki konuşup konuşmadığımı sormaya cürret ediyorsun diye kükredi rüzgar.&lt;br /&gt;bu cevabın üzerine biraz korkan,birazda çaresiz kalan çocuk.Allahım noluyor burda? ya rüyadayım,yada bu sigara iice kafa yaptı bana.diye söylendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Allahı bu işe karıştırma,kendisi sizlerin en çaresiz anlarınızda adını kullanmanızdan nefret ediyor zaten.Ben sadece kendi isteğimle senle konuşuyorum.çünkü sen rüzgara yani bana saygı duymak gerektiğini biliyorsun,benim nekadar kudretli,nekadar yok edici ama aynı zamanda bir o kadar da yardım sever olduğumu bilmelisin diye düşündüm.Çünkü sen denizcisin,ben olmadan sen bir hiçsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldığı yanıtla ikna olan,zaten bundan başka bir çaresi olmayan çocuk oyuna katılmaya karar verdi ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Peki madem sen rüzgarsın,bugüne kadar neden benle konuşmadın? ve neden şimdi karşıma çıkıyorsun diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çok basit dedi rüzgar;Bugüne kadar bana hep denizde ihtiyacın oldu ve ben konuşmak yerine senin yelkenlerini besleyerek sana yardım ettim oysa şimdi dört tarafı betonla çevrilmiş bir evde yapayanlız bana ihtiyacın var ve burada sana ancak konuşarak yardım edebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne konuşarakmı yardım ediceksin? peki ama nasıl?,bana şu an kimse yardım edemez.Sevdiğim,hayatımın aşkı dediğim kız benden ayrıldı ve aylardır da ayrıyız.Oysa ben onun için ne hayaller kurmuştum.sen bunları sadece konuşarakmı geri getirebileceğini sanıyorsun? dedi çocuk biraz kızgın,biraz da şaşkın bir dille.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sana yardım etmem demek sadece istediğini yapmam mı demek sanıyorsun dedi rüzgar.3 dilek hakkı tanıyan bir lamba cini değilim ben.Senin hakkın bile yok bende.Ayrıca cin açgözlülüğe sebep olduğu için taa 1000 yıl önce yardım etme işini bıraktı.Artık sadece kendiniz problemlerinizi çöze bilirsiniz.Dedi rüzgar,sert ve alaylı bir eda yla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Madem problemlerimizi kendimiz çözücez,o zaman bana nasıl yardım etmeyi planlıyorsun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Rüzgar,Bak oğlum,hayatta problemlerini,dertlerini,hisslerini ve amaçlarını net orteya koymalısın.Amacın için savaşmalı ve asla yılmamalısın.Ancaak amacının,gerçekten istediğin şey olduğuna emin olmalısın yoksa taa en başından hata yapmışsın demektir dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aşık olduğum kızı mı bilmiyorum diye sordu çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-AŞK.sen hep denize aşığım demezmiydin? diye sordu rüzgar.&lt;br /&gt;Çocuk&lt;br /&gt;-tabiki denize aşığım,ama bunun konumuzla ne alakası var? diye sordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çok alakası var çocuğum.HANGİ DENİZE AŞIKSIN SEN?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne demek hangi denize aşığım? bildiğimiz deniz işte,tekneyle üstünde seyr ettiğimiz,balığıyla bizi besleyen,suyuyla hayat veren deniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Peki ama dünyada 7 büyük deniz var.Sen bunların hangisine aşıksın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne fark ederki,hepsi deniz değilmi diye sordu çocuk safça&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çok fark eder oğlum dedi rüzgar ve devam etti,&lt;br /&gt;-Burdan sonrasını iyice dinle&lt;br /&gt;Her deniz farklıdır.Mesela Karadeniz hırçındır,vahşidir onu sevmek için hükmetmesine izin vermelisin.Soğukluğuyla seni dondururken,dalgalarıyla seni döver fakaaat eğer onunda sevgisini kazanırsan tatlı suyuylasana kucak açar ve mutlu eder.Ege Mitolojinin kaynağıdır,kahramanlara kabir azabı çektiren denizdir;bereketi boldur suyu sıcaktır ancak onu kızdırırsan yolunu kaybettirir,bir damla suya muhtaç bırakır.Ak deniz sıcaktır,Bereketli topraklardan güç alır,3kıtaya uzanacak kadar bilgedirde.Fakat bütün bu güzelliğinin yanında bencildir,sen ona birşey vermeden asla suratına bakmaz.Yada kızıldeniz,adını kan rengi akan sularından almıştır.Uğruna binlerce kişi ölmüş,öldürülmüştür.Bu sebepten üzgündür kızıldeniz ve hep kan ağlar.Büyük okyanus tüccardır,benimde yardımımla 1000lerce senedir ticareti sağlar ama yanlız kalırsın onunlayken,kimse yanında olamaz,hiçbiryeri göremezsin.Atlantik çift karakterlidir,ne büyük okyanıs gibi ulu bir okyanusdur nede ege gibi ufak bir deniz.Bu yüzden 2 denizinde kötü ve iyi taraflarını almıştır.Onunlayken süprizlere hazırlıklı olmalısın.Yani anlayacağın her denizin ayrı vir yapısı vardır.&lt;br /&gt;dedi ve&lt;br /&gt;-Sen hangi denize aşıksın şimdi?&lt;br /&gt;Diye sorusunu yineledi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İyide ben sadece marmara ve egede denize çıktım,sadece o denizleri tanıdım dedi çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Peki o zaman sadece bu tanıdığın 2 denizle,nasıl aşık olabiliyorsun bütün denizlere? diğerlerini bilmeden tanımadan nasıl hepsini aynı kefeye koyup,AŞIĞIM diyebiliyorsun?&lt;br /&gt;İyi düşün oğul,Herşeyi iyi tart,önündeki fırsatları görmeden karar verme ve en önemlisi 1 kere tökezlemekle yenildim sanma!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çocuk Bütün bu soruları düşünürken,büyük bir gürültü ve uğultuyla rüzgar camdan çekildi ve pencere kapandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk kapanan pencereyi açıp,rüzgar rüzgar buraya gel dieye bağırdı fakat.Dışarda yaprak bile kıpırdamıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüzgarın anlattıklarını düşünen çocuk yatağına uzandı ve gerçekten gördüklerimi iyi tartmalıyım diye düşündü.Işığı söndürürken hala aklında rüzgarın dedikleri vardı,ben neyi sevdim ve şimdi ne oldu? ben o kızın neyini sevdim ve şu an o kızın sevdiğim yönü hala duruyormu diye uzun uzun düşünerek uykuya daldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;05.08.2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet arkadaşlar,yukarda yazdığım yazı daha önce hiç denemediğim bir tür.Nasıl olduğunu yada nasıl yazabildiğimi hiç bilmiyorum anck yazarken çok hoşuma gitti ve çok mutlu oldum.Bu yüzden bu hikayeyi yazmaya devam edicem.Umarım sizlerde beyenmişsinizdir.Son olarak bana hem bu siteyle alakalı hemde hastalığımla alakalı olarak gösterdiğiniz desteğe veilgiye çok teşekkür ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-5159173405778139943?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/5159173405778139943/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=5159173405778139943' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/5159173405778139943'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/5159173405778139943'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/08/rzgarla-tanma.html' title='Rüzgarla Tanışma...'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-4256368947553786709</id><published>2007-07-27T08:48:00.001-07:00</published><updated>2007-07-27T11:26:14.418-07:00</updated><title type='text'>Kazaylan Hastahaneye gitmek(!)</title><content type='html'>Allahım inanamıyorum aksilikler hep beni Buluyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün(perşembe) günü sabah uzakdoğulu kızımla işe giderken maslak ışık lisesinin önünde bize araba çarptı!Evet tam ışıklarda kırmızıda durmuşken arkadan gelen bir fren sesi duydum ve sonra kendimi asfalta uzanmış halde buldum.Motorsikletimde kenardaki çimlerin üstüne fırlamış öyle duruyor.Önce aptalladım ne olduğunu anlayamadım.Kenarda duran yayalar koşup yanıma geldi.Meğer bi adam sol şeritte hızlıca gelmiş önünde araba durduğunu görünce sağa kırıp frene basmış ama maalesef duramayıp gümbürt diye bana çarpmış.Ben kızımı çimden kaldırmak için ayağa kalkiim derken birden tekrar yere düştüm.Yaw nooluyor bana belimde acaip ağrıyo diye düşünürken de bir anda zangır zangır titrediğimi farkettim ve topal aksak çimlee uzanıp ambulans çağırdım.Aynı zamanda belki sanayiye gelmiştir diye hürol arkadaşımı çağırdım ama o maltepedeki evden daha yeni çıkıyormuş.Fakat hürol hızlı şöfördürinanın bana ambulansla eş zamanda geldi hemde taa maltepeden maslağa(!) bu arada vuran adam çoktan kaçmış gitmiş.Ben yerde yatarken, vuran arkadaşın annesine ve sülalesine saygılarımı ve iyi temennilerimi sunmaktan geri kalmadım tabi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herneyse ambulans geldi,sedyeyi kurdular beni üstüne aldılar.Deli bağlar gibi bağladılar,bu sırada hürolda geldi.Ambulans yola koyulur koyulmaz damardan bi serum taktılar.Kaptan nereye gidiyoruz dedi.Tam çek şöyle deniz kenarına bide rakı açarız diycektimki,nerde olduğumu fark ettim ve şişli etfale gidelim orda doktor bir arkadaşım var müjdat bankaoğlu dedim.Ambulans acıbadem sigortanın anlaşmalı ambulansı, teknoloji harikası görseniz içinde 100lerce alet kah bipliyor,kah dütlüyor.Allahım göğsüme bişiler taktılar,parmağıma bişiler taktılar kolumda serum bide dörtbir yanım bağlı.Afakanlar bastı bana ve kardeş bi sigara içebilirmiyim diyiverdim.İlk yardımcı arkadaşlar burası ambulans ve senin en az biryerin kırık yada çatlak,tirtir titriyosun bide sigaramı istiosun dedi.Yaw o titreme sigara krizinden dediysemde inandıramadım.içirmediler sigara.Ama allah razı olsun dün hastahane konusunda ender insani tavır onlardan gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse goygoy gaygay şişli etfale geldik.Beni indirdiler müjdat yanıma koştu ben sedyenin üstünde,naçar bir şekilde yatarken acile soktular.Ulan herkes bağırıyor yok endüksyanmı ne onu yapın yok bilmemne takın yok şuna bakın.Aha dedim şimdi ruhumuzu teslim ediyoruz eşhedü enlaaaa derken etrafımda perdeler kapandı.Gayet güzel bir hemşire yanıma geldi.Tamam dedim işte cennetin ilk hurisi yanımda,adın ne canım senin sen neden mefta oldun diyecektim ki elindeki iğneyi koluma sapladı.Yav siz yeni gelenleri hep böyle mi karşılarsınız,dememe kalmadı bu sefer daha da güzel bir huri yanıma sokuldu,Heh işte şimdi hoşgeldin öpücüğü yanağıma konuyor dememle koluma tetenoz olduğunu öğrendiğim aşı yapıldı.&lt;br /&gt;Neyse buraya kadar ben gidiyorum dememle bu sefer3-4 tane güzel hemşire yanıma geldi 2 si daha önceki aşı iğne batıranlar diğerlerinden birinin gözleri yemyeşil bir baktım beni soyuyolar.Allahım hayallerim gerçek oldu(!) hem hastahanede hemde 4 hemşire afet bu negüzel cennet! fakat şu 2 yanımda duran saplar neden burda dememle oda ne? o nasıl bir acı,o nasıl bir eziyet,o ne utanç verici bir hareket allahım.Yerimde duramadım.Bizim bayanlar tam ilgilenmeleri gereken yere adının daha sonra, sonda olduğunu öğrendiğim başı iğne devamı serum lastiği şeklindeki işgence aletini soktular!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahım.O işlemden sonra acıyan ve ağrıyan tek yerim maalesef orasıydı! ne belim ne bacağım hiç ağrımadı...O ara sanırım kendimden geçmişim.1-2 dakika sonra ayıldığımda işgence hala devam ediyordu.Dört biryanım serumlarla,iğnelerle delik deşik olmuş(demin anlattığım bölgem dahil)üstelik güzel hemşirelerde yanımdan gitmiş ti.Bu sefer yanımda gazulet gibi uyuz bir doktor vardı ki bana o gün yaşattıklarından dolayı yataktan kalkar kalkmaz onu acil yardımlık edicem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse ilk müdahale(!) bittikten sonra beni koridora koydular.Bu sırada hürol yanıma geldi,kardeşim nooldu sana dedi.Dedim ki ilk müdahale hayati dir derlerdi inanmazdım hakikaten öyleymiş...Daha sonra Müco yanıma geldi,doktorlar toplandı başıma konuşuyorlar.Biri diyor bt lazım,diğeri diyor MR da lazım öteki diyorbatın sonografi,beriki diyor beyin MR ı.Allahım nekadar kısaltılmış makina varsa hepsini sayıyorlar.Ulan bırakın beni ben eve gider yatarım,kabahat bende buraya kadar geldim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse,hürol usta şöfördür söylemiştim.Bu şöförlüğüne sedye kullanmayıda ekledi ve başladık o MR senin bu BT benim gezmeye.Her gittiğimiz yerde de oramı buramı mıncıklıyorlar,ulan sonda mıdır nedir oda canımı acıtıyor.Tamam dedim heralde bunlar beni kısırlaştırmayı kafaya koydu. bende sizin kini kesmessem...Saat 2 gibi Beyin MR ı,Bel MR ı,Bt,batın sonografi,akçiğer röntgeni çekilmiş idrar ve kan tahlileri yapılmış bir şekilde tekrar acil in önüne geldim.O sırada 3 tane ortopedist doktor geldi ve bide onlar beni mıncıkladı.Ama allah için hastahanede insan namına ender arkadaşlardı.Neyse onların söylediğine göre bel kemiğinde bir çatlak şüphesi var ancak sargı yada atel e alınmıyor bunun ilacı en az 2-3 hafta yatak istirati.İyi gidim ben o zaman dedim.Acil ceraahı gidemezsin burda beklicen dedi yalvar yakar sondayı çıkartın yoksa gidicem diye avaz avaz bağrırken heralde insafa geldilerki ben tekrar acilin yeşil perdelerinin arkasındaki yere geçtim sedye üzerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka bir hemşire geldi ama bu sefer güzelliklerine aldanmıyorum,bacım dedim allah aşkına acıtma.Merak etme dedi elim hafiftir.Ancaaak o nasıl sondayı çıkartma kardeşim.Bıraksaydıda ben ömür boyu torbaya işerdim,o nasıl bir acıııı.Kızım dedim senin elin hafifse kocan yanmış.Ben evli değilimki dedi kızcağız.İyi o zaman acıttın canımı öp de geçsin dedim ama o da yemedi.Gerçi yesede doktorun söylediğini göre en az 2 hafta yataktan kalkamam e malumunuz Bizimkide en az 1 o kadar yerinden kalkamaz bukadar yıpranmaya.Hay allah keşke gelmeseydim buralara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedyenin usta şöförü hürol kardeşim beni tam acilden çıkartıyordu ki,O gazulet doktor yine açtı ağzını ve tahlil için kan alın dedi.Yine o cehennemin güzel şeytanları kadar merhametli bir hemşire yanıma geldi ve hançerini ayy pardon iğnesini koluma salladı.Ve biz sağ fakat salim olmadan hastahanenin girişine çıkabildik.saat tam 2.30 olmuştu.Usta dedim hürola yak bi sigara içelim.Tam bana karşı gelecektiki suratımda ikna edici bir ifade görmüş olmalı sigara yakıp verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sırada artık annemi arayabilirim dedim.Maalum yanımızda yeterince para yok,gelsin çıkarsın beni burdan.Aradım annemi ve heyecanlanma ben motorkazası yaptım,şişli etfaldeyim gel dedim.Fakat annemden ses gelmiyor.Aloo anne? yok ses yok.Yav kadın ordamısın alooo?&lt;br /&gt;Aha dedim annemde yanıma geliyor sedyeyle... neyse allahtan cevap verdi,hürola verdim olayı anlatsın diye.Hürola demiş o beni aramaz,neden beni aradınız.Eeee malum bir insan arabada takla atıp annesini aramazsa,kavgada bıçaklanıp haber vermezse daha sonradan arıyınca kadının aklına kötü şeyler geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse aradan yarım saat geçti bu arada valde hanımda geldi.Ona dert anlatmakla bi yarım saat daha geçti.Eh artık bize müsade demeye acile e girdik tekrar, hem bu arada sedyem 4 çeker oldu,valde önde usta arkada.Girdim acile doktor bana müsade dedim.Yook dedi 1 kan tahlili 1 idrar tahlili daha lazım.Lan hekimoğlu hekim madem 1 idrar tahlili daha yapıcaktın ne diye çıkradın sondayı? tapasını açıp alsaydın canın nekadar istiyosa.Hem her gelişte 1 kan tahlili yapıyorsun bu nasıl iş?üstelik vampir kılıklı hemşirelerinde gözleri parlıyor beni gördüğünde.Allahım yine daldırdılar iğneyi koluma sonrada elime 1 bardak verdiler bunu doldur diye.Yav zaten bizim ufaklık o kadar saldırı görmenin bitkinliğiyle bütün savunma sistemi çökmüş bir şekilde boynu bükük naçar bir vaziyette yatıyor.Değil tahlil için idrar vermeyi hatır için kımıldayacak hali yok nasıl doldurayım ben bu bardağı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi valdenin elinde bir su şişesi,ustanın elinde bir su şişesi bende hela şişesi bi birinden bir diğerin den içtikçe benim mide şişti.Şişti ama bu sefer aşağıdaki korkudan kıpırdamıyor bile.neyse hilen ve cebre ile tuvalete gittik bir elimde bardak diğerinde serum.Yanlız tuvaletimi yapmaya başlamamla o acıyı tekrar hissettim(hala her tuvalete gidişimde yaşıyorum o acıyı).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşimiz bitince bardağı da gönderdik tahlile,dışarı çıkıp bi sigara daha içtim sedyemin üstünde.Eh artık bize müsade,demeye kalmadı o gaddar doktor bir kan tahlili daha dedi.Bu sefer bende şalter attı,yok dedim vermiyorum kan.Hemşire geldi iğneyi uzatır ben dokunursan döverim diyorum.Doktor geliyor oğlum ver şu kanı acımaz diyor.Ulan salak 4 defa vermişim ben bilmiyormuyum acımadığını ama inat ettim daha 1 damla kan vermem diyorum.Annem yalvarır ben olmaz derim.Usta bağırır ben hayır derim.Ama sonunda vermedim kanımı.Meğerse benim 3. tahlili görmemişler ondan 1 tane daha istiyormuş doktor civanım.Sonra bana dedilerki en az 24 saat müşahade altında kalman lazım burda,yok devenin müşahadesi.Lan olm benim eve gitmem lazım hem iş güç beni bekler derkeenn.O an açık açık konuştular, en az 2 hafta yatakta yatıcakmışım.Çok önemli bir yerde hasar varmış,böyle 1 travma nanın ardından en az 24 saat geçmesi lazımmış hastahaneden ancak imzayla sorumluluğu alarak çıkabilirmişim vs vs.Bende dedikleri gibi imzamı attım ve çıktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katı yeme dediler,yedim,erken yatma dediler uyudum.Gıcık oldum o doktorlara ne deseler zıttını yaptım hatta dün akşam 1 bira bile içtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacık hayata sığdırdığım en ufak kazaydı.Acısı,etkisi en az olan ve tedavisi en kolay olanıydı.Tek üzüntüm en az 1 ay yarışa giremeyecek olmam tabi yine delirip tekneye atlamazsam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak şunu belirtmek istiyorum.Lütfen caddelerde araba kullanırken motorsikletlere dikkat edin ve lütfen eğer bir kaza yaparsanız kaçıp gitmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not:Bu olaydan haberi olmamasına rağmen eskilerden benim için çok önemli olan bir arkadaşım aradı ve anladım ki ne kadar zaman geçerse geçsin insanın duyguları o kadar yoğun oluyor ki böyle zamanlarda içine doğuyor ve arıyor.Yanıma geliceğini söyledi.Şunu çok iyi bilirki ben kimseye öyle kolay kolay gel demem.Ama sana söylüyorum lütfen gel...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-4256368947553786709?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/4256368947553786709/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=4256368947553786709' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/4256368947553786709'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/4256368947553786709'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/07/kazaylan-hastahaneye-gitmek.html' title='Kazaylan Hastahaneye gitmek(!)'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-6609029744390706890</id><published>2007-07-24T11:49:00.000-07:00</published><updated>2007-07-24T14:03:23.277-07:00</updated><title type='text'>Seçim bir alışveriştir.</title><content type='html'>Hakikaten görünen birçok şey gerçek değilmiş sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftasonu yapılan seçimlerin sonucu gerçekten herkes gibi benide çok şaşırttı.Yani milyonlarca insanın sokaklara dökülmesine,başımızda bu kadar sözünü bilmez başbakan olmasına,Vergi kaçırmaktan ve evrakta sahtecilikten hakkında soruşturma açılmış bir maaliye bakanımız olmasına ve en komiği sorduğum 20 kişiden 15 inin bu adamlardan memnun olmamasına rağmen sonuçta görüldü ki,her 2 kişiden biri AKP ye oy vermiş.Açık açık konuşiim ben AKP ye oy vermedim.Bundan sonrada oy vericeğimi hiç ama hiiiç sanmıyorum.Ancak maalesef oy verdiğim partiyede oyumu vermek istemeden verdim.Neyse ne olduysa oldu ve önümüzdeki 5 sene bu hükümetle yönetiliceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben aslında siyasetten fazla anlamam.Ben pazarlama politikaları,marka tutundurması,marka tanıtımı,pazar araştırmaları gibi konulardan anlarım.Fakat görüyorum ki aslında günümüz türkiyesinde esas yapılan da tam bunlar.Çünkü ülkemizde seçim bir alışveriştir.Sizler bişeyi almak için oy verirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP nin başarılı olmasının ve diğerlerinin başarısız yada en azından onlar kadar başarılı olamamalarının esas sebebi de işte tam bu nokta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın AKP neler yaptı;&lt;br /&gt;15 yıl evvelden pazar araştırması yaptı ve pazarın merkezin sağında,islamiyetçi,avrupa görüşü olan bir parti ihtiyacı olduğunu anladı ve pazarı doğru segmente etti.Daha sonra çıkarıcağı ürün için,Halkın arasından hatta kasımpaşa gibi alt kesimden gelen,hafif kabadayı tarzıyla delikanlılığı vurgulayan bir lider seçip ambalajı tamamladı.Hatta ambalajında namaz niyaz hikayeleri ve şans eseri de olsa hapis cezası alan madur etkilerinide ekledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani pazar segmentasyonu tamam&lt;br /&gt;Ürün Tamam&lt;br /&gt;Ambalaj tamam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geriye kaldı seçmen;&lt;br /&gt;Aslında AKP nin bundan 15 yıl önce başlattığı bu çalışmalar LOVEBRAND diye tanımlandırılan marka tutkunluğu yada marka bağlılığı çalışmlarının en extreme örneği.Şöyle ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 yıl önce yani 90 lı yıllarda trend;serbest piyasa,özel televizyonlar,yeniyeni başlayan kürt olayları,turizm ken.AKP 15 yıl sonrasını görerek o zamanın çocukları yani şu anın seçmenlerini kendi okullarında okuttu,kendi kitaplarıyla büyüttü,kendi yatırımlarıyla giydirdi yada ailelerine kendi paralarıyla yardım etti.Bütün bunları yaparken ideolojik bir anlam kisvesini giyerek de bütün bu yapılanları hayrına yapıyormuş imajı çizdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani müşteriyi yada bizim tabirle 'kralı' kendine bağladı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat tabiki bütün bunları yapaması için gereken paraya da sahip değildi elbette.Bütün bu harcamalar için gereken parayı yatırımcılarından elde ettiki,bunlar da aslında gayet iyi tanıdığımız başbakan danışmanları,taşyapı,suryapı veya bunun gibi bir çok şirketler.Aslında zamanında AKP ye yatırım yapanların bugün aldığı paylar gerçekten karlı bir yatırım olsa da emin olun daha tam karşılıklarını alamamışlardır.Yani az çok pazarlama sektörünün içinde olan biri olarak söyleye bilirim ki bu tip yatırımlar %400-450 kar getirmezse rantable değildir.Yani burdan yola çıkarsak en az 10 sene daha bu adamların başımızdca durması lazım ki çıktıkları yola deysin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bütün bu ürünü dağıtacak tedarikçiler yada dağıtım ağına da ihtiyaçları vardı ki işte bu nokta da.Fettullah gülen gibi öğrenim kurumları sahipleri yada Aydın Doğan gibi medya patronlarına bu işi yaptırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrar bakarsak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar araştırması&lt;br /&gt;pazar segmentasyonu&lt;br /&gt;Ürün&lt;br /&gt;Ambalaj&lt;br /&gt;Yatırımcı&lt;br /&gt;tedarikçi-dağıtım ağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışmalarını yaparaktan 2004 yılında piyasaya girdi ve bu başarılı çalışmasının karşılığını aldı.&lt;br /&gt;Aslında iyi bir pazarlamacının yapması gereken bu hareketlerin başarılı uygulandığı takdirde satış patlaması yapacağı elbette belli.Çok benzerini aynı dönemde cem uzan da yapmak istedi ancak,müşteri güvensizliği ve iyi yapılandırılmamış alt yapı yüzünden aynı dönem meclis dışı kaldı.Fakat meclisin dışında kalırken bile aslında çok büyük bir başarı elde etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki 2007 seçimlerinde AKP bütün olumsuzluklara rağmen nasıl başarılı oldu?İşte tam bu noktada çok ama çok iyi pazarlamacıların ancak başarabileceği bir çalışma yatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'MARKA TUTUNDURMASI'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP zamanında ekonomi yalanlada olsa dolanlada olsa hep iyiye gitti şeklinde lanse edildi.İlk günden son saniye ye kadar enflasyon düşdü denildi.Bunun tabiki birçok sebebi var;IMF,ABD,Ermeni diyasporası,Saçma sapan bir TÜFE yadayoğun vergi bunların başında geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci olarak tutarlılık;Başbakan külhan beyi,kabadayı ve dinci üçlemesinden hiç şaşmadı.'Ananı da al git' yada 'ulan' kelimeleri belki tepki aldı ama onu sevenlerce bu yapılması gereken en doğru hareket olduğu için seçmenlerini kaybetmedi.Herzaman agresifti,herzaman muhafazakar olarak tutarlılığını devam ettirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü olarak,heyecanlar,deneyimler yaşattı.Türk lirasından 6 sıfır atılmasından,At binen ve üstelik düşen bir başbakan olmasına,gergin tartışmalarda argo kullanmasından,hanımının baş örtü kullanmasına yada italyan dostum diyerek Berlisconiyi çağırmasına kadarbirçok farklı deneyim yaşattı .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördüncü olarak farklılık gösterdi.Her lider korumasız gezerek halk tipiyim dedi,o yüzlerce korumayla gezerek önemli kişiyim dedi.Her lider fakirim dedi,o zenginim diyerek beni seçerseniz çalmam dedi.Bütün liderler Sezeri destekledi O sezeri karşısına alarak ben ondan daha güçlüyüm dediki gerçekten seçilen atanandan güçlüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşinci olarak reklam,tanıtım ve sponsorluk çalışmaları; bütün bu pazarlama faliyetlerini sürdürürken reklam,tanıtım ve sponsorluk faaliyetlerine hiç ara vermedi.Eski firması ÜLKER futbol,basketbol,yüzme,yelken,güreş gibi bir çok spor dalında sponsor olarak onu destekledi.Başbakan Kasımpaşa spora sponsor olarak yada Kemal Unakıtan Eskişehir spora sponsor olarak kendilerini tamamladı.Yaz ayında da olsa,sağlıksızda olsa kömür dağıtarak marka aşkını körükledi yada gazetelere ilan vererek ve yalan haber yaptırarak reklam çalışmalarını sürdürdü.Billboardlarda vardı,Sokaklarda vardı,Gazetelerde vardı,T.V lerde vardı,İnternette vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında pazarlamanın kurallarını harfiyen uygulaya bilen her insan bu başarılara ulaşabilir yani işin siyasetle veya politikayla fazla alakası yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemlesi NİŞ pazarlama yaparak,varolmayan yada varolsa bile doyuma ulaşmamış bir sektöre yöneldi.Ve bugüne kadar böyle bir ürün bulan her parti seçimleri kazanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;70-80 lerde yapılan kalkınma Ataklarıyla Süleyman Demirel&lt;br /&gt;80-90 larda Serbest piyasa ekonomisi ve özelleştirmelerle Turgut Özal&lt;br /&gt;90-2000 lerde çaresizliktende olsa gümrük birliği-AB oluşumu ile Mesut Yılmaz-Tansu Çiller&lt;br /&gt;95-2000 arası namuslu akımıyla ve kıbrısın etkisi olarak Bülen Ecevit&lt;br /&gt;2000-2010 Özelleştirme ve Ilımlı din le Recep Tayyip Erdoğan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarda gördüğünüz kişilerin hiç birisi Siyaset yapmadı aslında.Hepsi pazarlama faaliyeti üstlendi ve bunu en iyi Özal ve Erdoğan yaptı.O yüzden dir ki onlar ezici oyla tek başlarına iktidar olabildiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki şimdi ne olabilir?&lt;br /&gt;Bu hükümet iktidardaki 5 yıl boyunca yine yatırımcılarına kazandırmak için birçok yeri peşkeş çekecek,İhalelere fesat karıştırıcak.(yatırım nekadar büyükse faizi o kadar büyük olur)Bütün bunlar olurken eğer Mustafa Sarıgül CHP nin başına gelirse ve azda olsa halkın tepkisi devam ederse bu sefer de Mustafa Sarıgül patlıyacak.Ve emin olunda çok sağlam pazarlama stratejileri var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik Ürün segmentasyonu&lt;br /&gt;-Yenilikçilik&lt;br /&gt;-Genç Akım&lt;br /&gt;-Atatürkçülük&lt;br /&gt;-Cumhuriyetçilik&lt;br /&gt;-Madurluk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ambalajıysa&lt;br /&gt;-Delikanlılık&lt;br /&gt;-Yardımseverlilik&lt;br /&gt;-Haksızlığa uğramışlık&lt;br /&gt;-Çözüm üretkenliği&lt;br /&gt;-Gençlik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabiki yatırımcılarının adını,tedarikçilerinin adını bilmiyoruz daha.Fakat onunda GS stadındaki proje veya Ayazağaya yapılan metro yada Nişantaşını tekrardan gözde bir mekan yapması gibi farklı heyecanlar yaşattığı bir gerçek.Şişlideki gayri müslim cemaatine ve cem evlerine yaptığı yardımlarla din konusunda herkese eşit.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani önümüzde Mustafa Sarıgül patlaması muhtemel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MHP bu hükümet döneminde yaşayacağı olaylara bağlı olmakla beraber,70 lerden bu yana tam bir love brand olduğu için ve kalıp seçmeni olduğu için gelecek seçimlerde de kuvvetli bir rakip olacağı kesin.Ah bide yenilikçi ve genç bir ambalaj bulsalar ve eskisi gibi biraz daha saldırgan tavır sergileyerek gerilla pazarlama yapsalar oylarını 2 ye katlıyacaklar ama şu an için bu mümkün gözükmüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DSP-ANAP-DP&lt;br /&gt;Maalesef ne bir ürünleri nede bir ambalajları olmadığı için kaybedecekleri yüksek ihtimal.Umarım kandilerine doğrı bir pazarlama stratejisi çizebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saadet partisi&lt;br /&gt;O kadar çok isim değiştirdiler ki ne yaparlarsa yapsınlar yeni gelmiyecek tüketiciye.Ayrıca 80 lerine gelmiş 2 ambalajlada zaten yenilikçi olamazlar.Onlarda kepengi kapatabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önümüzdeki bir diğer NİŞ sektör Kürt sektörü.Fakat pazar payı küçük olduğu için 5 yıl sonra bu partiler en fazla mualefet yapabilirler fakat 10 yılsonrası için gerçekten ciddi bir ürün.Üstelik şimdiden pazar paylarını bölmüş durumdayken iyi bir stratejiyle başarılı olabilirler.Çünkü onlarda farklı ve değişik tatlar tattırıyor tüketicilere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç Parti&lt;br /&gt;Tamamen ölmüş bir marka olmasına rağmen,pazarlama gurusu denilebilecek bir başkan ve 5 yıl sonra kötü tarafları hatırlanmıyacak bir ürünleri var.Tek şanssızlıkları AKP ye zamanında ciddi anlamda saldırarak bütün yatırımcılarını ve likititelerini kaybetmiş olmaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEKİ YA ÜLKE KONULARIMI?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O ULVİ KONULAR 2.İHTİLALDEN SONRA ZATEN DİĞER ÜLKELERE BIRAKILMIŞ DURUMDA.HER KİM GELİRSE GELSİN YAPILACAK ŞEYLER %90 AYNI KALICAK MAALESEF.HEEE SADECE BALI TUTAN DEĞİŞECEĞİ İÇİN PARMAĞI DA YALAYAN DEĞİŞECEK.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler bu ülkede siyaset yapmak için amerikadan icazet almayan başbakan gördüğümüz zaman sa;İŞTE O ZAMAN BİZİDE DEMOKRATİKLEŞTİRMEK İSTEYECEKLER!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki yazıdan sakın hiçbir partiye sempatizan olduğum anlaşılmasın.Ben oyumu kullanırken herzaman Atatürk cumhuriyetini,türk milletini ve din özgürlüğünü savunacağına ençok inandığım partiye oy verdim.Fakat maalesef şu ana kadar oyverdiğim hiç bir parti iktidar olamadı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizler parmağınızdaki çıkmayan boyaya bakarken şunu unutmayın lütfen.Hayatın her anlamında tüketicisiniz fakat siz nederseniz deyin pazar şartları aşırı derecede değişmez!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-6609029744390706890?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/6609029744390706890/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=6609029744390706890' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/6609029744390706890'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/6609029744390706890'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/07/seim-bir-alveritir.html' title='Seçim bir alışveriştir.'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-8271785072931003217</id><published>2007-07-17T11:54:00.000-07:00</published><updated>2007-07-17T13:56:27.526-07:00</updated><title type='text'>Geçer elbet zamanla(!)</title><content type='html'>Ne komiktir şu söz değilmi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçer elbet zamanla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçükken,daha doğrusu büyümeye yeni başladığım zamanlarda.Annemle çok tartışırdık,büyüme çağındaki her çocuk gibi.Ben ona istemeden baya ağır konuşurdum, daha sonra ise odama girer yere yüz üstü yatar yerleri yumruklardım.Ben bunları nasıl söyledim diye,döverdim yeri,kapıyı.Sinirim biraz durulunca ise yatağıma yatardım ve Biraz zaman geçsin Unutulur,Geçer elbet derdim.Baksanıza bunca yıl olmuş ben hala unutmamışım.Üstelik yaşadığım bazı olayların sonucu tramvatik durumumdan dolayı 12-13 yaşımdan öncesini fazla hatırlama ma rağmen,bu 'ZAMANLA GEÇİCEK' olayları unutmamışım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen gerçekten geçtiğini zannettiğimiz şeyler hiç olmadık zamanda karşımıza çıkıyor ve yüzümüze bir tokat gibi çapıyor.Kimi zamansa gece uyku tutmadığında anlamsızca sanki bir film seyreder gibi o 'zamanla geçicek' olayı seyrediyoruz.Geçen hafta 2 gece üst üste uyku tutmadı.Kimbilir belki havanın sıcklığından,belkide akşam yemeğini biraz fazla kaçırdığımdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep böyle gecelerde çıkar zaten geçmişin hesap adisyonu;Neler seyretmedim ki o uykusuz 2 gecede gözlerim kapalı.Eski aşklar,eski dostlar,eski okullar,ortamlar,rally,yelken,bilardo yani anlıycağınız baya bir kalabalıkdı başım.Eskiyi böyle anarken neler çıktı neler karşıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk aşkım mesela,Allahım nekadar masum nekadar saf bir duyguydu o ilk aşk.Hiç bişey bilmeden etmeden cafelerde buluşmalar.Eve götürüp 2 sokak ötede ayrılmalar.O ilk öpücük.heeyy gidi heyy.Şimdi neyapıyordur acaba? nerelerdedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra Lise yıllarım.Hayatımın en güzel 3 yılı ve lise arkadaşlarım.Birçoğuyla koptuk maalesef ve ben bazen onları gerçekten özlüyorum.Mesela uygur u çok özlüyorum.Bazılarıylaysa da hala görüşüyoruz ara ara,kardeşim yarkın yada hande.Yarkınla hiç kopmadık gibi bişi,kah beraber maçlara gidiyoruz,kah oturup 2 çay içip 2 lafın belini kırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahmetli Gürol ustam la geçirdiğimiz mangal ziyafetleri.Yine rahmetli teyzem Ayferle yaptığımız saatler süren muhabbetler,Rahmetli ablam!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uykusuzluk çok acayip şey,uyumaya çalıştıkça uykun kaçıyor.İşte geçen gece İnsomnia nın gözüne gözüne vurmuşken ve bütün bu geçmişi düşünürken fark ettim ki benim rahatlamamı sağlıyan,uyku düzenine geçiren aslında umutlarım.Daha önemlisi yaşamamın tek amacı olan AMAÇLARIM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin;kendimi morfinin dümeninde,adalar seyri yaparken,yada yarışta ana yelkeni tutarken hayal ettiğimde mutlu oluyorum.Yada master ımı bititdiğim günü gözümün önüne getirdiğimde içimi acayip bir huzur kapladığımı fark ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamsız bir şekilde 3 gündür üstüste yazı yazıyorum ve sanırım bu sayfa tarafımdan gösterilen en büyük ilgiyi bu hafta gördü.Hala anlamış değilim,ya içimde çok acayip bir yazma isteği var yada yazacak,paylaşacak çok konum var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse ne diyorduk?&lt;br /&gt;Zamanla geçer(!)&lt;br /&gt;Maalesef genelde zamanla geçmiyor! Belki biraz unutuluyor yada alışılıyor problemlere fakat asla zamanla geçmiyor.ZAMAN GEÇİYOR AMA ZAMANLA UNUTULMUYOR MAALESEF...&lt;br /&gt;Hayat bazen çok acımasız olabiliyor.Yapılan tercihleri iyi kestiremezseniz eğer,'Kendim Ettim Kendim Buldum' türküsünü söylemekle yetinmiyor birde içinizde taa derin bir yerlerde bunun acısını çook uzun yıllar çekiyorsunuz.Bazen içinizden tükürdüğünüzü yalamak geliyor ama yiğitliğede bok sürdüremiyorsunuz.İnsanlar ne der ne düşünür diye düşünmeden kendinizi alamıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii yukarda yazdıklarım hep kendine güveni tam olmayan insanların yaşadıkları.Yani hatalı tercih yapmaktan bahset miyorum tabii ki.Fakat madem tercihinizin yanlış olduğunu size acı verdiğini anladınız.O zaman geri adım atmaktan,hatta geldiğiniz yolu tekrar baştan yürümekten çekinmeden,isteklerinizi yapmak için çabalamalısınız.Hayat zaten yanlışlardan çıkardığımız derslerle öğrenilmiyor mu ki sanki.Bu derslerden çıkan sonuçları uygulamaktansa neden geçer diye beklersiniz hiç anlamıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herneyse Sanırım 3 günde baya bir gevezelik yaptım.Bundan sonraki yazı nezaman olur nasıl olur yada olurmu onu bile bilmiyorum.Fakat bildiğim tek gerçek var.Hayat 2. bölümü olmayan,kimi zaman dramatik kimi zaman komik,kimi zaman romantik hatta gerilim dolu oynanan doğaçlama bir sinema filmi.Başrolde bizler varız ve senaryoyu bizler yazıyoruz.Tabiki figüranlar yüzünden birçok aksilik yaşanabiliyor ama günün sonunda montajda o problemleri halledicek olan da yine bizleriz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinizi şimdilik allaha ısmarladım&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-8271785072931003217?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/8271785072931003217/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=8271785072931003217' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/8271785072931003217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/8271785072931003217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/07/geer-elbet-zamanla.html' title='Geçer elbet zamanla(!)'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-4960982711082060962</id><published>2007-07-16T12:44:00.000-07:00</published><updated>2007-07-16T13:19:16.847-07:00</updated><title type='text'>Şansal Ağbim,Huzur İçinde Yat...</title><content type='html'>Bugüne kadar hiç 1 gün arayla yazı yazmamıştım.Hatta uzun zamandır burayı baya ihmal ediyor yazmak için zaman ayıramıyordum.Eskiden beri takip edenler bilirler,aslında bu blog günlük yazmak amacıyla kurulmamıştı.Bu blog düzene,yaşanan yanlışların doğru gibi gösterilmesine,saçma sapan adetleri afişe etmeyi amaçlayarak kuruldu.Tabi bir çok yazıda eğer satır aralarını okuyabiliyorsanız bunu görmeniz mümkün.Ama çok az yazıda direk olarak bu konularda yazı yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Bugün yani 17.07.07 tarihinde uzun zamandır tanıdığım,aramızda çok yaş farkı olmasına rağmen dostum olarak nitelendirebileceğim sevgili şansal ağbim bu dünyaya veda etti.Yine beni tanıyanların bileceği gibi ben ölümlere çok ama çok alışığımdır ve beni çok az etkiler.Değişen bişey olmadı aslında.Şansal ağbimin ölüm haberini alınca tabi ki üzüldüm ama beni çokda derinden etkilemedi.Kimbilir belkide bünyem alışmıştır bu tip olaylara yada okadar çok iğrenç olay arasında bukadar doğal ve masum bir hadise sadece mecburiyet kavramını yaşamamı sağlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Şansal ağbi hayatta tanıdığım en mutlu insanlardan biriydi.İnanın ben onu hiç üzüntülü görmedim.Onunla ertan ağbinin dükkanının önünde tavlada gazozuna 5 yapışımızdan tutunda ben daha 15 yaşımdayken bilardoda bana yenilmesine kadar(hala hile yaptığımı idda ediyordu!) hep mutlu olarak hatırlıyorum onu.Şansal ağbi gazetecilik okumuş kendi değimiyle 2.5 kuruşa ayaklı gazete satarak işe başlamış.Uzun seneler ilaç propogandistliği yaptıktan sonra burdan da emekli olmuştu.Günlerini ertan ağbinin yanında saat tamiri yaparak,yada komuşularının elektronik aletlerini taamir ederek geçiriyordu.Basit bir hayatı vardı anlıycağınız.Hem okurdu hemde öğrendiklerini anlatırdı.Etrafında mutsuz insan olmasına dayanamaz muhakkak o kişinin keyfini yerine getirirdi.Kah motorsikletiyle kah radyolu(!) bisikletiyle beşiktaşta ordan oraya gezer yardım ederdi dostlarına.Bu basit hayatta 2 kız çocuğu yetiştirdi ve üniversiteye gönderdi.Enteresan olan bana bugüne kadar hiç bir derdinden bahsetmediği.Benimde nasıl olduysa hiç sormak aklıma gelmemiş.Ölmeden 10 gün önce kendini odasına kapamış şansal ağbi.Yanına kimseyi almamış.Zarzor 45 yıllık dostu ertan ağbi içeri girmiş ve doktora götürmek istemiş.Şansal ağbi 'gerek yok ertan,zamanım az bırak rahat ediim demiş'' ama tabiki hastaneyede gitmiş.Hastanede kanı eksik demişler iyi bakın evde die öğütlemişler.Aradan 2 gün sonra ertan ağbiye telefon açmış şansal ağbi;Ertan havalar çok sıcakladı benim zincirlikuyudaki mezarlığı birine verde tarabyadan boğaza karşı bir mezar bulun bana rahat ediim demiş.Yani anlıycağınız ölümüne 7-8 gün kala bile espiriyle,neşeyle mesaj vermiş bizlere.Yarın öğle namazına mütakip barbaros camiinde cenazesi kalkıcak.Eminim ki ağlıyanlar olucak ama şunada eminim ki şansal ağbi bu ağlayanlara bakıp belkide ilk defa bu kadar derinden üzülecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında keşke bizde o nun kadar şanslı olsak.Şansal ağbi gibi sadece hayattan zevk alsak.Hiç bir gam,tasa,dert hissettirmesek yakınlarımıza.1 Evi 2 emekli maaşıyla gayet güzel geçindirebilsek.&lt;br /&gt;Dedim ya ölümlere alıştı bu bünya diye.Bu saatten sonra sadece onların yanına gideceğim ana kadar vedalaşmışım gibi hissediyorum artık.Ve biliyorum oralarda bir yerlerde tombikle 1 kez daha gazozuna 5 atmak isteyen bir şansal ağbi var.Biliyorum oralarda bir yerlerde yanındakilere neşe kaynağı olmaya gitmiş ve şimdilik geride kalanlara eywallah demiş bir ŞANSAL VAR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÖRÜŞMEK ÜZERE ŞANSAL AĞBİ.BU TOMBİK SENİ ÇOK ÖZLEYECEK...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-4960982711082060962?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/4960982711082060962/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=4960982711082060962' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/4960982711082060962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/4960982711082060962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/07/ansal-abimhuzur-iinde-yat.html' title='Şansal Ağbim,Huzur İçinde Yat...'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-2595514079002331525</id><published>2007-07-15T13:24:00.000-07:00</published><updated>2007-07-16T12:43:37.456-07:00</updated><title type='text'>morfin telaşı</title><content type='html'>Valla arkadaşlar baya ihmal ediyorum burayı farkındayım.Fakat emin olun boş kalabildiğim her an buraya yazı hazırlamak için bir başlangıç yapıyorum.Bu yazımın başlangıcını cuma günü yaptım mesela ve sonrasıda yazarken gelir inşallah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14.07.07&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda Hürolların Evindeyim ve balkonda oturmuş,sigaramı içerken adaları seyrediyorum.Dün gecede bu manzarada sigara içmiştimama bu gece farklı.Bugün aramıza yeni katılacak güzel bir kızı ziyarete gittim.Henüz daha 3 günlük ve maalesef doğumunda yanında olamadığım için çok üzgünüm.Bahsettiğim güzellik önümüzdeki aylarda bir problem olmazsa denize inecek olan Morfinn.Beni tanıyanlar bilir; ben cansız olarak düşünülen birçok nesnenin aslında bir karakteri,duyguları veya korkuları olduğunu düşünürüm.O yüzden çoğuyla konuşurum.İşte bu gün Morfinn le ilk tanışmamıza bu duygularla gittim.Fakat şimdilik sadece ''Aguuu'' ''buuu'' gibi kelimeler edebiliyor.Aslında onu ilk kez gördüğümde çok korktum.Korktum çünkü gerçekten beklediğimden Asil ve Güzel gözüküyordu.Üstelik bu zerafetin altında aslında oldukça sportmen bir kız olduğu da belliydi.Kızımın başına ilk geçtiğim de tarifsiz duygularda benim yanımdaydı haliyle.İlk düşündüğüm şey ben bu kızla nasıl başa çıkıcam oldu.Çünkü oldukça performanslı ve temel amacı yarışlara katılması için doğmuş bir tekne.Sadece gezi için yapılan kardeşi dahi oldukça performanslıyken,yurt dışında sadece yarışmak amacıyla gelen kompozit arması,yelkenleri ve fiziğini koruması için geliştirilen 320 kg daha hafif vicuduyla çok ama çok ırtıcı bir kız olucağı şimdiden belli.Beni ikinci korkutan şey ise kızımın boyu.Gerçekten benim için oldukça uzun boylu bir güzel.25ft boyu lafta kısa gibi duruyor ama ona herbakışımda oldukça uzun olduğunu düşünüp ürperiyorum.Hem Morfin hemde benim için en büyük şansımız,şüphesiz kızımızın üreticisi barbarossa yacht ekibi,sahibi Seyfi ağbi ve benim kızıma kavuşmamı ayarlayan Oktay abi.İnsanlar söylerken çok duyuyordum ama fazla inanmıyordum ama inanın bana sanki gerçekten kendi teknelerini inşaa edermiş gibi çalışan bir kadro,bana öz ağbim miş gibi davranan oktay ve seyfi ağbi benim için gerçekten çok önemli.Benim kafamdaki her soru işaretini çözmek için ve benim mutlu olmam için,en önemlisi kızımın mükemmel olması için ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar ne mutluki.Kızımın büstiyeri yani üst güvertesi beyaz olarak dökülmesine karşılık,ben ona açık grinin daha çok yakışacağına inanıyorum ve eğer seyfi-oktay ağbiler de izin verirse bu şekilde olması beni çok mutlu edicek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani dostlar anlıyacağınız bu aralar kızımla uğraşmaktan,onunla giriceğimiz yarışları,gezeceğimiz denizleri hayal etmekten daha önemli bir işim yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim ya uzun zaman oldu sizlerle konuşmayalı diye.Bu zaman zarfında neler oldu neler.2 tane yarışta 2 kupa aldık ekip olarak.Gelecek sene morfinde yarışacak kadro belli oldu yani.Kürşat,burak,ata,ben,yeşim,deniz,neco ağbi,engin,mübeyyet,esma kadrodaki aslar ve yedekler.ekibin 6 kişi olduğunu düşünürsek 2 ekip kuvvetinde genç ve dinamik bir ekibimiz oldu.Üstelik herkes kafa dengi ve herkes Morfinin başarısı için elinden geleni yapıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarışın olmadığı haftalarda ya canım kızım Es le seyre çıkıyorum yada GS yelken deki arkadaşlarlaoturuyorum.Bu haftanın başka bir özelliği dünya seyehatini tamamlayan hakan güre arkadaşımızı İYK da karşılamamızdı.Hakan 3 yıl önce f10 pontonundan hareket ettiğinde dünya seyehatine tek başına başlamıştı.O günden 3 yıl 2 ay sonra marinaya geri döndüğünde sadece 7 denizi feth etmekle kalmamış güney amerikada tanıştığı genç karısınında gönlünü feth etmişti.Kendilerine sonsuz mutluluk diler pruvalarının neta olmasını gönülden isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle seyehat öykülerini duyunca heleki şahit olunca tabiki benimde kanım kaynıyor.Ancak daha zaman var.Önce belirlediğimiz karıyerin peşinden koşmak lazım illaki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili dostlar,okul konusuna gelince önümüzdeki günlerde başlıyacak olan ALES kurslarının heyecanı sardı biryandan.Malumunuz bu sene işletme fakültesi 4. sınıf öğrencisiyim ve yükseklisans yapmaya hak kazanmak için bu kasım ayında sınava giricem.Kursları ağustos gibi başlıyacak ve ben şimdiden iznimi sınav tarihine denk getirdim.Tek temennim ALES den yüksek bir puan alıp istediğim bölümde master ımı yapmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftalık bu kadar derken sizlere son söz olarak Hakan'ı örnek göstermek istiyorum.Hakan isteklerini arzularını tutkularını ertelemedi ve dünya seyehatine çıktı-döndü.Üstelik onun için çoook değerli bir hazineyide yanında getirdi.Sizde istekleriniz için sonuna kadar mücadele edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinizin Rüzgarı kolayına, puruvanız neta olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-2595514079002331525?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/2595514079002331525/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=2595514079002331525' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/2595514079002331525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/2595514079002331525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/07/valla-arkadalar-baya-ihmal-ediyorum.html' title='morfin telaşı'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-8342015309945599710</id><published>2007-06-26T13:24:00.000-07:00</published><updated>2007-06-26T14:22:08.580-07:00</updated><title type='text'>1 AYDAN SONRA</title><content type='html'>Tam 1 ay olmuş yazmayalı.Aslında bu bir ay süresince o kadar çok şey olduki bilmiyorum bu yazıya nasıl sığdıracağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarih sırasıyla gidersek,1-2 haziranda AÖF sınavına girdim,aslında kötü geçmişti sınav, fakat dün sonuçların açıklanmasıyla öğrendim ki yüksek bir ortalamayla sınıfımızı geçmişiz.Artık 4.sınıf işletme öğrencisiyim,vatana millete hayırlı olsun.Hazır okul konusu açılmışken gelecekle ilgili de bazı planları da anlatayım,Bu yaz ALES e girip yüksek bir puan alarak Türkiyede master yapmaya hak kazanmayı yada yine yurtdışı eğitim sınavına girerek canada veya avusturalyada yüksek lisans yapmaya hak kazanmayı çok istiyorum.Marketting üstüne yapacağım bir pazarlama C.V imde önemli bir title olmaktan öte benimde gönlümdeki mesleği yapmamda rol oynayacaktır heralde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herneyse okul faslı bukadar.Bu mevsimde işler baya arttı,nerdeyse 1 aydır hergün ayrı bir yerdeyim sonrada ofise gelip bu işler üstünde çalışmaca falan derken günler çok ama çok çabuk geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ay'ın 11 inde doğum günümdü.Fakat doğum günümü kutlu doğum haftası olarak nitelendirebilecek kadar çok kutladım.İlk kutlama 9 haziranda DAKSAR nöbetimdeyken gönüllü arkadaşlarımın,ağbilerimin yaptıkları ufak bir kutlamayla başladı. daha sonra 10 haziranda İstanbul Yelkendeki Naviga cup ödül töreninin ardından saat tam 12 de hep beraber happy birthday darda şeklinde gerçekleştiki yelkenci arkadaşlarımın,ağbilerimin yaptığı bu süpriz çok güzeldi.Üstelik 11.30 gibi partiden çıkmıştım ki geri çağrıldım alel acele.Meğer o telefonların sebebi buymuş.Eh ben ne diyim size.Hepinizi çok seviyorum.11 haziranda annemler evde ufak bir kutlama düzenlemiş ailemle kutlama yapmak çok ama çok hoşuma gitti.12 Haziranda iş arkadaşlarımla başka bir kutlama yaptık.2 günlük 1 molanın ardından 15 haziranda dershaneden arkadaşlarla biryerlere gidip hem içtik hemde coştuk.veeee son olarak 16 Haziranda kutlamaların son günü olarak olayı taksimde Rüzgar kardeşimin şarkılarını söylerken ve bir gurup arkadaş içerken son verdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar kutlama arasında ayık kalabildiğim akşamlarda(!) çalışmaya da devam ettim tabiki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada mevsimin gelmesiyle beraber,hafta sonları Es le beraber bol bol yelken yaptık.Ayrıca tabiki yelken yarışlarıda son sürat devam ediyor.Gerek Esle gezideyken gerekse yarışlara katıldığım zamanlarda gerçekten özgür olduğumu,gerçekten mutlu ve huzurlu olduğumu o kadar net hissediyorum ki,sanırım denizsiz bir hayatım olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada başka bir gelişmede,Yeni hayalim Morfin'in kalıba döküldüğü.Hatta üst güvertesi bile hazırlanmış.Morfin brezilya kökenli fakat türk yapımı olan 7.60 boyunda bir yarışçı güzel.Daha bir çok sebepten dolayı tamamlanması zaman alacak olsada arada bir onun yanına gidip doğuşunu izlemek çok hoşuma gidiyor.Onunla ileride çok güzel zamanlar geçireceğimize ve yeni ekibimizle çok başarılı yarışlar yapacağımıza eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Ay'ın en kötü olayı ise,ufak bir motorsiklet kazası yapmamdı.Üstelik ben yolumda sakin sakin giderken benim yanımdan geçebileceğini sanan bir taksi,bana çarpıncak bende yandaki minibüse çarpıp ufak bir takla attım.Tabi tahmin edeceğiniz üzere taksici hiç durmadan kaçtı gitti.Bense çapraz bağlarımda açılma ve diz kapağı altında ödemle evime döndüm.Maalesef bu kaza benim yarış dönemime geldiği için ve yarışlarda yer alamıyacağım için dahada üzücü oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim uzak doğulu kızdaysa fazla bir hasar olmadı.Birazcık burnu sürttü o kadar.Bütün bu olumsuzluklara rağmen inanın baya mutlu bir ay oldu benim için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yazılarımı okuyan ve benimde kendimce şiir yazdığımı bilen arkadaşlarım.Kendi şiirlerimi eklemem için ağır baskı yapar oldular.O yüzden bu yazının sonuna son dönemlerimde yazdığım bir şiiri ekliycem.Gerçi şiir biraz ağır kaçıyor fakat,ne yapalım bu şiiri böyle yazmışım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet dostlar.En son olarak sizlerden bu ay sadece 1 yazı yazdığım için çok özür dilerim.Üstelik bu yazınında sadece günlük şeklinde olduğunun ve belkide yazmam gereken birçok şeyi yazmdığımın da farkındayım.Bundan dolayı tekrar çok özür dilerim.Umarım yakın zamanda eskisi tad da yazılar yazmaya tekrar başlıyacağım.Şimdilik son şiirimi okuyarak idare etmeye çalışın lütfen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakmayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakmayın O kızı!&lt;br /&gt;Hatta mümkünse yaşatmayın.&lt;br /&gt;Vurun,kırın,haykırın suratına yalanlarını,&lt;br /&gt;Fakat aldanmayın,sahte göz yşlarına sakın;&lt;br /&gt;Çünkü,çok iyi bilir o en büyük silahını kullanmasını...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakmayın dedim o kızı,bırakmayın!&lt;br /&gt;O ki,doğruların üstüne kurulanları,yalanlarıyla yıktı.&lt;br /&gt;Üç kuruşluk dünyayı,pert e çıkardı,&lt;br /&gt;Ve sonsuz hayallerdi,promosyon armağanı.&lt;br /&gt;Tutun kollarından sımsıkı,sakın bırakmayın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakmayın o kızı,Allah aşkına bırakmayın!&lt;br /&gt;Binbirtürlü yemin etsede eşrafı üzerine,&lt;br /&gt;Yada sözler versede,ulaşılmaz hayallere&lt;br /&gt;Aldanmayın,inanmayın onun yalanlarına sakın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-8342015309945599710?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/8342015309945599710/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=8342015309945599710' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/8342015309945599710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/8342015309945599710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/06/1-aydan-sonra.html' title='1 AYDAN SONRA'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-8077692326492481335</id><published>2007-05-26T16:54:00.000-07:00</published><updated>2007-05-26T17:40:10.540-07:00</updated><title type='text'>Taze,sona eren hikaye...</title><content type='html'>Zavallı bir kızın hikayesi bu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O daha 17 yaşındaydı.Gözlerinin içi pırıl pırıldı ve hayata hep pozitif bakardı.Her genç kız kadar problemi vardı ancak bu problemleri fazla dert etmemeyi bilirdi.Hayatta en önemli şeyin mutluluk olduğunu ve mutlu olmak için yaşamak olduğunu bilirdi.Farklıydı aslında yaşıtlarından,hem görüş,hem tavır hemde istekler bakımından çok farklıydı.İnsanlara değer verirdi,onların mutluluğuyla mutlu olmayı bilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beraber çok şey yaşadı erkek arkadaşıyla ,Çok konuştu,çok paylaştı,sevdiler birbirlerini,delice gezdiler,dert ortağı oldular,dost oldular,yandaş oldular hatta ortak oldular.Onunlayken bir bütün gibiydiler.Çocuk onun ne istediğini gözünden anlar ve yapmaya çalışırdı,oda çocuğun ne istediğini söylemeden anlardı.Kimseyle konuşamadığı bir çok şeyi onunla konuştu çocuk çünkü o gerçekten değerliydi.Her kız erkek arkadaşıyla buluşunca cafeye gider di,Çocuk onunla öss ye hazırlanması için ders çalışırdı.Hatta dershanesine gidip hocalarıyla bile konuşmuştu.Büyük hayalleri vardı her lise çağında ki kız gibi.Büyük hayaller ama ufak istekler'i vardı.Belkide güzel olanı buydu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra o kız,boyundan büyük problemler yaşar oldu.Ailesi ve arkadaşları ona haddinden çok köstek oldu maalesef.Üstelik çocuğun hayatımdaki en kötü dönemlerden birinde bu sorunları yaşamasıysa onun ekstradan şansızlığı olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatını başkaları için yaşar oldu o zavallı kız.En başta ailesi için büyük fedakarlıklar yapmak zorunda kaldı.Çocuktan ayrıldı,sırf başkaları istemiyor diye! Etrafındaki insanlar da değişti haliyle,O büyük hayalleri ama küçük istekleri olan kız gitti; Küçücük hayalleri fakat büyük istekleri olan kız geldi ne yazık ki.Yanlız kaldı zavallı kız.Hemde o kadar çok yanlız kaldı ki sanırım bu yanlızlığa ne yazık ki alışacak kadar yanlızdı.Kalabalığa karışim dedi ama sadece zaman geçirebildi boş yere.Dostlarım olsun istedi ama hep menfaat peşinde arkadaşları oldu.Özledi belkide geçmişi ama bunu kendine söyleyebilecek kadar bile cesareti yoktu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Verilen sözlerin tutulmamasına alışkındı aslında.Sadece eski aşkı verdiği her sözü tutmuştu,çünkü tutabileceği sözleri vermektir adeti.Ama daha kötüsü hala verilen sözlerin hiçbirisinin tutulmamasıydı.Verilen sözler önemlidir aslında,çünkü insan o sözleri hayal ederek yaşar kısa vadede.Fakat maalesef o sözlerin çoğu boş çıktı.İşe girmek istiyordu,her üniversiteli gibi.Fakat maalesef başka bir sorumluluğu vardı ailesine karşı ve evde yiğenine bakmaya başladı sabahtan akşama kadar.Aslında seviyordu,hatta tapıyordu yiğenine ancak acaba gerçekten öncelik O muydu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre değişik ortamlarda takıldı.Taksimin barlarına,cafelerine gitti.Eve geç gitmek arkadaşlarıyla geç saatlere kadar ortamda durmak çok hoşuna gidiyordu ancak belki anlamadığı yada geç anlayabildiği herkesin ondan bir çıkar hedeflediği için onunla beraber olduğuydu.En yakın arkadaşı bile kazık atmıştı,hem de hiç beklemediği bir anda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süre konuşmasalarda,başka çaresi yoktu zavallı kızın.Çünkü etrafında dostum diyebileceği kimse yoktu!Yakın zaman da yeniden barıştılar,zavallı kız içine sindiremesede.Çevresi iyice değişmişti,tabi ailesininde bunda etkisi çoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devamlı lüks yaşama isteği,gözü arsızcana yukarlarda olma bensizliği ve arsızlık seviyesinde sosyete düşkünlüğü sonucunda O da bu çembere yavaş yavaş eklenmişti.En acısı aile 1 kişiye muhtaçtı ve o nederse olurdu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak belki bu sebeplerden,belkide artık yorulmaktan olsa gerek; zavallı kızda değişti.7-8 değişik sanç rengiyle,fırsat buldukça alışveriş yapmaya,gezip tozmaya başladı.İnsanları önemsemez oldu üstelik! madem kimse onu önemsemiyordu O da takmazdı kimseyi.O kalp kıramayan kız gitti, kendine iyi davrananları bile incilten,bencil,vurdumduymaz bir kız geldi.O sözleri önemseyen kız gitti, bencil bir sözünde durmaz geldi.Yaşamdan keyif alan kız gitti, doğaçlama takılan biri geldi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık gözleri,eskisi gibi ışıl ışıldeğildi zavallı kızın.Yüzündeyse sadece takınmak zorunda kaldığı maske vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında suçlunun,onu bu şekle getirenler olduğu ap açık ortada,sizinde anlıyacağınız gibi.Ancak acaba bu raddeye gelmesinde bu kızın hiç mi suçu olmadı? Hiç mi kabahati yok bu lanet durumdan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Var elbette,Eğer o kendine güvenseydi,eğer o biraz cesaretli olsaydı ve direnebilseydi.Yada o kadar temiz bir suyken,kirletilmeye karşı gelseydi durum bam başka olurdu elbette.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihai ve en kötü durum ise;artık o kızın,kendini bu hallere koyan insanlarla aynı şekilde davranıyor olması.Aynı ukalalıkla insanları yargılayıp,aynı yılan gözlerle haddi olmada hakir görmesi.Onlar gibi insanlardan çok,mevkiye önem vermesi.Onlar gibi 'ye kürküm ye sevdasına düşmesi' ONLAR GİBİ SEVGİYE DEĞER VERMEMESİ!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hikaye gecenin 3 buçuğunda kafamdan yarattığım bir hikaye değildir.Bu hikaye uzun zamandır yaşadığım fakat gecenin 2 sinde hayal kırıklığıyla sona erdirdiğim bir hikayedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALLAH BU KIZCAĞIZIN YARDIMCISI OLSUN,ÇÜNKÜ GERÇEKTEN DE ÇOK İHTİYACI VAR...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-8077692326492481335?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/8077692326492481335/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=8077692326492481335' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/8077692326492481335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/8077692326492481335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/05/tazesona-eren-hikaye.html' title='Taze,sona eren hikaye...'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-4724958655721585631</id><published>2007-05-25T04:50:00.000-07:00</published><updated>2007-05-25T06:18:17.596-07:00</updated><title type='text'>Yaz Başlarken</title><content type='html'>Evet,2007 yılının yaz mevsimine girmiş bulunuyoruz.Bu yıl herşey çok farklı mı olucak bilemem fakat benim için bazı şeylerin değişik olacağı bir gerçek.Bu yaz bana tatil yok! üstelik geçen yaz her allahın günü sevimli teknemle marmarayı arşınlamama ve sabahtan akşama yan gelip yatmaya alışmış bir orhan olarak sanırım baya zorlanacağım.Ayrıca bu yaz a aşksız giriyorum.Yada en azından şimdilik öyle diyelim(malum nerde,ne olacağı belli değil.Hem aday yok da değil yani :D) herneyse zaten bu kadar saçma yoğunluğun arasında bir de kız arkadaş derdi çekmek pek de çekilir değil yani!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında konumuz da biraz bu, Yabancı bayanlarla,yurdumun bayanları arasında bir muakeyese yaptım haddim olmadan çünkü olması muhtemel bayan adayımız bir yabancı! Benim bundan 6 ay önce çok ama çok bağlandığım bir ilişkim bitti.Gerçekten benim için önemli bir ilişkiydi ve saçma sapan nedenlerle üstelik benim en kötü anlarımdan birinde bitti! Herneyse günümüze gelirsek durum şöyle bir hal alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müstakbel bayan ve benim başbaşa ilk oturmamız;&lt;br /&gt;Ne içersin diye soruyor bana,&lt;br /&gt;-Nasıl yani bunu sorması gereken kişi ben değilmiyim?&lt;br /&gt;neyse bakıyorum listeye ve garsonu çağırıyorum.Ben söylüyorum garsona ne içeceğimizi&lt;br /&gt;-Bana teşekkürler çok naziksin diyor.&lt;br /&gt;(haydaaaa benmi naziğim,sipariş verdiğim içinmi ?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşma sırasında 2-3 kere telefonum çalıyor.Telefonu her kapatmamda açıklama yapıyorum arayan şuydu buydu diye,&lt;br /&gt;-Neden açıklama yapıyorsun gibilerinden bakıyor ve devam ediyor.Neden her defasında kim olduğunu ve hikayelerini anlatıyorsun ki?&lt;br /&gt;-Yani desem ki ben böylesine alıştım,açıklama yapamıycam, en iyisi sadece lafg olsun diye anlatıyorum diyim.Hem böylesi daha iyi miş hesap verme derdi de yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra hesabı istiyorum.Garson haliyle bana getiriyor hesabı,Kız hemen atlıyor siz Türk erekeklerinin hesap ödemeye can atmanızı anlayamıyorum diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben tabi dumur durumdayım nasıl yani senmi vericeksin diyorum gülerek.&lt;br /&gt;-Ne farkedereki diyor.Sonuçta birimizden birisi vericek ve madem ortak oluyoruz o zaman kimin verdiği çok mu önemli diyor.&lt;br /&gt;Eyvah ben ortak olmak istemiyorum bu sadece bir date di diyorum gülerek.&lt;br /&gt;-bana iyi ya işte bugün ortağız diyor.&lt;br /&gt;Allahım bu kız GERÇEKMİ?!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devamı çok önemli değil aslında,önemli olan yabancılar ilişkide birbirlerini kasmıyorlar.Para önemli değil,kıskanma minimum,2 kişiden başkası önemli değil,Yok o görecekmiş yok bu bizi yakalarsa ne olur.Yok dayım neder yada abim istermi derdi yok! sadece beraber güzel vakit geçirmek önemli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim hatunlar bizleri çok kasıyor sanırsam.Hem işin gücün olsun ister hemde zaman ayırmanı ister.Hem çevren, arkadaşın olsun ister, hemde başka kızlarla konuştunmu sinirden köpürür.Hem sadece erkek arkadaşı olsun ister hemde erkek erkeğe 2 bardak bişey içemene kızar.N e yani napıcaktım,2 duble içmiycektimde emreyle,cemle örgü mü örecektim yani...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlıycağınız şu ara benim için ne varsa yabancılarda var.&lt;br /&gt;Mesela yabancı bir kızdan mı hoşlandın?&lt;br /&gt;git konuş açık açık, korkma terslemez,en fazla o senden hoşlanmazsa bye bye der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya türk kızla konuşmak öğlemi? kız senden hoşlan sa bile önce itin deliğine sokar seni, vay efendim sen ben le nasıl konuşursun diye.Zaten anlamsız gelen bir diğer gerçekte bu bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedense bizim kızlarımız,hoşlandıkları,sevdikleri,beyendikleri insanlara kötü davranmayı daha doğru buluyor.Hayır anlamsız yere eziyet çektiriyorlar.Yapılan binbir tafra,gıcıklık,trip yani ne diyim.Çok zor be! gerçekten ilişkide zorlaşıyor,yaşamakta zorlaşıyor hatta nerdeyse boğuluyorum sanıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse şimdi bu satırları okuyan bir çok bayan arkadaşım,'ama herkes aynı değil' diyecek.Neden bizide o topluluğa sokuyorsun diyecek falan filan.Ama gerçek şu ki çoğu kabul etmeselerde aynı şeyleri yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında hayat o kadar kolayki,sadece biziz problemleri dertleri yaratan.Tabiki bu kolay sözümün altında para kazanmanın yada geçinmenin kolaylığından bahsetmiyorum ki bende hakkımı alırken oldukça yoruluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bahsetmek istediğim, beşeri ilişkiler bakımından hayatı zorlaştıran bizleriz.Bunun en bariz örneği,duygusal ilişkiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valla yazın bir diğer değişikliği,umarım Es'i başkasına vermek olacak.Şu an onu sahiplenmek isteteyen kişilerle anlaşamadık ancak eğer,bizim için uygun bir aday çıkarsa,üzülerek de olsa kendisine vericez kızımızı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herneyse dostlar en yakın zamanda görüşmek üzere hoşça kalın.&lt;br /&gt;Ve ne olur,hayatı birbiriniz için çekilmez hale getirmeyin..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-4724958655721585631?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/4724958655721585631/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=4724958655721585631' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/4724958655721585631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/4724958655721585631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/05/yaz-balarken.html' title='Yaz Başlarken'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-2338246463814360549</id><published>2007-05-12T13:59:00.000-07:00</published><updated>2007-05-12T15:04:46.304-07:00</updated><title type='text'>SADECE 2 DAMLA(MI)!</title><content type='html'>Bir göz yaşı oldu beni bu hallere koyan.Tutkuyla bağlandığım koskoca bir ummandan ufacık iki damlaydı kendimi tekrardan unutturan.Koskoca bir hayatın hiçliğiydi belkide,yada bomboş bir hayatın tek anlamlı iki damlası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebebini bilmiyorum açık açık,belkide edilen lafların hesabı, bir daha görüşemeyecek olmanın elveda hatırası,yada kimbilir pişmanım seni unutmadım seni istiyorum, demek isteyipde engellenmenin vicdan yarası, yahut hatta sadece geçmişin izlerinden kurtulmanın 'Z' raporuydu o iki damlanın kaynağı.Sebebi hiç önemli değil aslında,tek farkettiğim o 2 damlacık gözyaşını engelleyebilmek için dünyaları yakabileceğim! O yanakların ıslanmasının hesabını ödeyebilmek için tüm benliğimi verebileceğim.Ben özümde ağlayabilen biri değilimdir aslında.Hatta son 14 yılda ilk defa geçen sene ağlayabildim o da herkesten gizli enfazla 5 dakika sürdü.Kimbilir belkide bir nebze olsa bu sebeptendir dayanamamam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpsiz sapsız bir adamım ulan! hayat denilen yalanlar romanında tek dayanağım duygularım,hayallerim di onlar da romanın sayfalarına eklendi!Bu saatten sonra Darda ne yapar?, Ne için yaşar,Kime güvenir,Kim i tekrardan SEVER?!.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu hislerimi tek unutturan o iki damla göz yaşı oldu,üstlik arkamı dönüp baktığımda sadece boş kalabalık vardı..Evet gerçekten anlıyorum acıları dindiren,küllendiren şeyler ne yazık ki daha yoğun acılar oluyor ve bu sefer o iki damlaydı hemde en yoğunundan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında düşününce kızamıyorum o göz yaşlarının sahibine.Bana o kadar yemin ettirsede dayanamıyorum üzülmesine ve biliyorum suçlu ne o,ne de ben.Korkmak her insanın tabiyatında olan birşey,heleki korktuğun sebep çok şeyden daha ağır basıyorsa.Fakat günün sonunda belkide o sebepten daha da ötesini kaybedeceksin.Kendini,kendine olan saygını,kendine olan güvenini ve en önemlisi duygularını bir kenara koyacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalabalık içinde yanlız kalıcaksın her zaman dediğimiz gibi ve belkide en acısı serbestlik içinde esaret çekiceksin!Yanlız kaldığın çook an'ın da aslında yanlız olmadığını,kafanda bir yerlerde hep birinin olduğunu göreceksin ve göğe bakıp KEŞKE diyeceksin en yürekten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veya belkide baştada dediğim gibi ben yanlış anlamışımdır,o iki ıslak sızıntıyı.Belkide gerçekten sebepsizdir onlar.Ama öylede olsa biliyorum içlerinde biyerlerdeki o dayanılmaz duyguları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum,büyümek acıtır.Biliyorum sorumluluk el yakar,biliyorum hayat adaletsiz yollarla çevrili ve biliyorum güvensizlik çok yıpratır.Fakat bütün bunların yanında birde cesaretin yoksa yada dayanağın olmazsa bu zorluklar çok ama çok daha fazla yakar insanın canını.İhtiyacın olan anlarda etrafında sadece salt sevgiyi, has dostluğu,sorgusuz dayanağı bulamazsan sırtındaki yük bir kat daha artar maalesef.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki satırları bir hışımla yazdığımı eminimki siz de anlamışsınızdır.Kimbilir ya ben öyle görmek istediğim için böyle yazdım.yada hakikaten bu kadar vahim bir durum yaşadık.Umarım bu saat ten sonra adım atmak ta gecikilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu 5 gün içinde en önemli olay gerçekten o en son 5 dakikaydı.Öyle ki şu an bile gözlerimi kapadığım da o 5 dakikayı yaşıyorum ve bundan NEFRET ediyorum.Geri kalan hep aynı be dostlar.GEÇERKEN UĞRADIM TAVŞAN KARDEŞ durumları söz konusu yani...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.Sınıfın bitmesine 3 hafta kaldı,inşallah 3 hafta sonra şu sınavları verebilirsek artık 'final count down' başlayacak. iyiden iyiye safsataya düştük zaten.İş güç derken (ki özellikle yaz aylarında bir patlama yaşanıyor),okul du,yarışlardı derken günler su gibi akıp gidiyor.Her geçen gün bir gün daha eskidiğini düşününce aslında kafaya takılan şeylerin aslında ne kadar da önemsiz olduğunu anlayabiliyorsun.O neder?,bu ne düşünür? şöyle yaparsam bunlar mutlu olurmu? bütün bu sorular iyi de yavaş yavaş başkaları için yaşadığının farkına varamazsak sanırım nefes almamızın hiç bir anlamı kalmıyacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİLİYORUM HAYAT ACIMASIZ,ADALETSİZ VE ÇOK YORUYOR.Ama çaresiz değiliz hiç birimiz! cevaplar çok radikal de olsa bizi mutlu edicekse doğru yanıtlar cevap şıklarında.Sadece cesaret edip yanıtlamamızı bekliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinize doğru şıkları seçmeniz için cesaret ve özveri dilerim.Unutmayın emek insani bir sermayedir ve sizde bunu verebilecek güç var...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-2338246463814360549?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/2338246463814360549/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=2338246463814360549' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/2338246463814360549'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/2338246463814360549'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/05/bir-gz-ya-oldu-beni-bu-hallere-koyan.html' title='SADECE 2 DAMLA(MI)!'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-6318960902918796011</id><published>2007-05-07T12:17:00.000-07:00</published><updated>2007-05-07T21:46:29.944-07:00</updated><title type='text'>akşamın sıkıntısında yazdım.başlık bulamadım</title><content type='html'>Bazen insanın geriye dönüp bakmaması gerekiyor sanırım.Özellikle karar verirken geriye dönüp bakmak çok ama çok üzüyor insanı.Kızım Es den maalesef ayılmam gerekiyor.Aslında genelde eşyalar için satmak kelimesi kullanılır ama ben nedense bu kelimeyi Es'e yakıştıramıyorum.Kızım la biz çok şeyler yaşadık, onunla özgürlüğü öğrendim,onunla sevgiyi öğrendim,onunla paylaşmayı öğrendim,onunla çaresiz ken bile ufacık şeylerle avunabilmeyi öğrendim,onunla tek başına konuşmanın bazen 100 lerce kişiyle konuşmaktan bile daha yoğun yaşanabileceğini öğrendim,onunla sevdiğinle beraber bir şey yaratmanın nekadar tarif edilmez duygusunu öğrendim,onunla çok ama çookk şey yaşadım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızımı kendine iyi bakabilecek birine emanet etmem gerekiyor maalesef.Umarım bu şanslı kişi gerçekten Es kızımın değerini bilir ve benim yaşadığım bu tarifi mümkün olmayan duyguları yaşayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haftanın en önemli konusu tabiki bu kararı almam ama başka mevzularda yok değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta msn adresim,sanal alemde hacker denilen,gerçek hayattaki adını ise buraya yazmamın uygun olmadığı bir nevi canlı olduğunu tahmin ettiğim bir şahıs tarafından ele geçirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bayan arkadaş(daha sonra kendisiyle görüşebildik bir arkadaşımın msn i sayesinde) sözde benden bir şekilde zarar gördüğünü ifade eden,ve fakat aynı zamanda benim listemdeki birçok kişiye direk zarar vermeyi amaçlayan, ne adını nede beni nerden tanıdığını sölemeye cesareti olmayan biri.Kimisine saçma sapan mail yollamış,kimisinden adıma kontür istemiş,kimisine aşkını ilan etmiş,bazısına beni nerden tanıdığını sorup peşimi bırakması için tehdit etmiş.Yani anlıyacağınız insani vasıflara sığmayacak bütün hareketleri bir bir yapmış.Ben tabi bir şekilde adresimi geri aldım ve benim adıma yapılan bütün bu kanı bozuk hareketler için özür diledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendim başka bir gelişmede annemin,almanyadan beri dost olan arkadaşlarının Türkiye ye gelmesiydi.Walter ve Brigitte uzun zaman sonra tekrar ülkemize gelerek bizleri çok mutlu ettiler ancak sanırım biz onları eskisi kadar mutlu edemedik.Walter ağzı açık bir şekilde İstanbulun ne kadar büyüdüğünü ve İstanbulda yaşanan trafik sorununun ne kadar bunaltıcı olduğunda yakındı.Ayrıca sokakların ne kadar çok mutsuz insanla dolduğunun 3 yıl önce geldiklerinde bukadar mutsuz insanı bir arada görmediklerini ve bunun sebebini defalarca sordu.&lt;br /&gt;Şöylr bir düşündümde,taa Almanyada gelen bir misafir bile bu kadar net bir şekilde durumun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vahim olduğunun kararını verebiliyorsa bizler nasıl bunu göremiyoruz? hergeçen gün yozlaşan insani ilişkilerimiz,duygularımızı saklama çabamız,dost olmanın enayi olarak ifade edilmesi,sevginin aşkın paraya dayatılması,karıyer zorlaması yüzünden segmente edilmiş hayatlarımız,bir tarafta aç zavallı insanlar yaşarken diğer tarafta trilyonların havaya eğlence adıyla saçılması,dolandırıcıya beyefendi adam gibi adama zavallı denmesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize neler oldu böyle? kim bizi bu hale getirdi? neden bu kadar canavarlaştık?&lt;br /&gt;Bu soruların cevabını vermek için biraz daha süre tanıyın lütfen bana,belki diğer yazımda bir kısmını kendimce çözebilirim fakat şu an inanın düşünecek kapasite bende mevcut değil maalesef.Hoş olsada pek bir işe yaramaz ama neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçen yazı da çok tanınan bir usta şairimizin pek bilinmeyen bir şiirini eklemiştim.gelen tepkilerden gördüm ki bu sayfada şiir paylaşılması şart.en azından 2-3 yazıda bir buraya eklemem gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazır yeri gelmişken bu yazıda da büyük usta necati cumalıdan bir şiir paylaşmalıyım,üstelik madem bu kadar İstanbulun,bizlerin değişmesinden konuştuk,bunula ilgili bir şey eklemeliyim.&lt;br /&gt;buyrun bakalım beğenecekmisiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İSTANBULUN SERSERİ ÇOCUKLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'un serseri çocukları&lt;br /&gt;Birde bu köylerden gelenler&lt;br /&gt;İstanbul'lu hanımlar beylere tasa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzülmeyin hanımlar beyler&lt;br /&gt;Cami avlularının güvercinleri&lt;br /&gt;Boğaz sularında yosunlar midyeler&lt;br /&gt;Nasıl uçuyor tutunuyorsa&lt;br /&gt;Sur diplerinin gözü pek ayrık otları&lt;br /&gt;Düz duvara sarılan o bıçkın sarmaşıklar da&lt;br /&gt;Boy atacak yeşerecekler nasıl olsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtile kakıla İstanbul sokaklarında&lt;br /&gt;O köylüler öğrenecekler yürümesini&lt;br /&gt;Bir gün gelecek onlar anlatacakalar&lt;br /&gt;İstanbulu'un en doğru en güzel hikayesini&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1965&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bir gün nezaman gelecek bilemiyorum ama ustanın bu şiirinin üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen maalesef hala gelen giden yok...Sanırım uzunca bir sürede olamayacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik sevgiyle kalın&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-6318960902918796011?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/6318960902918796011/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=6318960902918796011' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/6318960902918796011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/6318960902918796011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/05/akamn-skntsnda-yazdmbalk-bulamadm.html' title='akşamın sıkıntısında yazdım.başlık bulamadım'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-4266001334417876235</id><published>2007-04-24T11:56:00.000-07:00</published><updated>2007-04-24T13:25:11.470-07:00</updated><title type='text'>Ölerek ölümü yenmek umutların en umutsuzu...</title><content type='html'>Bu yazıyı karmaşık duygular ve daha da karmaşık düşüncelerle yazıyorum.&lt;br /&gt;Hayat çok enteresan hakikaten.Hep derler ya işler bir kötü gitmeye başladımı,kötü devam eder diye,gerçekten öyle;Ama fakat aynı şekilde işler iyi gitmeye başladığında da hep iyiye gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimbilir belki devamlı kötüyü gördükten sonra ufacık bir olumlu gelişme bile bizi baya umutlandırdığı içindir bu tespit.Bu hafta sonu Sailing Academy nin Şan teknesi ve Skipper ı Şef Levent'in ekibiyle birlikte 23Nisan kupasına katılma fırsatım oldu.Benim için o ekiple ve özellikle Levent ağbi gibi bir kaptanla yaptığım her yarış çok büyük bir deneyim tabi.Birde bunun üstüne başarı gelince deymeyin keyfime.En önemlisi daha kısa sayılabilecek bir zamanda bu nokta da olmam sanki bir anda sonlanacak çok güzel bir rüyadaymışım gibi hissetmeme sebep oluyor.İnsan çok enteresan bir varlık,Pozitif enerji ihtiyacını karşılamak için vicudu belki yemek bulmaktan çok çalışıyor.Beyin devamlı olumlu ne yapabilirim derdindeyken bu gibi hadiseler belkide normalden çok daha olumlu etkiliyor insanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarış hakkında bilgi vermeme gerek yok Veni,Vidi,Vici yani.Fakat en önemlisi gerçekten bir şeyleri 8 kişilik bir ekiple saniyesi saniyesine aynı anda yapmaktan alınan haz,tek bir amaç uğruna çalışmanın verdiği tatmin duygusu en önemlisi işe yaradığını bilmenin mutluluğu çok ama çok iyi bir terapi.Herkese tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz mevsimi gelmesiyle yelken hadisemizde yavaş yavaş hızlandı tabiki.Yarışların yanısıra artık kendi çapımda bir yelken eğitmeniyim.Hatta kendi öğrencilerim ve sınıfım bile var.Tabiki dersliğimiz bir eğitim teknesi ve sınavımız ömür boyu sürecek deniz hayatı ama ben gerçekten bildiklerimi paylaşmaktan ve belkide insanlara denizi sevdirebilmekten çok mutluyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olumlu yaşanan olayların devamında,geçen yazılarda bahsettiğim üniversite sınavlarının sonucu geldi ve inanamadığım bir şekilde hiç bir dersten kalmadığımı öğrendim.Hatta çok kötü beklediğim 1-2 dersten tavan bile yapmışım.Düşünüyorumda 2.üniversitesinde 2.kez 3. sınıfa kadar gelmiş biri olarak sanırım yanlışlıkla yapılan tercihlerin geçte olsa düzeltilmesi gerektiğinin ve bunun insanı çok daha mutlu ettiğinin en önemli örneğiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Bilgisayar mühendisliğinin 3. sınıfın da şu an olduğum kadar mutlu değildim.Bana göre olmadığını ve benim bu işi kıvıramayacağımı anlayabilmiştim en sonunda.Etrafımda okuldan ayrılmamam için o kadar çok baskı varken ben kendi kararımı verdim ve ayrıldım.Aslına bakarsanız bende ilk başlarda acaba pişman olurmuyum diye düşünmüyor değildim.Bende mutsuz olma korkusu ve belirsizlik şüphesi yaşıyordum.Fakat şu an görüyorum ki benim asıl yerim burasıymış ve iyikide yanlış tercihimi düzeltmek için radikalde olsa bir karar almışım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizlere haddim olmadan verebileceğim en büyük tavsiye budur.Her ne olursa olsun,her ne şartla olursa olsun verdiğiniz kararın sizi mutsuz edeceğine inanıyorsanız o karardan vaz geçin! emin olun yerine atacağınız adımlar sizi daha mutlu edecektir.Halk arasında tükürdüğünü yalamamak veya yiğitliğe bok sürdürmemek şeklinde değişik ifadelerle dile getirilmiş gururunuza yedirememe problemini,bir tarafa bırakın.Mutsuz olmak yerine mutlu olmayı seçin.İnsanlar eleştirecek diye hayatınızı zora sokmayın.En önemlisi çekinmeyin,korkmayın.Hayat siz istediğiniz gibi yaşadığınızda gerçekten size ait oluyorsa,kendinize bu iyiliği yapın!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bugün uzakdoğulu kızımın 1000 km sini doldurmasını kutladık.Onu bu ilk 1000 km şerefine güzelce yıkadım,parlattım ve deposunu doldurdum.Es kızımla önceleri çok çekişmelerine rağmen pazar günü onların konuştuklarını gizli gizli dinleyince sonunda iyi anlaşabildiklerini gördüm.Tabi bizim uzakdoğulu ufaklık yeni nesil olmasının veriği ukalalık ve cahilliğiyle ara ara ES kızımı sinirlendiriyor.Fakat fark edemediği şey ES bir deniz yaşayanı, ve her deniz yaşayanının olduğu gibi fırtınalarla olgunlaştığı için onunla baş edemeyecek kadar toy daha bizim ufaklık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşmaları çok enteresandı aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim uzakdoğulu Es kızıma 'sen ufacık bir teknesin,ömür boyu görüp görebileceğin tek deniz bu gri marmara,senin geleceğin yok diyor ve dalga geçiyordu'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ES kızımsa hem yaşının hemde denizde yaşamanın verdiği olgunlukla.'Evet doğru söylüyosun,belki ben ömrüm boyunca belki başka deniz göremiycem ama şunu unutma,deniz hiçbir zaman aynı deniz değildir zaten! adı marmara'da olsa bu denizin suyu hep değişir,kimi zaman egeyegider bazen karadenizden gelir ama hiç aynı kalmaz!'diyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufaklık bu söz üzerine daha'da kızıp ''benim gibi yeni nesil ve pırıl pırıl birinin senin gibi biriyle zaten işi olamaz,sen bu marinın kirli sularında sallanırken ben dardayla yolların tozunu attırıyor olucam diyordu''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Es kızımsa yine usta bir şekilde ''Ben 14 yıldır bu sularda özgürce gezinirke,sen daha çelik madeni bile değildin.Hem sen bakıma gitmeden 1000km bile gidemezken ben 3-4 yıl bakım görmeden dimdik ayakta durdum,ayrıca Darda nasıl benim kötü zamanımda benim yanımda oldu beni dirltti bende onun kötü zamanında yanında oldum,ona umut verdim İNSANLARIN ESAS İHTİYACI BUDUR!!!''diye cevap verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyseki benim aralarına girmemle ortam biraz yumuşadı ve aslında 2 sininde çok sevdiğimi anlatabildim.Ama laf aramızda ES kızım benim için bambaşkadır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O akşam ES kızımın söylediklerini düşünürken gerçekten ona hak verdim.İnsanların iyi zamanında yanında olanlar onların sadece mutlu dakikalarını paylaşıyorlar,fakat kötü an larında yanında olanlar hem onların hayatını paylaşıyor,hemde eğer başarırlarsa onlara yeni bir hayat çizmekde yardımcı oluyorlardı.Benim en büyük yardımcım hep deniz ve ES kızım oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sayfada sizlere hiçşiir yayınlamadım ve kendi şiirlerimide yayınlamayı düşünmüyorum.Ama dedim ya yanlış verdiğiniz bir kararda ısrar etmek bazen intihar gibidir diye.Bu sözün üstüne çok sevdiğim Atilla İlhanın bir şiirini paylaşmak nerdeyse mecburi bir hal aldı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İÇLENME&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gemilerde uyandım/dışarda şafağın borazanları&lt;br /&gt;dağlar patlamış sularda pelte pelte birikir kanları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bıçaklı çığlıklar gelir kumaşı yağlı gecelerden&lt;br /&gt;başka bir ömürde yaşanmışlarıdır/mayası kederden&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir kubbe boşluğunda yankılanır ayak seslerim&lt;br /&gt;soluksoluğakaçan benim/belki kovalayan benim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gizli bir ürpermedir solgun ağaçlarıyla eylül&lt;br /&gt;dağılır rüzgarıyla içimde geliştirdiğim soğuk gül&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ölüler bastırır çoğu genç/karartıp olanca sonbaharı&lt;br /&gt;insan özlemle hatırlar gerçekleştiremediği intiharları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yeniden başlamak mı aynı yanılgılara düşmek için&lt;br /&gt;alacakaranlığında korkunun ve çirkinliğin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bulutlar saplantıların yanlış bir ısrarla belirişidir&lt;br /&gt;rüzgar yorgun balinaların mahsun göğüs geçirişidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;parça parça ölümlerdir ki akşamla çoğalırlar&lt;br /&gt;yumuşak telaşlarıyla anlaşılmaz yarasalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gözlerinde biriken pus/ağzındaki bakır çalığı&lt;br /&gt;usulca haber verir kaçınılmaz olasılığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eylemi anlamından çözer hiçe indirger tutkusunu&lt;br /&gt;ölerek ölümü yenmek/umutların en umutsuzu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yukarıdaki satırları yaşamamanız için,verdiğiniz karardan dönmek gerekiyorsa lütfen DÖNÜN! boşverin herşeyi sadeceMUTLU OLMAYA BAKIN!&lt;br /&gt;çünkü ÖLEREK ÖLÜMÜ YENMEK UMUTLARIN EN UMUTSUZU...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-4266001334417876235?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/4266001334417876235/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=4266001334417876235' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/4266001334417876235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/4266001334417876235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/04/lerek-lm-yenmek-umutlarn-en-umutsuzu.html' title='Ölerek ölümü yenmek umutların en umutsuzu...'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-2928180015315263456</id><published>2007-04-12T09:55:00.000-07:00</published><updated>2007-04-12T10:58:20.775-07:00</updated><title type='text'>Çaresiz kabullen(ME)mek!</title><content type='html'>Geçen yazıda bahsettiğim gibi,Kardeş gibi sevdiğim dostlarımdan 2 si(topu topu 4 tane var zaten) vatani görevlerini yapmak için asker yolunu tuttular.Hatta bu gece onların TSK lerindeki ilk geceleri olucak.Ben daha askerliğimi yapmadığım için nasıl bir yere gittiklerini,neler yaşayacaklarını veya nasıl bir psikolojide olduklarını bilemiyorum.Ancak kulaktan duyma hikayeler,yaşam öyküleri ve deneyimlerin aktarılmasıyla onların durumunu tahminetmeye çalışabiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılık her ne nedenle olursa olsun gerçekten zormuş.Heleki gerçekten sevdiğin kişiden ayrılmak çok ama çok daha zormuş.Salı günü Emreyle askerden önceki son görüşmemizi yaptık.O ben ve tabiki Emel, bizim Es kızın yolunu tuttuğumuzda sanki hiç birşey yok gibiydi.İçicekleri alırken Alkol almamayı özellikle tercih ettim,insan alkollüyken duygularını daha net açık ediyor heleki bukadar yoğun hissleri varsa...Es kızım'ın havuzluğunda 3 ümüz oturmuş kah çayiçerken,kah müzik dinlerken yada muhabbet ederken şöyle bir düşündük.Emre benim 7 yıllık arkadaşım fakat 15 yıllıklara taş çıkartır! herneyse, o kadar enteresan duygular hissettik ki, koskoca 7 yıl o kadar çabuk geçmiş ki aslında şaşırmamak elde değil!Onca yaşanan olay,onca hayat kavgası,bir ton anı! dönüp baktığımda sanırım 2 miz içinde doğru bir dostluk olduğunu gördüm.Anlaşılan eski günler yad edilmek için yaşanılırmış! Fakat ne yazık ki biz emreyle bu kadar geriye dönmüşken Emel'in geçmişi bize yetişemediği için o genelde dinlemeyi tercih etti.Zaten şu çocukla herşeyimiz uyuşuyor ama sevgili edinme tarihlerimiz uyuşmuyor(!) ya ben boştayken o dolu oluyor,yada o boştayken ben dolu oluyorum...Gerçi tam burda muhtemel bir havadis verme eğilimim vardı fakat takdir edersiniz ki yeri değil...3 ümüz Es kızımı kendi haline bırakıp dönüş yoluna geçtiğimizde içimden'Nolur Emre,en son bir beşiktaş bahçede oturalım diye yalvarıyordum'' ki,Emreyle herzamanki gibi frekansımız birbirini buldu ve Beşiktaşta deniz kenarında çaylarımızı içerken kendime geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılığa yaklaştığımız her an,ondan kaçmak için daha çok hevesli oluyoruz fakat maalesef elimizden bişey gelmiyor.Son yarım saat ömrümüzdeki en suskun yarım saatti sanırım! Hadi artık kalkalım yarın işim var derken,bir an istifa etmeyi düşünmedim değil.Ayrılık vakti tam 3 kez sarılmayla geçti... ilki kısa sonrası biraz daha uzun ve ensonunda yiğitliğe bok sürdürmekten vaz geçince baya bir uzun oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet Emre keser artık asker.Vatanii görevini yapmaya Ankara'ya gitti! Peki ama Vatanii görev aslında gerçekten de sadece askerlik yapmak mı? Bunun cevabı ''evet'' olsaydı zaten burda sormazdım dii mi ama(?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emre nin askerlik için Ankaraya gitmesinden 2 gün sonra yani 14 Nisan 2007 de Başka bir vatanii dava için Vatanperver Türk insanı,Türkiye vatrandaşı ANKARA'da toplanacak! İçinde bulunduğumuz bu vahim durumun farkında olan,ülkesini,cumhuriyetini,vatan toprağını seven her Türkiyeli Ankarada ki o onurlu miting de söylenecek cümlelere gönülden katılarak başka bir vatanii görev yerine getirecek! Ulu önderin bundan 70 küsür yıl önce söylediği 'dahili ve harici beddahların olacaktır' cümlesini bugün hissederek yaşayan bizlerin, ciğeri beş para etmez bu beddah lara haddlerini bildirmek için ufacık bir adım atma şansımız olacak, 14 Nisanda! Cumhuriyeti kabul etmeyen bir şahsiyetin CUMHURBAŞKANI sıfatını taşımasının yanlış olacağının,İslamiyet sömürüsü yapan ancak bunu yapmasına karşın, müslüman kanıyla beslenen ülkelere uşaklık yapan bir düşüncenin sahibi olan kişilere karşı, yapılacak bu miting! Her karışında, bugün alt-üst kimlik olarak ayırdıkları fakat özümüzde hep bir olduğumuz şehitlerin kanını barındıran,toprağımızı parça parça satarak nemalanan.Cumhuriyet tarhimizin en rezil dönemini yaşatan bu zavallı,korkak,yalaka kişilere dur demek için 14 Nisan 2007 de Ankara meydanlarında haykırmak GERÇEKTEN YÜCE BİR VATANİİ GÖREV OLACAKTIR BENCE.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimizde gidemeyecekler,iş veya benzeri sebeplerle bu büyük hadiseye katılamayacaklar olabilir,Onlardan ricam hiç olmazsa evlerinin,işyerlerinin camlarına Onurlu bayrağımızı takmalarıdır.Bizler bu bayrağı taşıyarak,onun simgelediği o yüce kavramı,belki görmek istemeyenlerin gözüne gözüne sokabiliriz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herneyse,Diğer bir dostum Murat kardeşimlede pazar günü vedalaştık.Kısa zaman da büyük bir dostluk kurduğum ve bu dostlukdan çok ama çok gurur duyduğum Murat kardeşim le de, her ne tesadüf se bizim ES kızda ayrıldık.Çok güzel bir pazar günü saat 12 den 17.30 a kadar durmadan yelken yaparak.Kah avaz avaz şarkı söyleyip,kah kahkahalarla gülerek ve bazende duygusal anlar yaşayarak 1 günü geçirdik.Enteresan bir şekilde sanki koskoca bir hayatı kısacık bir güne sığdırarak mutlu bir veda yaşadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim ne derse desin hayat da en zor şeylerden biri çaresiz bir biçimde kaybetmek! Yapacak bir şey olmadan,sadece kabullenmek dışında hareket bile edemeden KAYBETMEK! maalesef geçici bir süre için ben dostlarımı yanımda göremeyeceğim.Belki onlar orda zor anlar yaşarken,ben yanlarında olamıycam.Fakat nasıl ki her ikisinede ayrılırken söylediğim gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEN SİZ DÖNENE KADAR BURDA OLACAĞIM,GÖZÜNÜZ ARKADA KALMASIN. VE HAKKINIZI HELAL EDİN,BENİM Kİ SİZE HELALDİR...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-2928180015315263456?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/2928180015315263456/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=2928180015315263456' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/2928180015315263456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/2928180015315263456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/04/geen-yazda-bahsettiim-gibikarde-gibi.html' title='Çaresiz kabullen(ME)mek!'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-1928567910191656681</id><published>2007-04-05T06:17:00.000-07:00</published><updated>2007-04-05T07:05:11.730-07:00</updated><title type='text'>10 Günde yaşanan hadiseler.</title><content type='html'>Başarıya yaklaştığını hissettiren her işaret,insanı çok ama çok mutlu ediyor gerçekten.İster inanın,ister inanmayın hayatımda saniye nin bile yavaş kaldığı nefes aralarında değişiklikler yaşıyorum.Öncelikle eskisi kadar sık yazamamamdan dolayı en başta kendimden sonra eğer umurunuzdaysa(!) sizlerden özür dilerim.Ama fakat dediğim gibi son dönemde yaşamım o kadar hareketli ki bazen benim bile bu hızdan başım dönüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta sonu,açık öğretim sınavları vardı.Cumartesi günü sınava yarım saat kala,tam konsantre olmuşken,iş le alakalı çok önemli bir problem ceptelefonum sayesinde bana aksetti.Bazen şu lanet telefonu taşıdığım için peşi sıra küfür yağdırıyorum,fakat işinin önemli bir zamanını telefon,e-mail,skype ve mesengerlar aracılığıyla telekominikasyon çılgınlığı sayesinde yürüten bir adam olarak sanırım buna hakkım yok!Herneyse sınava 30dk kala başlayan ve 2 dakka kalaya kadar devam eden telefon trafiğinden ve konuşulan toplam 3 milletten insanın karmaşasından sonra sınava girdim.Sınavdan çıkdığımda inanın kafamda sınavla ilgili hiç bir şey yoktu.Hatta arkadaşlar soru sorduğunda,öyle bir soru varmıydı ki diye sormuşluğum var!Yani işin özünde sanırım sınav pek başarılı değildi.Fakat şuna dikkat ettim aldığın sorumluluk ne kadar artıyorsa bir öncekinden o kadar fedaarlık yapıyorsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazının en başında yazdığım'başrıya yaklaştığımı hissettiren işaretler'i ' bu günlerde iyice hissetmeye başladım.Efendim yüzüm kızararak söylüyorum,işe girişimin 5. ayında toplam 2 kez yeniden konumlandırma aldım ve bu ay başındaaa maaşıma zam yapıldı.Bunu buraya yazarken ne kadar zorlandığımı ifade etmeliyim,çünkü genelde maaşından konuşmak halkımızca görgüsüzlük olarak kabul edilir ama konseptin ana fikri olarak'Gördüğün şeyler gerçekmi'sorusuna koskocaman bir 'HAYIR' cevabu veren insanlara hitap ettiğimi düşünürsek bu zam havadisini vermek hiç de görgüsüzlük değil bence...5 ayda 2 konumlandırma ve 1 zam bence baya bir başarı göstergesi!En azından doğru yolda olduğuma bir işaret bence...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceleyin yatağınıza başınızı koyduğunuzda çoğunuz gündelik dertleri yada hadiseleri düşünüyorsunuzdur heralde.Fakat ben neredeyse yarım yıldır tek bir anı düşünerek uyuyorum! öyleki artık kişisel bir hırs,nihai bir tatmin oldu benim için.Üstelik o şahsiyet üzerine bütün hissiyatımı kaybetmişken sadece hadiselere değer vermem sanırım bana yeni bir kişisel yol haritası olarak geri döndüğünün,bir göstergesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hafta gelişen diğer bir olay türkiyede tanına bir yelken yarış takımının üstü kapalı bir şekilde bizimle yarışırmısın demesiydi(!) Bundan 6 ay öncesinde bu soruya daha cümle tamamlanmadan evet diyecek olan ben İşsel sorunlar yüzünden kabul etmeme gerzekliğini(!) apaçık gösterdim maalesef.Dediğim gibi,amaçlar için sorumluluk,sorumlulukların için bir önceki sorumluluklarından vazgeçmen gerekiyor maalesef...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu yoğun haller arasında hüzünlü dakikalar da yaşanmıyor değil tabiki,En samimi dostlarımdan 2 si,Nisan'ın 10 unda askere gidiyor Işık üniversitesinden beri 7 yıllık dostum Emre ve çok kısa zaman da çok büyük bir dostluk kurduğumuza inandığım DAKSAR dan Murat kardeşim, vatanı kurtarmak(!) için askere gidecekler.Başlı başına bir yazı hikayesi olarak gördüğüm bu konu'yu ayın 10'u gibi yazmayı planlıyorum.nede olsa onların sivil olarak geçirecekleri son günün akşamında eminim ki baya bir duygusal anlar yaşıyacağız beraber.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında sadece yazmak için yazdığım bir yazı olduğu için,bu yazıdan pek keyif almadığımı itiraf etmeliyim.Fakat günün sonunda yapmam gereken o kadar çok şey olduğunu fark edince,buraya yazı yazmak dahil yaptığım birçok şeye de hayret ediyorum.O yüzden bu dönemlerde beni mazur göreceksiniz arkadaşlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 ayda 500'ü aşkın ziyaretçi alan bir blog un sahibi olarak,üstelik blog unda resim,müzik yada video yayınlamamasına rağmen 500 insanın sadece yazı okumak için girdiği bir blog sahibi olarak sizlere daha güzel yazılar yazmak sorumluluğu hisseder oldum ki sayenizde bu sorumlulukda baya canımı sıkıyor!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-1928567910191656681?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/1928567910191656681/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=1928567910191656681' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/1928567910191656681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/1928567910191656681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/04/baarya-yaklatn-hissettiren-her.html' title='10 Günde yaşanan hadiseler.'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-7559053638515212939</id><published>2007-03-24T14:47:00.000-07:00</published><updated>2007-03-24T15:54:12.744-07:00</updated><title type='text'>Neden Ne?</title><content type='html'>Hayatımda son günler çok hareketli ve değişikliklerle dolu geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aileme yeni bi kız girdi,hemde cıvıl cıvıl ufacık ama gösterişli bişey.Aslen uzak doğulu ama tabi türk kanı da pardon türk hidroliği de taşıyor :D. Bahsettiğim yeni kızım daha dün aldığım 125cc lik bie scooter motorsiklet.Aslında uzun bir süredir istiyordum bir motorsiklet almayı ama hem şartlar hemde yaşanan hadiseler izin vermediği için ancak gerçekleştirebildim bu arzumu.Bir görseniz o kadar şirin o kadar tatlı bişey ki insanın anında kanı ısınıyor gerçekten.Rengi tabiki siyah.Asaletin ve görkemin rengi derler bu siyaha,bazılarıda karamsarlığın rengi der ama ben umutla aldım kızımı.Bugün ilk defa onunla gezerken çok heyecanlandım.Tabi O da baya heyecanlıydı,önceleri nazlanıyordu virajlara girerken,sanki beni yabancılamıştı fakat saatler geçince iyice alıştık birbirimize.Onun da yardımıyla baya bi attım çekingeliğimi.Allah kaza bela göstermez inşallah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraaaa e tabi ES kızımı da ihmal etmiyorum.Onada özel vicut şampuanı aldım.Önce fiber kısımlarını bir güzel şampuanladım sonra da tik kısımlarıyla ilgilendim.Fakat maalesef aradan 2-3 gün sonra üstüne resmen çamur yağdı ve bende buhafta yı es geçip önümüzdeki hafta tekrar yıkamayı planlıyorum.Malum bayan dediğin bakımlı olmalı diimi ama?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşler acayip bir yoğunlukda sürmeye devam ediyor.Aslına bakarsanız bende anlayamadım.Profosyonel hayata aniden tekrar dönerken bu kadar yoğun olacağım,bu kadar zevk alıcağım ve hırslarımın bu denli net olacağı hiç aklıma gelmezdi.Fakat bu iş hadisesinden dolayı birazda okulu aksatıyorum ki bu önümüzdeki 1.5 yıllık plana aykırı bir durum.Umarım önümüzde ki hafta olacak AÖF sınavlarından iyi notlar alırımda planlar aksama tehlikesine gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet efendim.Son zamanlarımın kısa bir özetini yaptıktan sonra gelelim yazımızın konusunaaa;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konumuz ünlü marka ve kişisel gelişim bilicisi Jim Ron'un söylediği ve benimde yıllardır yaşadığım bir söz ''Yeteri kadar Nedeniniz Varsa Herşeyi Yapabilirsiniz'' lafı.Şimdi nerden çıktı böyle konular Darda? yoksa NLP ye mi merak sardın demeyin.Gerçekten çok önemli bir cümle bu cümle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünün ki 40 katlı 2 bina arasına 20 cm genişliğinde bir kalas koymuşlar ve size hadi diğer tarafa geç diyorlar.Siz ne tepki verirsiniz? Tabiki geçmezsiniz,hayatını o denli tehlikeye atmaya ne gerek var değilmi... Ama bu kalasın ucuna çocuğunuzu,eşinizi,annenizi veya sizin için en çok kim önemliyse onu koysalar ve deseler ki siz buraya gelemezseniz o kişi ölecek! emin olun ki siz kendiniz bile alayamadan diğer binaya geçmiş olursunuz,üstelik o kalasın üstünden koşa koşa geçersiniz.Bu tamamen ''yeteri kadar neden'' olayı aslında.Sakın yanlış anlamayın size insan ister se herşeyi yapabilir geyiği yapmıyacağım bu saatten sonra.Ama en azından şunu söylemeliyim, istekleriniz için gereken herşeyi yapmak sizin elinizde ve emin olun denemekten kaybetmezsiniz.Düşünsenize bir, dünyanın en zor yarışlarından kabul edilen tour de france ı kazanan bisikletçi şahsiyet kanserliydi! kanserin insanı nekadar ciddi etkilediğini söylemeye gerek yok.Yada sevdiğim şarkıcılardan Sertab Erener de bir dönem kanserdi ve o dönemde bence hayatının en başarılı albümlerinden 1 ini yapmıştı lal le(sakın yanlış anlamayın aranjör yada müzik yorumcusu falan değilim,sadece şahsi kanaatimdir bu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımızda bu nedenleri ortaya çıkarmak için o kadar çok fırsat var ki aslında oturup düşündüğümüzde şaşırmamak mümkün değil.Yeteri kadar büyük bir neden dediğimizde ilk başta intikam kelimesi geliyor akıllara belki ama aslında intikam bu koskoca cümlenin tekil bir harfi olmak için bile çok zayıf! Düşünüyorumda Aşk,sevgi,arkadaşlık yada kişisel tatmin için kazanılan başarıların on da bir i bile intikam için kazanılmadığına göre sanırım intikam çok zayıf bir neden.Zaten bu İntikam hadisesi kişisel tatmin ile fazla karıştırıldığı için insanlar intikam'ı gözünde fazla büyütüyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hee derseniz darda senin içinde hiç intikam duygusu yokmu? olmazmı hemde nasıl ama ben bu dugudan önce kişisel tatmin ve sevgi neden lerini daha baskın yaşıyorum şu aralar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlarken,geçtiğimiz günlerde yaşadığım olaylardan bahsetmiştim ya, çok önemli bir şeyi yazmayı unutmuşum maalesef.Eskiden çok özel ve güzel günler geçirfdiğim ve benim için gerçekten önemli olna bir şahsiyeti(ooooooo seslerini duyar gibiyim,münasebetsizliğe gerek yok:)) tekrardan görme ve vakit geçirme fırsatı yada fırsatları buldum.Konumuzla en alakalı yanı bu kişiyi istemeden baya bi üzmeme rağmen inanılmaz bir şekilde bana hiç intikam beslememiş! inanın ben olsam kendime intikam için dişbilerdim ama o sadece 'kader' demiş!! Yaa inanamıyorum onca yıldan sonra bana benle ilgili en ufak bir kötü kelime etmedi.Sadece neden? diye sordu.Neden yaptın,neden beni üzdün?? çok az insan karşısında ezilmişimdir ve kendime kızmışımdır,heralde bu duyguları en güçlü yaşadığım kişi bu arkadaşımdı.İnanın şunu anladım saçma sapan kin tutacağıma doğru anı beklersem çok daha mantıklı ve etkili davranışlar sergileyebilirim.Örneğin bu kişi bana hırslansa ve bana zarar vermeye kalksaydı benim gözümde acayip değeri düşerdi, fakat bu yaptığı davranışla sonderece değerini yükseltti ve hatta acayip bir şekilde saygı duymama neden oldu.Bu satırların sahibi,okuduğunu biliyorum, merak etme zor anında hep yanında olmaya ve destek vermeye çalışıcam senin mutluluğun bir çok şeyden daha önemli artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet efendim Jim Ron un da dediği gibi başardığımız yada başaracağımız büyük zaferlerin çok kuvvetli birer nedeni var.Peki yaşamak için nedenimiz ne? aslında soru şu; bu nedenler doğrultusunda alacağımız en büyük başarı ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat da tercihlerimizi hedeflerimiz doğrultusunda yapıyoruz peki hedeflerimizi kim belirliyor? sosyal statü kaygısı mı? yada genele uyma eğilimi mi? hiç olmadı bir zaman sonra bu genel kaidelerin içimize bastırdığı zorunluluk halleri mi? acaba karar aşamasında gözümüzden geçenler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her türlü sıfatın göreceli olduğu ve nerdeyse ardı ardına başkaların hayatını yaşadığımız ufacık dünyamızda kendi kendimize yaşadığımız 'çılgınlıklar' yada 'depresif aktiviteler' bence hayatımızın en önemli özsel gerçeği!! çünkü ancak bu gibi zamanlarda kendimize özgü olabiliyoruz.Yada ancak bu gibi hadiselerde gerçek benliğimizi doya doya yaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki acaba kendimize has olmak için YETERİ KADAR NEDENİMİZ YOKMU?!!! başkaları için nefes almaya bu kadar meyilliyken neden kendimiz için derinnnn bir nefes alamıyoruz,hiç anlamış değilim.Ben aslında bu duyguyu Es kızımla yelken yaparken,PRC yle beraber virajlara yan yan girerken,yeni kızımın üstünde umursamazca gezerken yada bilardo masasında final sayısı atarken çoook yaşadım.Fakat şununda farkındayım kii çevre faktöründen sıyrılmak hiç kolay değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğiniz kişiyi bile hesapsızca yargılayıp sizden koparmaya çalışanların olduğu bir ortamda, sizinde YETERİ KADAR KUVVETLİ BİR NEDENE ihtiyacınız var maalesef.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim NEDENİM 13 yıldır aşiyanda yatan kişi,Benim NEDENİM  hesapsızca umutlarımı sonlandıracağını düşünen kişi,Benim NEDENİM ustam,en önemlisi BENİM NEDENİM HERSABAH AYNADA GÖRDÜĞÜM KİŞİ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benden size tavsiye kendinize iyi nedenler bulun..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-7559053638515212939?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/7559053638515212939/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=7559053638515212939' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/7559053638515212939'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/7559053638515212939'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/03/neden-ne.html' title='Neden Ne?'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-574883333096690677</id><published>2007-03-13T12:50:00.000-07:00</published><updated>2007-03-14T08:38:39.333-07:00</updated><title type='text'>ZAMAN</title><content type='html'>Nekadar çok zaman olmuş yazmayalı&lt;br /&gt;Tam onüç gün olmuş ve ben bunu hiç fark edemedim.Aslında nedense zaman çok çabuk açıp geçiyor.Bu yazı hadisesinde olduğu gibi hayatımız nedense ertelemekle geçip gidiyor?(!) Ha bugün ha yarın derken,bir de bakmışınız bugünler çook eskilerde kalmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela birinden hoşlanıyorsun ve biliyorsun ki o da sana karşı boş değil ama ona durumu anlatamıyorsun.Konuşamıyorsun,onun için hayal kuruyorsun sonra açılmayı düşünüyorsun fakat ''doğru zaman gelince söylerim'' diyorsunuz,bu zaman geçiyor akıp gidiyor ve birde bakmışsın ki artık ''söylemek için çok geç!''..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu zaman olayına fena taktım ben bu aralar,çünkü hangi olayı düşünsem ''ne kadar çok zaman olmuş''diyorum, hesapsızca.Zaman bizle çok kötü bir oyun oynuyor çünkü..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımız planlarla,kurgularla,amaçlar için çabalamakla geçerken zaman sinsi sinsi bizi tüketiyor aslında.Yada belki biz zamanı tüketiyoruz bol keseden.Her geçen gün farklı gayeler için nefesimizi harcarken farkında değiliz neyazık ki geçmişte yaşadığımız kıymetlerin.Tamam kimseye geçmişte yaşayın demiyorum çünkü gerçekten bir insanın yapacağı en büyük hatalardandır geçmiş'e takılı kalmak.Ama demek istediğim geleceği düşünmekten, yaşadığımız anın tadını alamıyoruz!! ve hep ileriye dönük davranmaktan hayattan keyif alamıyoruz.Programlar,Haftalık route lar,Hedefler,Kısa vadeli politikalar,Uzun vadeli politikalar,MEZAR VADELİ POLİTİKALAR,yatırımlar bir ton safsatayı sadece ileride bu safsatalara devam etmek için düşüncemize sokuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşüncelerin insanı nerde bulacağı belli olmuyor gerçekten.Bu hafta tam bir müşteri görüşmesinden sonra,şöyle boş kalmış sigara tellendirirken nerden çıktıysa 'ben napıyorum diye?' bir soru sordum kendime!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten Napıyorum ben?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onca workshoplar,Toplantılar,Seminerler,Case study ler,Sunumlar,Stress dolu saatler,Tanıtım toplantıları vs vs iyi güzel hepsi hoşta hayata bir bakıyorsun kendi kendine seni istediği yere sürüklüyor.Aslında bu kadar yoğunluğu seviyorum ve bağımlılık yaptı galiba ama Bütün bunlar'a katlanmak için attığım ilk adımın sebebini unutmak üzereydim nerdeyse! Hayat akıp giderken durağanlığın kıyısından bile geçmezken ve yarın ın planı çoktan belliyken! şunu fark ettim ki benim esas planım ASIL YOLA ÇIKIŞ AMACIM!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen Hayatı bir film gibi seyrettiğimi hissediyorum.Aslında çok ama çoook enteresan bir senaryo yapısı var hem doğaçlama hemde arkadan sufle verenler var hayatta.Doğaçlama kısımlarına bayılıyorum.Fakat şu sufle verenler çok oluyor gerçekten.Napıcağımı söylemeyin kardeşim bana! ''ben hayatım boyunca bana yapacaklarımı söyleyenlere karşı gelmişim bide bu saatten sonra sizleri takıcağımı düşünüyorsanız zavallısınız!!''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim ya hayat sanki bir film diye.Ben gerçekten bu filmin sonunu çok merak ediyorum,aslında sonunu değilse bile ilerleyen sahneleri gerçekten çok meraklandırıyor beni.Bundan belki 10 belkide 20 sene sonra ben neolucam? nerde olucam? kimle olucam? nasıl olucam? yani ileride ki 5N1K ne??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen görürsünüz ''since 1947'' yada ''50 yıllık değişmeyen tat'' gibi yıllardır aynı iş üzerinde yoğunlaştığını iddia eden tabelaları.Ben mesela nefret ederdim böyle bir özelliğim olsa! düşünsenize yıllardır aynı şeyi yapıyorsunuz, ne bir gelişme var,ne bir değişme var, ne çeşitlilik var hep aynı heeppp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--Abi ''kırkyıllık köfteciyim''&lt;br /&gt;--yapma yaa ne kadar güzel,ee senin köfteler uzaya çıkmıştır artık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırk yıl köfte yapmaya uğraşıcağıma,restoran zinciri kurmak daha mantıklı geliyor bana.&lt;br /&gt;Yerinde durmak bir insanın kendi kendine yapabileceği diğer bir kötülüktür (ki yukarıda ilk kötülüğü yazmıştım.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi diyeceksinizki hem yerinde sayma diyorsun hemde geleceği düşünme bu iş nasıl olacak.&lt;br /&gt;İyi de geleceği düşünmeden sadece evrimi yönlendirerek tatmin olamıyormusunz yani? işin nereye gideceğini düşünmektense o işin oralara kadar gitme aşamasına değer versek,hayat o kadar anlamlı gelir ki bizlere, yemede yanında yat.(yeme tabi, kırkyıldır aynı köfte yenir mi (?))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat koskoca bir okyanus ve bizi rota mızı nasıl çizersek çizelim akıntı hep bir tarafa çekiyor maalsef.Herşey tamam,herşey yolunda derken o kadar kötü bir vurgun yiyorsunuz ki sudan çıkmış balığa dönüyorsunuz.Kural 3 nasıl ki geçmişle yaşamamalıysak gelecekle de yaşamamaılıyız.Gelen her ne olursa olsun atlatılır.ATLATILMAZSA UNUTULUR!!!&lt;br /&gt;o yüzden o kadar kafaya takmaya değmez.Değiştir rotayı ama hedeften şaşma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçi zaman zaman da sormuyor değilim hani,EYY POSEDİON KUTUP YILDIZI GÖRÜNMÜYOR,PUSULA ŞAŞKIN ŞAŞKIN DÖNÜYOR,KOSKOCA OKYANUSDA AĞAÇ NE GEZERKİ YOSUNLU TARAFINA BAKİİM.NASIL BULUCAM BEN ROTAMI???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o zaman sanki cevap geliyor ''MERAK ETME SEN KAPTAN,BEN RÜZGARI HEP KOLAYINA VERİYORUM,KORKMA HALA DOĞRU YOLDASIN...''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli bir not:Bu aralar fazla yazamamam dan dolayı bende çok mutsuzum ama napalım ya iş-güçten vakit bulamıyorum yada yazmak gelmiyor içimden.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-574883333096690677?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/574883333096690677/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=574883333096690677' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/574883333096690677'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/574883333096690677'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/03/zaman.html' title='ZAMAN'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-8542896201405063022</id><published>2007-03-01T13:24:00.000-08:00</published><updated>2007-03-01T14:32:44.305-08:00</updated><title type='text'>karagöz le hacivat niye öldü?</title><content type='html'>Aslında bu yazıyı bugün yazmayı 2-3 gündür planlıyordum.Kafamda okadar çok düşünce,o kadar çok fikir ve duygu var ki yazmak zorunda hissediyordum kendimi.Hatta bu gün işteyken bile akşam yazıcağım yazıyı planlamaya başlamıştım ki normalde iş sırasında başka birşey düşünmem, Akşam Seyrettiğim ve bence son yılların en güzel türk filmlerinden biri olan 'karagöz le hacivat neden öldü?' adlı film bu akşam yazmayı planladığım bütün fikirleri ertelememe sebep oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karagöz le Hacivat neden öldü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karagöz le hacivat,kimi zaman bilerek,kimi zamanda bilmeden yaptıkları espirilerle ve özellikle bu mizahın gücünün toplumda ki çarpıklıkladan,yalandan,hileden,sahtekarlıklardan,dolandan yada haksızlıklardan almalarıyla öne çıkan 2 komik kahraman.Filmde anlatılan dan gerçekten çok etkilendim.Çünkü bende karagöz le hacivat gibi bu gerçekleri sivri dilimle söylememden dolayı müzdarip'im...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hayatım boyunca olduğum gibi görünmeyi seçtim,hayatım boyunca da her kim olursa olsun,bu nahoş hareketleri yapan insanların suratlarına bunu söyledim.Tamam bundan dolayı çok kaybettim ama, napim ben böyleyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin etrafımda,aslında söyledikleri gibi olmayan insanlar vardı.Bu insanlar ki,olmadıkları biri gibi davranır ve onlar gibi yaşamaya çalışırlardı.Öyle ki kendileri daha merdivenin ilk basamağına adım atmaya hazırlanırken merdiveni yarılamış insanlarla dalga geçer onları eleştirme ukalalıklarını hiç eksik etmezlerdi.Ben bunlara ne zaman bu huylarından vaz geçmelerini söylesem bana bozulurlardı.Ama bende de suç var! biliyorum...&lt;br /&gt;Ben eğer onlar gibi gitmediğim yere gittim deseydim,kazanmadığım parayı kazandım,almadığım şeyi aldım,yapmadığım işi yaptım deseydim.Yada yapamıyacağım şeyleri söyleseydim hesapsızca.Kısacası bende olmadığım gibi olmaya çalışsaydım şimdi hala yanımda olurlardı ama dedim ya maalesef ben böyleyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bütün yazımı değiştirmemim sebebi sadece izlediğim o şahane film değil di tabi ki.Koskoca bir yazıyı çöpe atmamın en önemli sebebi,bu akşam bana yazılan 6-7 kelime;üstelik gerçekten artık benim için önemi olmayan 6-7 kelime Önceleri içim bir sızladı bu kelimeleri duyunca ama sonra dedimki 'ucuz atlatmışız' daha sonra düşündüm ve dedim ki'çok şükür' hatta daha da düşününce istem dışı dedim ki 'ALLAHTAN!!!'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü ben özümde sıfat olayına karşıyken (bununla ilgili bir yazımı okuyabilirsiniz aşağıda),Hayatta tek amacı sıfat olan insanlarla beraber olamam.Heleki o insanlar hayatları boyunca hep olmadıkları biri gibi olmaya çalışırken! bunlar o kadar vahim durumdalarki hep yapmadıkları şeyleri yaptım demekten,olmadıkları kişiler gibi davranmaktan olsa gerek bir zaman sonra bu yalanlara kendileri de inanıcak kadar şizofren bir durumdalar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ben,sıfat olarak sadece DARDA yı seçen, okul olarak önemsiz bir ayrıntı diye dile getiren(bilmek isteyenler için açık öğretim işletmedeyim),kazandığım para olarak 4 haneli demeyi tercih eden;yaşıyla,adıyla,sanıyla SIFATSIZ biriyim.EVET SIFATIM YOK!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YALANCI SIFATLILARDAN SA,YALANSIZ VE SIFATSIZLARDAN olmak daha iyidir bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben karagöz le hacivatın filmini,oyunlarından daha çok sevdim.Çünkü, filimdekiler birer masal kahramanıydı yani bireydiler,oysa oyundakiler sopayla oynatılan 2 kukla! ben oldum olası kuklalardan nefret ettim.Kuklalar başkaları tarafından yönetilen,başkalarının dediklerini yapan,başkalarının sözlerini söyleyen hatta başkalarının HAYATLARINI YAŞAYAN, ÜZÜLECEK VARLIKLARDIR!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa birey olmanın farkında olanlar,masal kahramanı bile olsalar,herzaman takdir edilecek varlıklardır!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedim ya bu acayip şizofrenik kişiler belli bir zaman sonra kendi dediklerine inanırlar diye.Bu kuklalarda belli bir zaman sonra devamlı'benim isteğimdi' yada 'hür irademdi' gibi kelimeleri kullana kullana kendileri bile bu yalanlara inanırlar!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın sakın yanlış anlamayın ben uzanamadığım ciğere mundar demiyorum!! ben ciğeri 3 kuruş etmez kişilere mundar diyorum ve bunu demeye herdaim devam edicem,çünkü ben buyum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karagöz ve Hacivat filiminde güzel bir replik vardı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--Hacivatım,Bir sürü çocuğu olan ve bütün bu çocuklarını yavaş,yavaş öldüren kimdir? diye&lt;br /&gt;cevap: ZAMAN dı!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakikaten zaman akıp gittikçe herşey ölüyor.Sadece canlılar değil bütün duygular,düşünceler hatta eyer çok zorlarsanız hatıralar bile ölüyor! Zaman geçtikçe insan salt benliğiyle karşı karşıya kalıyor ve bütün bu karşılaşma sırasında eyer ki 'keşke' demiyorsanız şanslı sayılırsınız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karagöz le Hacivat filminde başka bir replik daha vardı beni çok duygulandıran;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayşe hatun diyor ki;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--evet,madem bu kadar çok elveren oldu benimde erimi seçme zamanım geldi demektir.Karagözüm seni seçtim, adın gibi kara gözlü fakat mermer gibi ak kalpli olduğun için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstteki repliğe yorum yapmaya gerek olmadığı için laf salatası yapmıycam.Ama sanırım bundan 1500 yıl önce insanlar daha doğruymuş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi zaman yazdığım yazılardan dolayı yada söylediğim sözlerden dolayı üzüldüğüm olur. Bu yazı da üzüldüklerim arasında.Fakat maalesef her satırına kadar kalpten inandığım için eklemeye engel olamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEN ARTIK HAYATIMDA KARAGÖZ GİBİ,HACİVAT GİBİ AYŞE HATUN GİBİ OLANLARI İSTİYORUM...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-8542896201405063022?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/8542896201405063022/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=8542896201405063022' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/8542896201405063022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/8542896201405063022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/03/aslnda-bu-yazy-bugn-yazmay-2-3-gndr.html' title='karagöz le hacivat niye öldü?'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-7565320916213299603</id><published>2007-02-25T12:02:00.000-08:00</published><updated>2007-02-25T13:11:52.126-08:00</updated><title type='text'>Eskilerden Bir Yazı Bu Defa</title><content type='html'>6 gün olmuş yazmayalı buraya.Bu süre zarfında bir sürü hadise oldu,bir ton hikaye yaşandı fakat şöyle bir dönüp baktığımda aslında hayat hep aynıydı.Madem hayat aynı,bakın bugün size eskilerden bir yazı yazayım.Güzel günlerde yazdığım,yanlızken bile çift olduğum günlerde yazdığım,umutlarım hayallerim ve tutkularımı 2 kişilik yaşadığım günlerde yazdığım bir yazı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           Komik ama gerçek bir çok etkisi var denizin insana;kendimde gördüğüm değişiklikler o kadar ilginç,ve bir o kadar çok ki şaşmamak,hayret etmemek mümkün değil.Ben daha önce kara hayatı yaşıyordumgayet tabii.Kara hayatında herşey mükemmel olmalı nedense(?)Çamaşırmakinesinin yıkama kapasitesinin en fazla olanı,buzdolabınızın mutlaka no-frost olma zorunluluğu,otomobilinizde elektronik klima mecburiyeti,beş artı bir home theatre sistemli plazma televizyon hakimiyeti içinde yaşanan,ve başkalarının dayattığı mükemmeliyetçi bir hayat(!)&lt;br /&gt;           Bugün ne yaptın sorusuna,yayık bir ağızla hiiçç diye verilen cevabı,tatminkar bulan,bir budalalık düzeninde yaşıyordum işte.Şimdi beş buçuk metre boyunda ve ikimetre kırksekiz santim genişliğinde ES adlı dostumla beraber yaşıyorum.Tamam katılıyorum küçük,ufak tefek biri, ama bana okadar çok şey öğretti ki, boyuna posuna inanamayacaksınız.&lt;br /&gt;           Birincisi,Es kızımda çamaşır yıkayamazsınız.Hee eğer çok ihtiyaç varsa hortumdan akan tek kademeli suda bileğinizin yettiği kadar kapasitede çamaşır yıkar,kol kuvvetine göre sıkma çeşidini seçer,rüzgar durumuna göre vardevelaya yada direğe çekerek kurutursunuz.Yanlız uçuş komutuna dikkat edin!,sağlam bağlamazsanız devreye giren bu sistem kurutma esnasında çamaşırları uçuşa geçirerek,bütün emeğinizi boşa çıkarır.Sonra ES kızım hakikaten 'no-frost' dur hatta NEVER-FROST da denilebilir.Çünkü buzdolabı,zaten imkansız platonik bir aşk olma için bile yeterince büyükken bu işin frost'unu çıkarmamak aşikardır! Kara da yaz-kış soğuk su içen ben,ES kızımda sintine(teknenin tabanı) ne soğuk verdiyse onu içiyorum.İşin enteresanı; vallahi şikayetçi değilim.Eh bu gibi durumda manikadan(boruşeklinde hava kapağı) gelen ve elektronik klima tadında içeriye dolan hava fazla lüks,ama o kadarcık da olsun değilmi(?) ES kızım'la en çok sevdiğimiz anlardan birisiyse,gece çökünce havuzlukta 1+0 müzik sistemimizde pili bitene kadar cızırtılı radyo dinlemek.Zaten şu anda böyle bir ortamda bunları.           &lt;br /&gt;          Eylülün kararsız gecelerinden birinde,kafamı kaldırıp kahinatı seyrettiğimde daha iyi anlıyorum.Neresinin kalabalık,neresinin tenha olduğunu ancak anlıyorum aslında.Biz burada okadar kalabalığız ve karadakiler okadar yanlız ki,anlatmak bile çok güç.Deniz insanları çok acayip yaratıklar aslında.Mesela ortalama 80m2 bir evde yaşayan 4 kişilik bir aileye 4 kişi misafir gelecek olsa,ev ahalisi en az 3 gün kırmızı alarm'a geçer.Salon temizleniryemekler yapılır,kıyafetler yıkanıp ütülenir,camlar silinir.Misafir saati yaklaştıkça terliklerin eksikliği fark edilir ve terlikler aranır,sandalye kıtlığı yaşanır komşudan istenir.Ama o da ne?çocuk üstüne bir şey döker ve leke olur ,eyvah! yedekte temiz kıyafet de yok.Kahretsin neden bu çamaşır makinesi sadece 5kg yıkayabiliyor diye gerginleşen ortamın içine kocayla yapılan kapasitesi yüksek çamaşır makinesi eksikliği kavgası eklenir.Yine komşuya başvurulup temiz gömlek alınır ve en sonunda misafir gelir.&lt;br /&gt;          Önce lütfen ayağını çıkartma faslı olur, çıkart-çıkartma derken bir kaç dakika kapı önü muhabbeti olur,bu sırada zorluklar la bulunan terlikler şaşkın bir şekilde giyilmeyi bekler.'yahu madem çıkarttırmayacaktınız ayakkabıları,bu terlikleri neden saklandıkları yerden çıkartıp, rahatsız ettiniz'de denilemez ve misafir odasına geçilir.Yılda en fazla 10 kere sıfatına yakışır davranan misafir odası için tarihi bir gece olan bu gecede,oturma gurubuda,  sırf kirlenmesinler diye giydirilen beyaz kefenden 1 gecelik de olsa kurtulmanın,haklı gururunu yaşar.'Çoluk çocuk nasıl?','işler nasıl?' falan filan derken ve erkekler arası devlet meselesi olan 'Ne olacak bu milli takımın hali?' gibi muhabbetler de bitince konuşulacak konu bulamamaktan olsa gerek yemeğe oturulur.3 çeşit meze,3 çeşit zeytinyağlı aperatif,arasıcaklar derken esas yemek de gelir.Veee  'ev de de hiç yemez bu çocuk ama burda nasıl yedi anlamıyorum' mahçupluğuda bitince, göz'ü açlar doyar.Akşam kahvelerinden sonra müsade istenir ve kalkılır.&lt;br /&gt;         Tabi ev sahibi ertesi gün,tekrar temizliğe koyulur.Bu normal bir senaryo olabilir belki ama,bakın ES kızımla geçen akşam biz nasıl ev sahipliği yaptık;&lt;br /&gt;         Işık üniversitesinden arkadaşım olan,ve bir yıldır göremediğim dansçı arkadaşım Engin telefon açmıştı,zavallı başına geleceklerden habersiz gidelim bir yerlerde içelim dedi.'oğlum gel tekneye hem kızımı görürsün,hemde kafaları çekeriz'dedim zavallıcık 'kızım' lafını gerçekten çocuğum sanmış  ki bir çığlık atıp 'ben sana dikkatli ol demiştim'derken tekneyi kastettiğimi söyledim.Daha sonra ise Akdeniz kursundan arkadaşım olan bir diğer Engin aradı tesadüfen.Onada kap gitarı gel dedim.Biz masum 3 lü olarak akşam teknede buluştuk.Hafif yollu bira stoğu da var.O sırada iskelede Anısına teknesinin sahiplerinden Gökhan kardeşimde bize katıldı.Ettik 4.Gitardı muhabbetti derken pontonumuzun(iskele) çapkın(!)(Burcu duymasın) Doktoru müjdat kaptan,yanında Marcel teknesinin güzel kaptanı ve kızı Elif gözüktü.eh onları da ES kızımıza çağırdık ve böylelikle olduk 7.Yumruk meze biralarımızı içip,gitar eşliğinde şarkılarımızı söylerken,GS yelken klübümüzün emektar yelkecisi ve Mekik teknesinin kaptanı Vefik ağbimizde katılınca ettik 8. İçicek tükendikçe Karınca markete müraacat ederek ve marcel teknesinden gelen enfes salataya hücum ederek demlenme faslına geçtik.Şarkılar bitti,Jezabelin kaptanı Müco şiir okudu.İnanın hayatımda duyduğum en güzel şiirdi,Nazımdan dı,Kurtuluş savaşı Destanıy dı.Arkasından Marcel  teknesinin güzel bayanları şarkı söyledi.Sonra güncel konular konuşuldu.İçki hiç bitmedi,yemek hiç olmadı,kimse terlik giymedi,Misafir odası mı? O DA NE?(!) Sonra daha derin konulara girmiştik ki,üstümüze yağmur yağmaya başladı.Biz inadına şarkı söyledik.Biralar soğuyor diye sevindik,No-Frost hala platonik bir aşk ama bizler hiç frostlaş mış muhabbetler etmedik!! Herkes dağıldığında ES'e şöyle bir baktım ve gördüm ki; 80m2 ve misafir odası olan bir evde yaşayamadığımız misafir keyfini,havuzluğu 4-5m2 olan ve tek lüksü pilli radyo olan kızım da doya doya yaşadık.Deniz insanı işte bu...&lt;br /&gt;                                                                                                                                          Eylül 2006&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarda yazdığım yazının aslında 1 sayfası daha vardı.Çok düşündüm o sayfayı yazıp yazmamayı ama sonunda anladım ki gereğinden fazla değer verdiğim şeyleri buraya yazamam.&lt;br /&gt;Es kızımla yaşadığımız hayattan şu an için ne yazık ki koptuk.Ben ancak haftada 1 hatta bazen 2 hafta da 1 yanına gidebiliyorum.Onun yanındayken bambaşka biriyim,gerçek benim gerçekten mutluyum.Fakat maalesef günümüz sanallaşmış hayatında ve çölleşmiş ilişkilerinde para kazanmak,daha da önemlisi karıyer yapmak isteyen birinin bu hayatı yaşaması hoş karşılanmıyor.HATTA ENGELLENİYOR!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merak etme ES kızım.Yine seninle köpük köpük dalgalarda yelkenlerimiz şişik umuda doğru koşucaz.Yine seninle özgürce martılarla yarışıcaz.Yine hayatı GERÇEKTEN YAŞIYACAZ...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-7565320916213299603?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/7565320916213299603/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=7565320916213299603' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/7565320916213299603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/7565320916213299603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/02/eskilerden-bir-yaz-bu-defa.html' title='Eskilerden Bir Yazı Bu Defa'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-554764247234501926</id><published>2007-02-19T11:55:00.000-08:00</published><updated>2007-02-19T13:09:32.005-08:00</updated><title type='text'>Hayallerinin peşinden koşmak...</title><content type='html'>Bu hafta çok sevdiğim bir arkadaşım sayesinde tekrar hatırladım hayallerinin peşinden koşmanın ne demek olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naciye benim açıköğretim sıralarından tanıdığım ruhen ve fikren bir o kadar açık olan.100 KİŞİDEN 98 ine benzemediği için sevdiğim bir dostum.Çok ortak yanımız var Naciyeyle,en önemlisi 2 mizde hayallerimizin peşinden koşuyoruz ama şu sıralar ben maalesef biraz ihmal ediyorum hayallerimi!(ben tanıyan bilir bu hayalleri,bilmeyenlerde zamanla öğrenir elbet.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her neyse bu hafta EMİT fuarında Naciye nin Aşçılık yarışması vardı ! tabi şimdi diyeceksiniz nerden çıktı bu aşçılık?Naciye tam adam oldu bu kız denilirken adam olmaktan istifa edip,pastacılığa soyunmuşdur üstelik bunun için Malta dan dönmüş,açıköğretim turizm otel işletmeciliği öğrencisi olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi şimdi sizde kayış koptu değilmi :D bir kız var Maltada hayatını düzene koymuşken Pastacı olmak istediğini fark ediyor,Geri istanbul'a geliyor,pastacılığı öğreniyor,üniversitede turizm otelcilik bölümüne giriyor ve işin son noktası Bodrum Rixos otelde işe başlıyor.Yani anlıyacağınız ADAM OLAMAMIŞ AMA İNSAN OLMUŞ BİRİ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naciye girdiği 4 uluslar arası yarışmadan 1gümüş ve 2 bronz madalya aldı.Gümüş aldığı modern pastasına hayran kaldım ki isteyenler space imde görebilir.Cumartesi günü canlı performansında Naciye yi izlerken onun o mutluluğu beni çok ama çok daha fazla mutlu etti ve birde baktım ki kendimi gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben hep hayallerimin peşinde sürüklenerek nefes aldım;&lt;br /&gt;Başarılı olduğum da oldu olamadığımda oldu.Ama en önemlisi ben umut etmekten ve bu umutlar bu hayaller için çabalamaktan bıkmadım,yorulmadım,usanmadım.Fakat şu aralar sanırım hayata biraz ara verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimden bu kadar bahsetmek bile fazla geldiği için şu noktada kesmek en iyisi sanırım.Ama şunu söylemeliyim yapamaz demesin kimse çünkü YAPARIM...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayaller nedir peki?&lt;br /&gt;İnsan'a gerçekten uzak mış gibi gelen ve o yüzden sadece o uzaktaki mutlu anları düşünüp tatmin olunacak birkaç düşüncemi,yoksa gerçekten herşeyi feda edip peşinden inatla koşulması gereken birer amaç mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevabı 2 yönlü de düşüne bilirsiniz ama eğer 1. şıkkı seçiyorsanız siz hayal etmeye devam edin çünkü elinizde olan sadece o hayal ettiğiniz anlarda yüzünüzde oluşacak yapay mutluluk ve burdan sonrasını okuyarak bundan mahrum kalmayın ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naciye sadece düşünerek mutlu olmadı,çünkü biliyordu ki hayaller yaşanmaya değer Çünkü biliyordu ki salt mutluluk insanın kendinden doğar.Bu mutluluğu büyütmek de çaba ve emek ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat tabi günümüz keşmekeş hayatında ve maalesef dengesiz sosyo ekonomik dengelerinde bu dediğimi yapmak hiç kolay değil.Biliyorum hepiniz iş yerinize gittiğinizde sabahtan akşama kadar saçma sapan bir sürü insanla muhattap oluyorsunuz,sonra çekilmez bin türlü dertle boğuşuyorsunuz,ay sonunda sizi tatmin etmeyen maaşlarınızı alıp sadece kazandığınız parayı harcamak için aldığınız eşyaların taksidini ödüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEKİ NEDEN?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan lar o kadar enteresan varlıklar ki,alt beyinleri bir sorunla karşılaştığı zaman bunu çözmek için siz farkında olmadan bu sorunu çözmek için çalışmaya başlıyor.Fakaat eğer bu sorunun çözümünü bulamazsa o zaman da bu sorunu unutturuyor.Bazen dersiniz ya hiç aklımda değil di şimdi nerden çıktı şu problem diye,işte o aslında meşguliyetini kaybeden alt beyininizin size eski sorunları hatırlatıp hala problem olup olmadığının yoklamasını yapması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi soruyorum Neden çalışıyorsunuz? Neden para kazanıyorsunuz, Neden hergün aynı çileyi çekiyorsunuz? Şu an ki konumunuzdan mutlumusunuz? Arkadaşlarınız dan mutlumusunuz? Özlediğiniz ama görüşemediğiniz bir dostunuz varmı? Yarın ödemek zorunda olduğunuz faturayı neden harcadınız? Neden kendinize vakit ayıramıyorsunuz? Neden çevrenizdekilere vakit ayıramıyorsunuz? Neden iyi bir aşk hayatınız yok? Neden daha iyi bir cep telefonu almak istiyorsunuz? NEDEN GÜNDE SADECE 10 SAAT KULLANACAĞINIZ, ONUNDA 7 SAATİNİ UYUYARAK GEÇİRECEĞİNİZ BİR EV SATIN ALMAK İSTİYORSUNUZ?...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın eğer üstteki soruları gerçekten irdeleyerek okuduysanız en az 2 ay alt beğininiz çok ama çok meşgul olacak!! Sorgulamak dehaların haritalarıdır,eğer haritaları doğru okursanız doğru adrese gidersiniz ama okuyamazsanız KAYBOLURSUNUZ!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayallerimizin peşinden gitmeyi aslında hiç bir şey engellemiyor.Tamam saçma sapan sebepler bu hayallere gitmeyi çok zorlaştırıyor, ama boşverin üzerine gidin o zorlukların. belki çözdüğünüz her problemin üstüne başka bir problem doğacaktır Onuda çözmeye uğraşın.Hayat öyle de böyle de mücadele değil mi sanki? hiç olmazsa doğru şeyler için mücadele edin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben tekrar doğru soruları sormaya başlıyorum.&lt;br /&gt;Neden 4 aydır her gece hırsımdan titreyerek uykuya dalıyorum?&lt;br /&gt;Neden teknemde avare yaşamak varken okul-seminerler-iş-workshoplar uğraşıp duruyorum?Sadece çok ama çok kısa bir zamanımı alıcak o an için mi çalışıyorum? Hayır ben sadece amaçlarım için çabalıyorum ee tabi bu amaçlar olurken birileride mort olucak o da işin başka zevki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen öyle anlar geliyor ki bu amaçlar için o kadar çok problem le karşılaşıyorsunuz ki bıkkınlık geliyor ama o zamanlarda o eski kaptanın dediğini unutmayın&lt;br /&gt;''limana varmaktan değil,yolculuk dan zevk alın!''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözdüğünüz her problemi çözmekten mutlu olun hayat ta doğru amaç için boğuşmaktan mutlu olun.Hayata müdahele etmenin gücünden zevk alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben şu an öyle yapıyorum ve yukarıdaki sorular için yaptığım fedakarlıklardan mutluyum.Amaçlarım için çalışmakdan mutluyum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada bu yazı burda yayımlanan 3. yazım ve Sanırım 3 yazıda sitenin adına yakışır oldu.Arkadaşlar provokasyona gelin!! hayatınız için kendiniz ve çevreniz için provoke olun!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak sana çok ama çok teşekkür ederim Naciye.Bana tekrar hayallerinin peşinde koşmanın nekadar önemli ve güzel birşey olduğunu hatırlattığın için,Sonuçta elde ettiğin o mutluluğun hiç bir şeye değişilmeyeceğini tekrar gösterdiğin için.Unutma ben herdaim yanında destek olacağım hayalin ne olursa olsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-554764247234501926?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/554764247234501926/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=554764247234501926' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/554764247234501926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/554764247234501926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/02/hayallerinin-peinden-komak.html' title='Hayallerinin peşinden koşmak...'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-3509191055675667138</id><published>2007-02-12T11:54:00.000-08:00</published><updated>2007-02-12T13:05:23.391-08:00</updated><title type='text'>Nedir bu Sıfat Takıntısı Anlamadım Gitti.</title><content type='html'>Hayatımızın her köşesinde bir sıfat manyaklığımız ver nedense.Mesela dünya uzay çağın da diyoruz ama,3 ülke dışında uzaya canlı gönderen yok! ee gidenlerde geri geliyor orda da bi halt yok.Hayır boşu boşuna uzaya çıkmaya ne gerek var? sen yaşa dünya da paşa paşa,hem uzaya yaptığın yatırımı dünyaya yapta bari yaşanabilecek bir yer olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzay çağındayız ama Afrikada her 3 saniyede 1 bir çocuk açlıktan ölüyor!!(bunu söylediğim kişiler şaşırmış kendilerini kötü hissetmişlerdi) Düşünün,hattta yüksek sesle 1-2-3 diyin ve 1 çocuğun öldüğünü hayal edin! şimdide bunu yapabilirseniz 5dk yapın evet 100 afrikalı çocuk açlıktan öldü... SİZ UZAY ÇAĞINDA OLSANIZ NEYE YARAR!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat enteresan sıfat larla doludur.Aslan gibi adam dersiniz ama,ömrünüzde tek gördüğünüz aslan gülhane parkında dejenere olmuş bıkkın bir kedidir... Yada Su gibi kız derler kız iç iç bitmez :D neyse.En güldüğüm şeyde doğuştan verilen sıfatlardır.Örneğin oğlunun ismini mert koyar baba,ama çocuk 20 yaşında gay olmayı tercih eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ee ismin ne peki şekerim?&lt;br /&gt;-Mert&lt;br /&gt;-YOK YAA, HİÇ MERT GÖRMESEK...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yada kıza selvi dersin,bücür olur :D&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıfat lar yerli yersiz.Doğru yanlış herkese yakıştırılıyor.Yada mecbur gibi algılanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok yapılan hata tabiki sevgi konusunda(baştan beri bu an için sabrettiğinizi biliyoruuum,eh kuyruk acınız var normal :D )&lt;br /&gt;günümüz dejenere ilişkilerinde çok rastlanan bişey&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-çıktığım kız (beraber dağa çıktıkta,nasıl güzel tırmanıyor bir bilsen.zıplaya zıplaya :D )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yada birlikteliğin ilk günlerinden itibaren hemen ,hayatım,aşkım,canım demeler ya bi dur bee, az bi dur 25 yıldır yaşıyorsun 2 günde tüm hayatın nasıl oldu.hem diyelim oldu, e o kız 15-16 ay sonrası sen ona sıfat üstüne sıfat eklemişken.kendine pek nahoş bir sıfat ekleyerek senin hayatını karartıcak ya!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında sıfatları; itilmeye güdülenmeye alışmış,devamlı edilgen olan zavallı insanlar yüzünden bukadar çok hayatımıza koyuyoruz.Erkek arkadaşın nasıl biri cevabına,teknesi var arabası var evi var ZENGİN yani Hem bilmem ne okulunda master yapmış ve Süper bir işi var paraya para demiyor cevabını vermek isteyen bayanlar.SIFAT ilişkisi yaşamayı çok istiyor.Girdikleri aile ve arkadaş çevresinde,O aslında ideal çocuğun kız arkadaşı olmak isiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMA DEDİK YA HİÇ BİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benden AŞKIMI betimlemem beklense ki şu an öyle biri yok! ben 3 sıfat takmak isterim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖZGÜR&lt;br /&gt;MUTLU&lt;br /&gt;HERTÜRLÜ FEDAKARLIĞI YAPACAK KADAR BENİ SEVİYOR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu 3 ü yeter bana ama bu 3 ünü bir araya getirmek o kadar zor kii,&lt;br /&gt;insanlar kolaya kaçıp başarılı falan filan safsataları yapıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben göreceli kavramların esiri olmayı aptalca buluyorum çünkü.&lt;br /&gt;zengin kimdir? billgates ten zengin olan mı yoksa komşumdan zengin olan mı??!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yada başarılı kimdir?&lt;br /&gt;oxford mezunu mu? boğaz içi mezunumu?&lt;br /&gt;dipnot billgates bilgisayar mühendisliğinden ayrılmıştır ve bence başarılıdır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat tezatlarla paradokslarla doluyken nasıl herkesi bir sıfat tarlasında balyalara sığdırabiliriz ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evett bunun da kolayı bulundu kartvizit...&lt;br /&gt;İş hayatında yazılı evrak a olan talep son 10 yılda %25-30 azalmışken&lt;br /&gt;kartvizite olan talep %15 artmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir düşünün neden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık insanlar kartvizitleriyle değerlendiriliyorda ondan tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an için lojistik sektöründe çalışıyorum o yüzden benden dinleyeceğiniz yeni yaşanmış hikayeler kendi dalımda olacak tabiyatıyla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde bizim şirketin çok başarılı şöförlerinden(bir kamyon şöförü ayda binlerce kazanıyor&lt;br /&gt;haberiniz olsun) konuşma sırasında beklemediğim bir hareket gördüm.Bakın adam gerçekten ingilizce falan bilmiyor,sadece 10-15 işine yarayan kelimeyle idare ediyor.Konuşma sırasında bana kartını verdi!! tam şok halini en içten yaşarken kartı okuyunca taş gibi kaldım.Adamın title ı Move Cordinator (taşıma koordinatörü).Ya adam bildiğin kamyoncu ve o kadar ezilmiş ki bu kelimenin altında gitmiş bilmediği bir dilde sıfat koymuşkartına hemde MOVE CORDINATOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ee gerçi fahişeden model,çengiden showgirl,yalancıdan siyasetçi olursa kamyon şöföründen de move cordinator olur maalesef.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın bence insanı insan yapan sıfatlar değildir.Çünkü sıfatlar zaten insan yapısıdır...&lt;br /&gt;Çok yakışıklı bir çocuk dediğinizde siz kendi deneyimlerinizden,kendi yaşam hikayelerinizden örneklemeleri karşılaştırarak buna karar veriyorsunuz ama karşınızdakiler aynı deneyimlere sahip olmayabilirler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamyon şöförü belki Mardin de gerçekten saygı duyulan bir meslekken siz İstanbulda yaşadığınız için hakir görme yanılgısına sahip olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kıza hayatım diyip değer verdiğinizde belkide gerçekten ondan binkat iyi kızlara haksızlıkda yapıyor olabilirsiniz ki bu hatayı bende yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben artık toplumun bana direttiği sıfat mecburiyetleriyle uğraşmak istemiyorum,&lt;br /&gt;Örneğin yol bilgi tabelalarında F.Sultan Mehmet köprüsü AKICI yazısını görmek istemiyorum.Orda&lt;br /&gt;F.Sultan Mehmet köprüsü İNCİN TOP OYNUYOR yazsın!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UNUTMAYIN HİÇ BİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL!&lt;br /&gt;bizler aslında sadece görmek istediğimiz şekilde görüyoruz olayları ve kişileri.Ama en önemli yanılgımız gördüklerimiz aslında kendimizin hatta içinde bulunduğumuz toplumun klişeleşmiş,katılaşmış,kurallaşmış deneyim kırıntıları!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-3509191055675667138?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/3509191055675667138/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=3509191055675667138' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/3509191055675667138'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/3509191055675667138'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/02/nedir-bu-sfat-taknts-anlamadm-gitti.html' title='Nedir bu Sıfat Takıntısı Anlamadım Gitti.'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1191154364806686834.post-4038207994281339198</id><published>2007-02-08T13:37:00.000-08:00</published><updated>2007-02-08T14:21:57.769-08:00</updated><title type='text'>İdeallik ve Gerçekler</title><content type='html'>Ana düşünce 'Gördüğün Şeyler Gerçekmi?' sözü olunca illa ki ilk yazıda bununla ilgili olmalıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğduğumuzdan beri etrafımızda birtakım hadiseler yaşanıyor.Öyleki bazı zamanlarda yaşananlarmı gerçek yoksa idealler gerçeklemi karıştırılıyor anlayamıyoruz.İnsanlar nedense hep olması gerekeni yaşamak ister.Bende böyle bir ailenin çocuğu olarak böyle bir çevrede büyüdüm;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hani geceliyin tırnak kesilmez diyen büyüklerden hayatı öğrenmeye çalışdım.(Yav sabahın körü kalk, okula git,eve gel ödev yap,yemek ye ee işte yine gece oldu.Ne yani kesmiyim mi tırnaklarımı? Cadı gibi mi olayım?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte hep idealler bize gerçekmiş gibi lanse edildi.Bir düşünün, Tabiki gecenin kör karanlığında mum ışığında tırnak kesilmez.Maazallah biryerini kesersin o karanlıkda,fakat artık elektrik icat edildiiii,kasmaya ne gerek var sabah erken kalkıp tırnak kesmek için.Git tuvalete kes saat kaç olursa olsun.Hem hijyendir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Revizyona girmemiz lazım artık.Çünkü yaşadığımız hayatın çoktan 50.000 bakımı geldi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela bayanların neden sokakda sigara içmesinin yanlış anlaşıldığını anlayamıyorum! Kesin bunun altında Nuri Alço filimlerindeki vamp kadınlarla alakası vardır.Oysa iç Bacım sen sigaranı doya doya.Nevar yani,sokakta öpüşmeye alıştı insanlar ama hala bayanın sigara içmesi yanlış öylemi??&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdealler'e nekadar yaklaşırsak o kadar mutsuz oluyoruz aslında.Bakın size bundan çok değil 15 yıl önce köşesiz bir oda deseler şok olurdunuz.Hatta öyleki demin cümle içinde kullanınca bile anlamsızmış gibi geldi bana :D ,Neyse hani evin odaları olurya işde o odaların köşesi olmasa,köşe yerine eğriler olsa,oval e yakın olsa.15 yıl önce OLMAZ öyle şey diye bağırır çağırırdınız.Hatta belki şimdi bile ters geliyordur.Ama 3 yıl evvelin tredn'i Fang Shui(umarım adını doğru yazmışımdır) diyor ki; köşeler insanlara huzursuzluk verir!,evinizde mümkün olduğunca az köşe kullanın yada köşeleri kapayın diyor.(EH Türk bebesi'ne burnunu sıktıran meşhur başkan da huzuru Oval ofisde bulmamışmıydı sanki :) )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İdeal eş (bayanlar için) evde oturan,yemek yapan,temizlik yapan,çocuğuna bakan ve akşam kocasının gelmesini bekleyen kadın olarak yansıtıldı eskiden beri.Ama kazın ayağı öyle değil.&lt;br /&gt;unutmayın bayanlara oy hakkını birçokülkeden önce tanımış toprakların çocuklarıyız.Ama gerçek gibi görünen idealler yüzünden annelerimiz,nenelerimiz neler çekti bir düşünün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÖRDÜĞÜN ŞEYLER GERÇEK Mİ? derken sadece bu idealler meselesine takık değilim aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta hep bişeyleri bir takım kalıplara koymaya çalışıyoruz ve bu sebepten mutsuz oluyoruz.Ben çok da olmasa sanırım biraz geç anladım bunu.&lt;br /&gt;İNSANLIĞIN SIFAT SORUNU VAR!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki yazımın başlığıda çıkmış oldu burdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*gerçekten sıfatları doğru kişilere doğru şekilde kullanıyormuyuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*bu sıfatlar lazım mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*sıfatlarmıdır bizi biz yapan yoksa biz mi sıfatlara anlam katıyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*ZİNCİRLEME SIFAT TAMLAMASI NEDİR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gibi konulara sonraki yazıda değineceğiz.&lt;br /&gt;Hayde kalın sağlıcakla ve unutmayın HİÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1191154364806686834-4038207994281339198?l=provocateur-reflection.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/feeds/4038207994281339198/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1191154364806686834&amp;postID=4038207994281339198' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/4038207994281339198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1191154364806686834/posts/default/4038207994281339198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://provocateur-reflection.blogspot.com/2007/02/ideallik-ve-gerekler.html' title='İdeallik ve Gerçekler'/><author><name>Orhan Arda (DARDA)</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05854609529022727150</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
